Eğitim-Öğretim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eğitim-Öğretim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ekim 2025 Pazartesi

Ankara’nın Halleri

Bir dostun şiiri. Serbest vezin ile yazılmış.  Umarım ki beğenirsiniz.

Ankara’nın Halleri

Ankara’nın Ahvâli perişandır

Suları çamurdandır çamurdan.

İsraf konserlerdendir konserden

Zamlar hızlıdandır hızlıdan

Tedbirler yavaştandır, yavaştan

Kalitesizlik mansurdan

Zamlar halkın sırtınadır, sırtına

Bunların hepsi CHP zihniyetinin afetlerindendir, afetlerinden

                                                          Caferoğlu

16 Eylül 2025 Salı

Cenneti Öğretmek

Cenneti Öğretmek

Veysi ERKEN Dr.

“Cenneti öğretmek”

“Cenneti öğretmek”

Tedrisatta, talim ve terbiye ile ilgili vazgeçilmez cevap olmalıdır, olmak mecburiyetindedir.

Cenneti öğretmek.

Bir Gazzelinin ibretli ve mükemmel bir cevabıdır “cenneti öğretmek”

Evet.

Soru şu.

Nasıl oluyor da genciniz, çocuğunuz, ihtiyarınız, işsiziniz, mühendisiniz ayrı şuura, mücahede azmine, imana sahip oluyor?

Cevap

Biz “Cenneti öğretiyoruz”, Allah’ın vaad ettiği cenneti öğretiyoruz, o şuuru kazandırıyoruz.

Bizlere, Müslümanlara cenneti öğretmeyi unuttular, Siyonistler bizlere, cenneti öğretmemizi yasakladılar.

Zihnimizi işgal ettiler, idealimizi, ülkümüzü, gayemizi kaybettirdiler, unutturdular, ruhumuzu çaldılar ve cennetimizi unutturarak hayatımızı cehenneme çevirdiler.

Terbiyede vaad ile iman, duygu inşa edilir.

Vaad seni cennete de cehenneme de yönlendirir.

Zihnimizi işgal eden Siyonist tayfa bizleri dünyaya, hayvaniyete, ahlaksızlığa ve sonu cehennem olana yönlendirdiler. Talimimizi hayvaniyete hizmet etsin diye tanzim ettiler.

Gazzeliler çocuklarına, gençlerine ihtiyarlarına cennete gidilecek yolu, yöntemi öğrettiler.

Talimlerini cennete götürecek şekilde terbiye ile techiz ettiler, donattılar.

Talimin en iyisini yapmaya çalıştılar, mühendis, doktor, hekim hâkim, hemşire, yazılımcı, mücahid oldular ve bunları ahlakla, faziletle, şerefle, şanla, cennete götürecek imanla donattılar.

CENNETİ ÖĞRETMEK meğerse eğitimin vazgeçilmeziymiş.

Gazzeliler bunun için dirençli, sabırlı, ahlaklı ve mücahid oldular.

Onlara cennet öğretildi.

İşte vaat edilmiş CENNET.

“Yüzleri pırıl pırıl olanlara gelince, onlar hep Allah’ın rahmetinin tecelli ettiği cennette olacak ve orada ebedî kalacaklardır. Âl-i İmrân-107”

Onların mükâfatı, Rableri tarafından bağışlanma ve içinde ırmaklar akan cennetlerdir. Onlar orada sonsuzca kalacaklardır. Böyle bildikleriyle gerektiği şekilde amel edenlerin mükâfatı ne güzeldir! Âl-i İmrân-136”

İman edip sâlih ameller işleyenleri, altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetlere yerleştireceğiz. Bu, Allah’ın gerçek va‘didir. Allah’tan daha doğru sözlü kim olabilir? Nisâ-122

“Allah şöyle buyuracak: “Bu gün, iman ve yaşayışlarında doğruluktan ayrılmayanlara doğruluklarının fayda vereceği bir gündür. Onlar için altlarından ırmaklar akan, içinde ebedî kalacakları cennetler vardır. Allah onlardan râzı olmuştur, onlar da Allah’tan râzı olmuşlardır. En büyük başarı ve kurtuluş işte budur! Maîde-119”

