Siyonist Düşünce Tasfiye Edilmedikçe…
Veysi ERKEN Dr.
Siyonist düşünce tasfiye edilmedikçe dünyaya huzur yoktur.
Siyonist düşünce şeytanidir ve huzurun katilidir, kırımcısıdır.
Trump’un Venezuela’ya saldırması ve seçilmiş başkan Nikolas Maduro Moros’u kaçırması bir haydutluk, korsanlık ve eşkıyalıktır.
Doğrudur, Gazze’de devam ettirilen soykırım vahşettir. Şeytanlığın tecessüm etmiş halidir.
Siyonist haçlı zihniyeti denilen Batı/batıl anlayış sürekli ve daimi olarak soykırım, vahşet, katliam, işgal, sömürü peşinde olmuş ve bunu vazgeçilmez amaç edinmiştir.
Afrika’daki, Asya’daki, Filistin’deki, Gazze’deki, Türkistan’daki katliam, işgal, soykırım, sömürü Siyonist düşüncenin tasfiyesinin gerekliğinin inkâr edilemez delilleridir.
Vahşetler, işgaller, soykırımlar, gasplar, sömürüler şeytani uluslar arası hukuk kavramı ile örtülüyor, şallanıyor, insanlık katlediliyor.
Siyonist düşünce toplumları hep “uluslararası hukuk” ve “uluslararası toplum” laflarıyla aldatıyor, uyutuyor ve yok ediyor.
Uluslar arası hukuksuzluk, Siyonist düşüncenin Bir(LEŞ)miş (M)illetlerinin kuruluşundan hatta dava öncesinden beri var diyebiliriz.
Uluslar arası hukuk denilen kanunlar, ilkeler, kurallar zorbaların, bilhassa ABD, İngiltere denilen haydutların dayattığı kurallardan başka bir şey değildir.
İhtilaflarda, ticarette, sanayide, sağlıkta, eğitimde, adalette, cezada kısaca her alanda cari olan ve cari kılınmak istenen kurallar zorbaların hazırladıkları kanunlar ve hukuk diye dayattıkları melanetlerdir.
Falan ülke ile ticaret yapamazsınız, madenlerini işletemezsiniz, devletleri tanıyamazsınız, yargılayamazsınız, tek başıma red ederim, katliamlar, soykırımlar, vahşetler, işgaller sürsün anlayışı ve kuralları dayatmanın, zorbalığın en belirgin kurallarıdır.
Mesela Dünya Ticaret Örgütünün ilke ve kurallarını esasında ABD, İngiltere ve şürekâsı belirledi ve ülkelere dayattı, dayatmaya devam ediyor, işine gelmediğinde reddediyor ve dünya seyrediyor.
Tabii ki dayatma sadece DTÖ ile sınırlı değildir.
Dünya Sağlık Örgütünün dayatmaları, salgın dönemi diye yutturdukları devirdeki mel’anetleri ve sonuçları ortadadır.
“Bir LEŞ miş M illetler”e bağlı hangi kuruluşu incelersek aynı sonuçla karşılaşırız.
UCM ve Uluslararası Adalet Divanı”nın icraatları/ icraatsızlıklar ortadadır.
Soykırımlar, yağmalar, katliamlar, vahşetler, işgaller, sürgünler vs. bu kuruluşlar marifetiyle unutturuluyor, sürdürülmelerine imkân sağlanıyor ve insanlar yok ediliyor.
Vicdanlılar, mazlumlar, ahlaklılar, Müslümanlar buna isyan ediyor ve gerçekten hak ve hukukun hâkim olmasını istiyor, bekliyor.
Bütün bu deliller ışığında şunu rahatlıkla diyebilirz ki, şeytani Siyonist düşünce tasfiye edilmedikçe dünyada huzuru sağlamak ve sömürüyü durdurmak mümkün değildir.
Siyonistlerle barış mümkün değildir.
Siyonist haçlı katillerinin asla insanlıktan, merhametten, barıştan yana olmadıklarını olmayacaklarını her aklı başında ve insandan yana olan bilir.
Onlarla yapılan geçici anlaşmalar felaketi arttırmaktan, soykırımları çoğaltmaktan, onlara zaman kazandırmaktan başka bir işe yaramaz, yaramamıştır ve yaramayacaktır.
Anlaşmaların hemen akabinde katliamları, soykırımları devam etmiştir.
Bu durum tarih boyunca sürmüş bir haldir.
Evet.
Siyonist haçlı zihniyeti “ayrık otu” gibidir ve asla barıştan yana değildir.
Şeytanidir ve hep yeni tuzaklar peşindedir.
Siyonistlerin temel amacı “insansız toprak, topraksız insan” hedefini gerçekleştirme, soykırımı devam ettirme ve işgalini genişletmedir.
Anlaşmaları bunun için yapar gibi davranırlar.
Haçlı seferlerinin başlatılmasından beri tarihi süreç boyunca bu durum böyle süregelmiştir.
Hâsılı kelam.
Siyonist düşüncenin tasfiyesinden başka bir çıkış yolu yoktur.
Selam ve Sabırla…01.02.2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?