Mükellefiyet ve Övünme
Veysi ERKEN Dr.
Mükellefiyetlerimiz, sorumluluklarımız ferdidir ve atalarımızın yaptıkları hayırlı işleri bize bir şey kazandırmaz.
Bizler onlarla ne kadar övünsek de bizim mükellefiyetimiz ortadan kaldırmaz. Ayette “Allah hiçbir kimseyi, gücünün yetmediği bir şeyle yükümlü kılmaz; lehinde olanı da kendi kazandığıdır, aleyhinde olanı da kendi kazandığıdır. Rabbimiz! Unutur veya yanılırsak bizi cezalandırma! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır yük yükleme! Üstesinden gelemeyeceğimiz şeyleri boynumuza borç kılma! Bizi bağışla, ayıplarımızı ört ve bize rahmetinle muamele buyur! Sen bizim sahibimiz ve yardımcımızsın; artık inkârcı topluluğa karşı bize yardım et! Bakara-286” buyurur ve geçmişimizdekiler için “Onlar bir ümmetti gelip geçti. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. Siz onların yaptıklarından sorguya çekilecek değilsiniz. Bakara-134”gerçeği izah edilir.
Bizler Hz. Muhammed’e (sav) vahyedilene ve onun tatbikatı uymak ve buna göre amelle mükellefiz. “Rasûlüm! Sana da Kur’an’ı, kendinden önceki kitapları doğrulayıcı ve onları koruyup denetleyici olarak her yönden gerçeğe uygun bir tarzda indirdik. O halde daha önce kendilerine kitap verilenler arasında Allah’ın indirdiğiyle hükmet; sana gelen gerçekleri bir tarafa bırakarak onların asılsız isteklerine uyma. Biz her biriniz için, o dönemin peygamberine ait bir şeriat ve bir yol-yöntem belirledik. Eğer Allah dileseydi, sizi, tarih boyu aynı şeriate bağlı bir tek ümmet yapardı. Fakat her birinizi, kendisine verdiği kitap ve şeriat ile imtihan etmek için böyle ümmetlere ayırdı. Öyleyse ey mü’minler, siz de durmayın, hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Neticede hepinizin dönüşü Allah’adır ve anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri O size bildirecektir. Maide-48”
Kendi amellerini Allah’ın rızasına dayandırmaya çalışmayan, geçmişiyle övünmeyi ve yetinmeyi marifet zannedenler şöyle uyarılır. “Her ümmet için takdir edilmiş belli bir süre vardır. Bu sürenin sonu geldiğinde artık onu ne bir an geciktirebilirler, ne de bir an öne alabilirler. A’râf-34”
Evet.
Her ümmet için takdir edilen bir zaman vardır. Geçmişte olup bitenler, kişiye fayda sağlayamadığı gibi ferdi sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.
Ve
“Allah şöyle buyuracak: “Sizden önce gelip geçmiş cin ve insan topluluklarıyla beraber siz de girin cehenneme!” Bu şekilde her bir topluluk ateşe girdikçe yoldaşlarına lânet edecek. Nihâyet hepsi birbiri ardınca orada toplandıklarında, sonra gelenler önce girenler hakkında: “Rabbimiz! Bizi doğru yoldan işte bunlar saptırdılar; bu sebeple onlara iki kat ateş azabı çektir” diyecekler. Allah da: “Her birinize iki kat azap var, fakat siz bilmiyorsunuz” buyuracak. A’râf-38”
Hâsılı kelam.
Kendi mükellefiyetimizi unutmadan, geçmişlerimizle övünmeyi bırakarak hayatımızı Allah’ın rızasına göre kurgulamaya çalışalım.
Selam ve Sabırla… 22.02.2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?