“İman edip sâlih ameller işleyenlere gelince, ki biz kimseyi gücü yetmediği şeylerden sorumlu tutmayız, işte onlar cennetin yârânı ve yoldaşlarıdır; orada sonsuzca kalacaklardır. A’râf-42”

“Biz o mü’minlerin göğüslerinde diğer insanlara karşı kin, haset, suizan nâmına ne varsa hepsini söküp çıkarırız. Altlarından da ırmaklar akar. Onlar: “Bizi buna eriştiren Allah’a hamdolsun! Eğer Allah bize doğru yolu göstermeseydi biz kendiliğimizden doğru yolu bulamazdık. Demek Rabbimizin peygamberleri bize gerçeği getirmişler” derler. Onlara şöyle seslenilir: “Dünyada yaptığınız iyi amellere karşılık mirasçı olduğunuz muhteşem cennet işte budur! A’râf-43”

Ey nefsimiz neslimiz için dönüş yap, nesline cenneti öğret, insan olve kal ki NESLİN de insan olsun, insan kalsın, iki ayaklı şeytan olmasın.

Ayetlerde “Ey imanın huzuruna kavuşmuş, tatmin olmuş nefs, insan! Sen O’ndan hoşnut, O da senden hoşnut olarak rabbine dön. Böylece has kullarımın arasına sen de katıl. Cennetime gir! Fecr, 27-30”

Selam ve Sabırla… 16.09.2025

 

13 Ağustos 2025 Çarşamba

O Ağır Değil, Ağır mı, İnanan İçin Değil

“O Ağır Değil”, Ağır mı, İnanan İçin Değil

Veysi ERKEN Dr.

İnanan, insan olan için mazlumlar, Gazzeliler, Uygurlar, Arakanlılar, Afrikalılar ağır değil, yük değil. Onlar bizim kardeşlerimiz, yetimlerimiz, mazlumlarımız.

Tarafıma gelen bir hadiseyi paylaşayım.

Belki ibret alır ve mazlumları yük ve ağır görmeyiz.

Dertlerini dert edinir, yaralarına merhem olmaya çalışırız.

Japonya’da, savaş sırasında gerçekleşmiş bir hadise.

“Küçük çocuk, sırtında ölen kardeşinin cesedini taşıyordu. Ona uygun bir fırsat çıktığında kardeşini gömmeyi düşünüyordu.

Bir asker bunu fark etti ve ona, daha rahat koşabilmesi için cesedi yere bırakmasını söyledi.

Küçük çocuk ona şu cevabı verdi:

“Ağır değil. O benim kardeşim!”

Asker bunu duyunca gözyaşlarına boğuldu…

O günden bu yana bu görüntü Japonya’da bir birlik sembolü haline geldi.

Bırakalım bu hikâye, günlük hayatımıza ilham versin:

“Ağır değil.”

Çünkü o benim kardeşim.

Eğer düşerse, onu kaldır.

Yorulursa, onu taşı.

Hata yaparsa, onu affet ve sapmalarını düzeltmeye, sabretmeye çalış…

Ve eğer dünya ona sırtını dönerse, sen onu sırtına al ve taşımaya devam et.

Çünkü ağır değil.

O senin kardeşin.

O senin kardeşin.”

Sahi Gazzeli, Doğu Türkistanlı, Afrikalı, Arakanlı çocukları, mazlumları, esirleri kardeşimiz olarak görebiliyor muyuz?

Sırtımızda taşımaya çalışıyor muyuz?

Yaralarını sarmaya çalışıyor muyuz?

Masum bakışlarını yüreğimizde hissedebiliyor muyuz?

Ve.

 O, onlar ağır değil diyebiliyor muyuz?

İnsan kalabiliyor, merhameti kuşanabiliyor muyuz?

Selam ve Sabırla… 13.08.2025

 

8 Ağustos 2025 Cuma

Kitap Yüklü Merkepler/Eşekler

Kitap Yüklü Merkepler/Eşekler

Veysi ERKEN Dr.

