29 Ağustos 2026 Cumartesi

Kudüs Bizimdir, Sevdamızdır

Kudüs Bizimdir, Sevdamızdır

Veysi ERKEN Dr.

Özünü, ülküsünü kaybedenlere, Siyonistlere ajanlık yapan içimizdeki hainlere rağmen Kudüs, Gazze, Filistin, Türkistan bizimdir.

Belki yarın, belki yarından yakın bir zamanda Filistin bizlerin, iyi insanların, Müslümanların, adil davrananların ikametgâhı olacaktır.

Kudüs, Filistin bizim değil, Arapların davasıdır diyen Siyonist ajanlarına merhum Alpaslan Türkeş şunu haykırıyordu.

MHP Kurucu Genel Başkanı merhum Alparslan Türkeş'in yıllar önce yaptığı konuşma büyük ilgi çekiyor. Türkeş bir üniversitede katıldığı programda Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın önemini anlatıyor.​ https://www.youtube.com/watch?v=YoIRiZFdS2A

Evet.

Sevdamız ve hayalimiz Kudüs’tür, Aksa’dır, Gazze’dir, Türkistan’dır.

Atımızın kuyruğunu bağladık, yola revan olduk Allah’ın lütfu keremiyle.

İnanıyoruz ki, “Sevdası olmayanın hayali olmaz.”

Bizim bir sevdamız var.

İ’layı kelimetullah için Nizam-ı âlem sevdası, ülküsü.

Sevdası olan hayal kurar, hayalinin rüyasını görür ve onu gerçekleştirmek için cehd eder.

Hayalimiz Kudüs’ü, Türkistan’ı fethetmek, insanları özgürleştirerek gönüllerini fethetmek, âleme nizam vermektir.

Evet.

“Hayali olmayanın hakikati olmaz” diye çok önemli bir deyim vardır. Buna gerçekten inanıyorum.

Tarihi geçmişe ve hadiselere baktığımızda fetihlere imza atanların tamamının “Hayalleri”nin olduğunu fark ediyoruz.

Selçuk bey’den Alparslan’a, Melikşah’tan Kılıçaslan’a’, Selahaddin'den Fatih'e, Tarık bin Ziyad’tan Kaptan-ı Derya olan Barbaroslara kadar hepsinin hayali vardı ve o hayali tahakkuk etme peşinde koşmuşlardır.

Bir zamanlar imanları gereği hayalleri olan yöneticilerimizin ve milletimizin imanları ve hayalleri çalındı.

İçteki münafıklar, müfsitler, satılmışlar, Siyonistlerin hayallerimizi çalmasında araç olarak kullanıldı.

Artık hayali olmayan “ceset”lere dönüştürülmüş idik.

Yeniden hayali olan, kurmaya çalışan insanımız zuhur etti.

Yeniden “hayallerimiz” yeşermeye, gelişmeye başladı.

İçteki hainlere, hırsızlara, rüşvetçilere, irtikâpçılara, metres edinenlere rağmen ülkenin yönetiminde hayalleri olanlar yer almaya başladı.

Hayallerimiz sadece ülkenin insanı ile değil dünyanın tamamını kapsayıcıdır, nizam vericidir.

Hayal kurmak ve onu gerçekleştirmeye çalışmak fıtri bir duygudur.

Hayalin yönü ve hedefi yetişme ve yetiştirilme tarzına göre farklılaşır.

Bu hayal gerçeğe dönüşüyor.

Hayaller hakikate eviriliyor. Şam’dan Kudüs’e yol açılıyor.

Hayallerimiz Türkistan coğrafyasına, Moskova’ya, Amerika kıtasına uzanıyor.

Siyonistlerin kışlası olan İsrail’i tasfiyeye uzanıyor.

İmanımızın gereği atımızın kuyruğunu bağladık.

Hayal kurmaya ve fetihlere başladık.

Artık hayallerimizi gerçekleştirmeye başladık.

Artık zihnimizde ve kafamızda şimşekler çakmaya başladı.

Bu şimşeklerle hayaller kurduk.

Artık her sahada bir numara olma hayalimiz var.

Teknolojide, ekonomide, nüfusta ve yönetimde.

Dünyayı yönetme ve dünyaya nizamat verme hayalimiz var.

Adalet ile dünyaya nizamat verme hayalidir hayalimiz.

Türk Devletleri Teşkilatı kuruldu.

Turan Ordusu geliyor inşallah.

Devamı İslam ve Mazlum Devletler Teşkilatı olur inşallah.

MEKKE sözleşmesi başlangıçtır inşallah.

İslam ahlakı ile ahlâklaşarak, Kur’an ve sünneti yaşayarak hayal kuralım ve hayallerimizi hakikate çevirme peşinde koşalım.

