20 Eylül 2017 Çarşamba

Öğretim Kademeleri Arasında Geçiş Sınavları Sorunu



Öğretim Kademeleri Arasında Geçiş Sınavları Sorunu

Veysi ERKEN

            Değerli dostlar
            Cumhurbaşkanı TEOG kaldırılmalı ifadesini kullanınca hemen bir tartışma başlatıldı.
            Eğitim sisteminden anladığını söyleyen pek çok “nüfuz ajanı” devreye sokuldu.
TEOG kalkmalı veya TEOG benzeri sınav olmalı diyenlerin yazdıklarını okuyorum, söylediklerini dinliyorum ve üzülüyorum.
            Maalesef konuşturulanların ekseriyeti “sömürge zihniyeti” ile yetiştirilmiş kişilerden oluştuğunu görüyoruz.
            “Kültürel bağımlılık”la “zihinleri işgal edilmiş”lerden, paralı veya parasız “nüfuz ajanları”ndan hayır gelmez.
            Bunların tamamına yakını bizim kültürel kodlarımızdan habersiz veya düşmanıdır.
            Bunun için diyorum ki, Sayın Cumhurbaşkanı sağlıklı bir yapı oluşturmak istiyorsa “zihinleri işgal edilmemiş” yerli düşünen kişilerle istişare etmesi gerekir.
            Aksi takdirde “geçiş sınavları”nın sadece adı değişmiş olur.
            Öğretim kademeleri arasındaki geçişlerle ilgili yıllardır yazı yazıyorum.
            1993’ü esas alırsak o yıldan beri yüzlerce yazım yayınlandı.
            Bilimsel makale olarak da yazılarım var.
            Özellikle “sınavsız ve sınırsız üniversite” başlıklı köşe yazılarım bu konudaki çözüm önerimi anlatmaya yeter.
            Arzu edilmesi halinde ilgili bütün birimlere konuyu çözümleriyle izah etmeye hazırım.
            Mümkün olduğu kadar zihnimi işgalcilere kaptırmıyorum.
            Bunun için çözüm önerilerim ve tahlillerim bizim değerlerimizin ilkelerine istinat ediyor.
            Talim ve terbiye tarihimizi okumaya ve tahlil ettiğimde şunu görüyorum.
            Bizim değerlerimize göre bireyin sınırsız ve sınavsız bilgi edinme ve beceri geliştirme haklı vardır.
            Bilgi ve beceri geliştirme alanını oluşturma ile ilgili kendini görevli addeden devletin bir tek görevi vardır.
            Bilgi edinme ve beceri geliştirme alanlarının kapasitesini ve kalitesini “talep”e göre arttırmak ve çeşitlendirmektir.
            Birey kendi kapasitesine göre bilgilerden edinebilmeli ve becerilerini geliştirerek kendine, çevresine ve insanlığa faydalı olabilmelidir.
            Dolayısıyla kademeler arasında TEOG, YGS, LYS gibi geçiş sınavları olmamalıdır.
            Ülkemizin her köşesinde eğitim programları çeşitlendirilmeli ve her bireyimiz bunlardan faydalanmak istediği oranda faydalanabilmelidir.
            Mesleki beceri kazandırma programları çok çeşitlilik esasına göre küçük yaşlara hitap edecek şekilde olmalıdır.
            Özellikle yükseköğretim düzeyinde sınırsız ve sınavsız alan seçimi olabilmelidir.
            Bilindiği üzere bugün yükseköğretimde “sınavsız ikinci üniversite”, “uzaktan öğretim”, “yan dal” ikinci ana dal” gibi programlar adı altında öğrencilere veya mezunlara imkan sunulmaktadır.
            Bizim analizlerimiz bu gibi programlar yerine bireye “sınavsız ve sınırsız tercih” özgürlüğünün tanınmasıdır.
            Bilinmelidir ki, bilgi edinme hakkını her ne sebeple ve her ne ad altında olursa olsun engellemek veya daraltmak zulümdür.
            Özellikle bu konu ile ilgili tüm etkili, yetkili ve sorumlulara sesleniyorum.
            Çözüm üretmenin yolu “zihinlerimizi işgalden” ve “kültürel bağımlılıktan” kurtarmaktan geçmektedir.
            Bize dayatılan ve önerilen çözümler “sömürge zihniyet”e sahip kişilerce olduğu müddetçe sağlıklı sonuç elde edilemez.
            Yerli olduğunu zanneden ve düşünen herkese söyleyeceğim şudur.
            Bizim temel değerlerimizde “bilen bilmeyenden üstün” kabul edilmiş ve bu düstur çerçevesinde herkese bilgi edinmenin yolu sınırsızlaştırılmaya çalışılmıştır.
            Bireyin önüne TEOG, YGS, LYG gibi manialer, barikatlar ve setler konulmamıştır.
            Hasılı kelam,
            Özgür zihinlerin inşası için haydı TEOG, YGS, LYS barikatlarını kaldırmaya ve bütün alanlarda kapasite ve kaliteyi arttırmaya var mısınız?
            Selam ve Sabırla…