Allah insana ilim ve hikmeti nasip etmemişse ne kadar okuyup yazarsa da “eşek”likten kurtulamaz.

Dün böyle bir merkeple tanıştım.

Unvanı kalabalık.

Kur’an-ı Kerim’in semantiği/ anlam bilgisi ile ilgili epey kitabı varmış.

Cami avlusunda çay içtik, sohbet ettik.

Ezan okununca alışveriş yapmak bahanesiyle camiyi terk etti.

Meğerse “namaz” kılmıyormuş.

Tam bir haşhaşi kafası.

Namazı kaldırmış.

Ayette bunları “eşek”lere benzetilir.

“Tevrat’la yükümlü tutulup da onunla amel etmeyenlerin durumu, ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın âyetlerini inkâr eden topluluğun hâli ne kötüdür! Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. Cum’a-5”

Tam bir eşek diyemeyeceğim.

Eşeğe hakaret olur.

Anlayış bakımından aşağılık.

“Bayağı arzularını tanrılaştıran kişiyi gördün mü? Şimdi sen, bu adamı da doğru yola getirmekle yükümlü olabilir misin? Yoksa sen, onların büyük çoğunluğunun gerçekten senin davetine kulak verdiklerini yahut doğru dürüst düşündüklerini mi sanıyorsun? Aksine onlar, başka değil, bir hayvan sürüsü gibidirler, hatta tuttukları yol bakımından daha da sapkındırlar. Furkân, 43-44” ayetinde belirtildiği gibi, arzularını ilahlaştırmış ve aşağılık/ esfel derecesine yuvarlanmıştır.

Bu aşağılıklardan uzak durmak kişinin hayrınadır.

Çünkü onlarda “eşek”lik bakidir.

Cehennemin en aşağı derecesinde haşr olacaklardır.

Selam ve Sabırla…08.08.2025

26 Haziran 2025 Perşembe

VE Onlar

VE Onlar

Veysi ERKEN Dr.

ONLAR kimlerdir.

Biz de ONLAR’DAN mıyız?

ONLARDAN olacak mıyız?

Onlar KÖR olmayanlardır.

Kör’e benzemeyenlerdir.

Hakkı bilenlerdir.

“Sana rabbinden indirilenin hak olduğunu görüp bilen kimse görmeyen gibi olur mu? Bunu ancak akıl sahipleri anlar. Onlar, Allah’a verdikleri sözü yerine getirirler, yeminlerini asla bozmazlar. Onlar Allah’ın, korunmasını emrettiği bağı koruyan, rablerine saygıda kusur etmeyen, hesabın kötü sonuç vermesinden korkan kimselerdir. Ve onlar rablerinin rızasını elde etmek için sabreden, namazı dosdoğru kılan, kendilerine rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda gizli açık harcayan, kötülüğü iyilikle savan kimselerdir. İşte dünya hayatının güzel sonu (cennet) sadece onlarındır. Ra’d,19-22

Kör (manevi körlük) olanla, kör olmayanların arasındaki farkı ancak akledenler, tefekkür etmesini bilenler anlar, bilir.

Onlar Allah’a verdikleri sözü yerine getirir, sadıktırlar.

Yeminlerini, ahidlerini asla bozmazlar.

Onlar, Allah’ın korunmasını istediği bağları koruyanlar, akrabalarını, komşularını, dindaşlarını koruyanlar, korumaya çalışanlardır.

Onlar haşyet içindedirler, Allah’a saygıda kusur etmezler, hesabın kötü sonuçlarından çekinirler, hesaplarını iyi amellerle yaparlar. Maksatları amel-i salihât olur her zaman.

VE ONLAR

Sabrederler, Rablerinin rızasını gaye edinirler, ona ulaşmayı hedeflerler, hedefe ulaşmak için eylemlerde, fiillerde bulunurlar.

Sabrın iyilikleri işlemede ve kötülüklerden uzak durmada bir direnç ve direniş olduğunu bilirler ve uygularlar.

