11 Ocak 2026 Pazar

Kalk ve Uyar

Veysi ERKEN Dr.

Allah, Hz. Muhammed Mustafa’ya (sav) hitap ediyor. Kalk ve (insanları) uyar. Sadece Rabbini büyük tanı. Elbiseni tertemiz tut. Kötü şeyleri terk et. Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma. Rabbinin rızasına ermek için sabret. Müddessir; 2-7”

Hz. Muhammed Mustafa sav bizlere nezir, Beşir olarak gönderilmiş ve O’na itaat etmemiz emredilmiştir.

(Resûlüm!) Biz seni ancak müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Furkân-56

“Şüphesiz biz, seni müjdeleyici ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Fatır-24

“Kim Allah’a ve Peygamber’e itaat ederse, işte onlar Allah’ın kendilerine nimetler verdiği peygamberler, sıddîklar, şehitler ve sâlihlerle beraberdirler. Bunlar ne güzel arkadaştır!. Nisâ-69

Peygamber’e itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur. Kim de itaatten yüz çevirirse aldırma! Çünkü biz seni, onların üzerine bekçi olarak göndermedik. Nisâ-80

Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve onlara itaatsizlikten sakının. Eğer itaatten yüz çevirirseniz, bilin ki, elçimize düşen açıkça tebliğ etmekten ibarettir. Mâide-92

Ayetlerden anlaşılacağı üzere İtaat etmek O’nun dediklerini ve yaptıklarını yapmaktır.

Bunun içindir ki mümin Müslüman Resulullah’ın yaptığı gibi kalkıp uyarmakla mükelleftir.

Uyarırsak mazeretimiz geçerli olur.

Öğüt verenler ise: “Rabbinize karşı tebliğ sorumluluğumuzdan kurtulmak için; bir de belki onlar da Allah’ın yasaklarını çiğnemekten sakınırlar diye böyle yapıyoruz” şeklinde cevap verdiler. Onlar, kendilerine yapılan uyarıları tamâmen kulak ardı ettiler. Biz de kötülükten sakındıranları kurtardık; zulmedenleri ise, alışkanlık hâline getirdikleri günahlar yüzünden dehşetli bir yoksulluk azabıyla cezalandırdık. A’râf, 164-165”

Unutulmamalıdır ki, bireylerin sorumluluğu kendisine aittir ve hesabını kendisi verecektir. “Her insanın sorumluluğunu omuzuna yükledik. Kıyamet gününde insana, açılmış vaziyette önüne konulacak olan bir kitap çıkaracağız. Oku şimdi kitabını! Bugün kendini yargılamak üzere kendi nefsin yeter! İsrâ, 13-14”

Hâsılı kelam.

Mazeretimizin geçerliği ve kurtuluşumuz çabamızın sonucudur. Mazeretimizin geçerli olması için Hz. Muhammed’e sav uyarak kalkıp uyarıda bulunmamız şarttır.

Unutmayalım Hz. Muhammed’e sav uyduğumuz ve tebliğ yöntemini kullandığımız ölçüde yaptıklarımızın mükâfatını tastamam alacağız.

Ayette;“İnsan ancak çabasının sonucunu elde eder. Ve çabasının karşılığı ileride mutlaka görülecektir. Sonra kendisine karşılığı tastamam verilecektir. Necm, 39-41”  buyrulur.

Selam ve Sabırla… 11.01.2026

Barışı Korumak Caydırıcılıktan Geçer

Barışı Korumak Caydırıcılıktan Geçer

Veysi ERKEN Dr.

                                  "Bu mesel ile bulur cümle düvel fevz-ü felâh;

                                  Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-ü salâh."

                                                                             Abdülhak Molla

Kan emiciler kandan, vahşetten, soykırımdan, işgalden, sömürüden beslenirler ve hoşlanırlar.

İnanan ve iyi insanlar kan emicilere karşı daima hazırlıklı ve caydırıcı güce sahip olmakla mükelleftirler.

Siyonist haçlıların Trump’u ve kışlaları İsrail’in vahşetleri, işgalleri bunun göstergeleridir.

Vahşileri durdurmanın yolu onları durduracak caydırıcı güce sahip olmaktan geçer. Kısaca barışı korumak caydırıcı güç ve eylemlerle olur.

Ayette; “Allah’ın ve sizin düşmanlarınızı ve onların gerisinde olup sizin bilmediğiniz, ama Allah’ın bildiklerini korkutup caydırmak üzere, onlara karşı elinizden geldiği kadar güç ve savaş atları hazırlayın. Allah yolunda harcadığınız her şeyin karşılığı, zerrece haksızlığa uğratılmadan size tastamam ödenecektir. Enfâl-60” Ayet şu şekilde tefsir edilmektedir.

“İslâm’a göre savaş gücüne sahip olmaktan, savaş için hazırlanmaktan maksat, dinleri başka da olsa fiilen savaşarak insanları öldürmek olmayıp onların maddî ve mânevî olarak kendilerine ve başkalarına zarar vermelerini engellemektir. Bu da, düşmandan daha güçlü olmakla mümkündür. Sağduyusunu yitirmemiş olan topluluklar, ortada zaruret bulunmaksızın kendilerinden daha güçlü bir topluluğa saldırmazlar.

“Hazır ol cenge eğer ister isen sulhu salâh” şeklinde manzumlaştırılmış bulunan bu ilke, barışın ancak, bunu isteyenlerin caydırıcı güce sahip olmaları sayesinde gerçekleşebileceğini ifade etmektedir. Âyetin bu kısmı evrensel bir gerçeği dile getirmektedir. Buradaki “Savaş atları” ve bazı sahih hadislerde (Müslim, “İmâre”, 167) teşvik edilmiş bulunan okçuluk ve atıcılık ise tarihî şartlar içinde yapılmış bir tavsiyedir, bir semboldür. Bunun günümüze yansıyan anlamı ise “en uygun, maksadı gerçekleştirmede en etkili olan silahlar ile diğer araç gereçler, askerî eğitim, savunma ve savaş stratejisi gibi savunma ve zafer için gerekli olan her türlü askerî güç ve imkânlar” demektir.” https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Enf%C3%A2l-suresi/1220/60-ayet-tefsiri

Caydırıcılık için her türlü hazırlığı, sabır ve sebatı gerektirir. “Ey iman edenler! Bir düşman birliği ile çatıştığınız vakit sebat ediniz ve Allah’ı çokça anınız ki zafer sizin olsun. Allah ve resulüne itaat edin, birbirinize düşmeyin, sonra zayıflarsınız ve zaferi elden kaçırırsınız. Sabredin, kuşkusuz Allah sabredenlerle beraberdir. Enfâl, 45-46

Sebat, Kararından ve sözünden dönmemek, azim ve kararında devam etmek, dayanmak, yılmamak.

Sebat ve sabırla yardımı Allah’tan istemek şarttır. “Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Doğrusu namaz çok ağır ve çetin bir iştir. Ancak o, Allah’a duyduğu derin saygıdan kalbi ürperenlere ağır gelmez. Bakara-45

“Ey iman edenler! Sabredin, sebât gösterin, sabır yarışında düşmanlarınızı geçin, dâimâ savaşa hazırlıklı olun, uyanık bulunun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa erebilesiniz. Âl-i İmrân-200

Hâsılı kelam.

Barışı ve özgürlüğü korum isteyenler Siyonist haçlı zihniyetine, uşaklarına, piyonlarına karşı caydırıcı güce, sabra ve sebata sahip olmaları şarttır.

“Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete râm ol.

Yol varsa bilmiyorum başka çıkar yol.”

Selam ve Sabırla…11.01.2026