18 Eylül 2017 Pazartesi

Sayın Cumhurbaşkanı Bir Kere Talimat Veriniz



Sayın Cumhurbaşkanı Bir Kere Talimat Veriniz

Veysi ERKEN

            Kurbağayı haşlama yöntemini bilirsiniz. Siyonist haçlı zihniyeti ülkemizi ortadan kaldırmak için bu yöntemi kullandıklarını düşünüyorum. Özellikle kazanın altındaki ateşe odunu uşaklarına taşıtarak bu işi yapmaya çalışıyorlar.
            15 Temmuz ihaneti bunun en belirgin misallerinden birisi ve en önemlisidir.
            Siyonist haçlı zihniyetinin uşağı tapınakçı haşhaşi zihniyeti efendilerinin gayesini tahakkuk ettirmek için çabasından ve ihanetinden vazgeçmiş değildir.
            Yapılan ve yapılacak icraatları sabote etmek için her türlü iftirayı, hırsızlığı, yalanı, talanı devreye sokmaktan vazgeçmiş değildir.
            Özellikle “nüfuz ajanları” vasıtasıyla icraatları kötülemek, engellemek, geciktirmek gibi eylemlerini sürdürdüklerine şahit oluyoruz.
            Geçmişte haşhaşi fetö medyası ile çalışmış, oralarda yazarlık, muhabirlik gibi işlerde bulunmuşları takip ediniz olup biteni anlarsınız.
            Hala bu tipler yanlış bilgilendirmelerde bulunuyorlar.
            Mağduriyet edebiyatı ile bürokrasideki fetöcüleri koruyorlar, hatta yenilerinin atanmasına bile zemin hazırlıyorlar denilebilir.
            Tabii ki, nüfuz ajanları sadece medyada değildir. Hala kamunun bütün unsurlarında olduğunu düşünüyorum.
            Tabii ki, fatura Cumhurbaşkanına çıkarılıyor.
            Birkaç örnek verebiliriz.
            Geçenlerde Cumhurbaşkanı TEOGLA ilgili konuşurken “bakanlarıma bir kere talimat veririm yaparlar” dedi.
            Sonuçlara baktığımızda bürokrasinin bu talimatları sumen altı etmeye çalıştığını görüyoruz.
            Sayın Cumhurbaşkanı
            Özellikle 16 Nisan halk oylamasından sonra FETÖ tipi örgütlenmeler talimatlarınızı boşa çıkarmak, icraatları engellemek ve faturayı size kesmek için her yola başvuruyorlar.
            Yardımcı Doçentlik konusu, İhlas Finans mağdurları, 15 Temmuz sonrasındaki iş ve işlemlerle ilgili yapılanlar esas alınarak dedikodu, iftira ve yalanlarla toplumun zihni bulandırılıyor.
            Özellikle genç kesim sizin iktidarınız döneminde büyüdü. Geçmişin karanlık yapısını ve yokluklarını bilmediği için kandırılmaları daha kolay oluyor. İhanet şebekesi özellikle oyununu gençlik üzerinde yürütülüyor ve fatura size çıkarılmaya çalışılıyor.
            Sayın Cumhurbaşkanı
            Bu sefil oyunu bozmak için talimatlarınızın akıbetini sorunuz. Engelleyenleri, geciktirenleri görevden alınız.
            Yardımcı Doçentlik konusunu halledemeyen bürokrasiden, İhlas Finans mağdurlarının mağduriyetini gideremeyen sorumlulardan, YGS ve LYS gibi ucubeleri sürdüren engelleyicilerden hesap sorunuz.
Ve bu tip konuları bir KHK ile bir saatte çözünüz.
            Esasında ilk yapılması gereken kamu yönetimi ve personel istihdam ilkelerini düzenlemektir.
            Bürokratik oligarşinin oluşumunda 657 sayılı kanun ve ona bağlı olarak çıkarılmış diğer kanunlardır.
            Sayın Cumhurbaşkanı
            Talimatlarınızın icraata dönüşmesi için mevcutlarla iş yapılamayacağının bilinmesi gerekir.
            Mevcutlar statükonun devamından yanadır.
            Siyonist haçlı zihniyetinin maşalarını devre dışı etmenin ve talimatların gereğinin yapılabilmesinin yolu “nüfuz Ajanları”nın etkisini yok etmekten veya en azından azaltmaktan geçer.
            Hemen şimdi talimatlarınızın gereğinin yapılması için talimat veriniz. Gereğini yapmayanların görevine son veriniz.
            Selam ve Sabırla…