Baltalamak isteyenler olacaktır.

Kabil’ce yaşayan siyonist haçlı zihniyetinin piyonları ve uşakları olacaktır.

Bu coğrafya satılmış uşaklar her daim oldu ve olacaktır.

Bugün de vardır.

“Emellerini Siyonist haçlı zihniyeti ile tevhit” edenler yine hayallerimizi çalmaya çalışacakları ve çalışıyorlar.

“Bizden adam olmaz” diyecek kadar alçalan, ahlaksızlaşan ve ihanet edenler yine hayallerimizi çalmaya çalışacaklar.

Ne işimiz var Libya’da, Somali’de, Suriye’de diyecek, hayallerimizi çalmaya çalışacak alçakları olacaktır.

Kötülük ve kötüler bitmez.

Şeytanın yolunu takip edenler bizleri hayalperestlikle itham edecekler.

Evet, merhum Türkeş’in dediği gibi Kudüs bizim davamızdır.

Selam ve Sabırla…29.08.2026

Vela Teferreku / Ayrılığa düşmeyin

Vela Teferreku / Ayrılığa düşmeyin

Veysi ERKEN Dr.

Türkiye’nin çabası, gayreti, sabrı ve cehdi ile Suriye’de Siyonistlerin maşası olan SDG kendini fesh ediyor, ülkenin birlik ve bütünlüğüne katılıyor, PKK tasfiye sürecine tabi tutuluyor, Mekke Sözleşmesiyle İslam ülkeleri bir çatı altında toplanmaya çalışıyor içimizdeki Siyonistler, Siyonistleştirilmişler, uşaklar, köleler kuduruyor olanları kötülüyor, algı operasyonlarıyla kardeşliğimizin ihyasını engellemeye çalışıyor.

Birlik ve beraberliğimizi bozmaya çalışan düşmanları anlıyorum.

Onların görevidir der tedbirler ona göre alınır.

Maalesef bu alçakça algı operasyonuna kendini milliyetçi, ülkücü, milli görüşçü, nurcu vs nitelendirmeye çalışanlar iştirak ediyor ve zihinleri bulandırmaya çalışıyor.

Bilinmelidir ki, bunlar benzetilmiş, devşirilmiş münafıklardır.

Bunlar müminlerin yanına geldiklerinde bizde sizdeniz diyen münafıklardır.

Bu münafıklar “İman edenlerle karşılaşınca “inandık” derler, şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise “Biz sizinleyiz, biz yalnızca alay etmekteyiz” derler. Bakara-14” diye tavsif edilir.

Başka bir ayette Dileseydik biz onları tek tek sana gösterirdik, sen de onları yüzle­rinden tanırdın. Yine de sen onları konuşma tarzlarından, sözlerindeki eğip bükmelerden tanıyabilirsin. Allah, bütün yaptıklarınızı bilir. Muhammed-30” buyrulur.

Evet.

Bugün Türkiye’nin, Suriye’nin, Irak’ın birlik ve beraberliğinin devamından, İslâm ülkelerinin bütünleşmesinden en çok rahatsız olanlar içimizdeki münafıklardır. Bunlar bilerek veya gafletle Siyonistlere hizmet etmektedir.

Unutulmamalıdır ki, Müslüman yaratılış özelliği gereği kardeşliye inanır ve ayrılığı tasvip etmez.

 Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır. Hucurât-13”

“Müminler ancak kardeştirler, öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin, Allah’a itaatsizlikten sakının ki rahmetine mazhar olasınız. Hucurat-10” buyurur. Unutulmamalıdır ki tefrikada, ayrılıkta azap ve zaferi kaçırma var.

“Ey iman edenler! Bir düşman birliği ile çatıştığınız vakit sebat ediniz ve Allah’ı çokça anınız ki zafer sizin olsun. Allah ve Resulune itaat edin, birbirinize düşmeyin, sonra zayıflarsınız ve zaferi elden kaçırırsınız. Sabredin, kuşkusuz Allah sabredenlerle beraberdir. Enfâl, 45-46.”

“Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur`ân’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz. Al-i İmran-103”

Hâsılı kelam.

Bizim görevimiz münafıklara, müfsitlere, münkirlere, fitnecilere rağmen Türkiye’de, Suriye’de, Irak’ta ve bütün İslam ve mazlum diyarlarda birliği, kardeşliği sağlamaktır.

Devam ettirilen barış sürecini ve Mekke sözleşmesini ikame etmek ve İ’layı Kelimetullah doğrultusunda âleme nizam vermektir.

Selam ve Sabırla… 29.08.2026