“Kitaptan sana vahyedilenleri oku, namazı özenle kıl. Kuşkusuz namaz hayâsızlıktan ve kötülükten meneder. Allah’ı anmak her şeyden önemlidir. Allah yaptıklarınızı bilir. Ankebût-45“ ayetinin ahkâmına uygun namazlarını ikame ederler ve namazla korunmuş olurlar.

Onlar kendilerine verilen rızıktan gizli ve açık bir şekilde infak ederler, sadakalarını eda ederler, kötülükleri iyiliklerle savarlar.

Ve onlar güzel bir sonu, cenneti hak ederler.

Onlar “İyiler şüphesiz nimet içindedirler. İnfitâr-13”

ONLAR böyle tanımlanmaktadır.

Duamız şudur.

“Rabbimiz! Sen kimi ateşe sokarsan hiç şüphe yok onu rezil etmiş olursun. Zalimlerin hiç yardımcıları yoktur. Rabbimiz! Doğrusu biz ‘Rabbinize inanın!’ diyerek, imana çağıran bir davetçiyi işitip iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi sil ve bize iyilerin ölümünü nasip et. Rabbimiz! Peygamberlerin aracılığıyla bize vaad ettiklerini ver bize; kıyamet gününde bizi rezil etme. Sen asla sözünden caymazsın. Âl-i İmrân, 192-194”

Selam ve Sabırla… 26.06.2025

22 Haziran 2025 Pazar

PERVARİ’DEN PARİS’E

 *İhsan Süreyya Kitabı PERVARİ’DEN PARİS’E

Veysi ERKEN Dr.

Pervari’den Paris’e İhsan Süreyya Sırma hocanın tercüme-i halini anlatan söyleşi kitabıdır.

Adnan Demircan Bey'in İhsan Hocayla gerçekleştirdiği söyleşi ile oluşturulmuştur.

Kanaatime göre “Entelektüel Otobiyografi”dir.

Kitap Pervari’de başlayan, Paris’e, Tunus’a, Viyana’ya, başka kıtalara uzanan bir hayatın tercüme-i halidir.

“Pervari’den Paris’e” İhsan Süreyya Sırma hocanın hayatı boyunca yaşadıkları acıları, sevinçleri, uğradığı haksızlıkları, kazandığı halde memuriyete, asistanlığa başlatılmayışlarını, Müslüman görünümlülerin yaptıkları eziyetleri, işsiz kalışları, danışmanlıkları, Radyo ve televizyon programcılığını izah eder.

İbretle okunması, derslerin çıkarılması gereken bir söyleşidir“Pervari’den Paris’e”. Allah, kuluna bir şeyi nasip etmişse, onu kimsenin engelleyemeyeceğinin anlatımıdır “Pervari’den Paris’e”

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Erzurum İslami Bilimler Fakültesi, Sakarya Üniversitesi İlahiyat Fakültesi bünyelerinde yapılan haksızlıkların ibretlik ifşasıdır  “Pervari’den Paris’e”

Özellikle FETÖ'cülerin hırsızlıklarını, ahlaksızlıklarını ve yaptıkları zulümleri deşifre eden bir söyleşidir “Pervari’den Paris’e”

Öğrenciliğinden beri tanıdığı, sonradan FETÖ’cülüğe evrilen Suat Yıldırım’ın hırsızlıklarını, soru çalmalarını, eleman almadaki kayırmalarını deşifre etmesidir “Pervari’den Paris’e”

Merhum Muhammed Hamidullah hocanım İslam ve ilim dünyasındaki yerini, mücadelelerini ve hizmetlerinin nesillere aktarımıdır “Pervari’den Paris’e”

Tenkide açık olmayan camiaların, Gazete sahiplerinin, şahısları kutsayanların, yazılara tahammül edemeyenlerin ülkemize, insanlığa verdiği zararın anlatıldığı kitaptır “Pervari’den Paris’e”

Özellikle Paris ve Viyana yıllarının ümmetin vicdanına sâri etkileri, gençlerin direnişleri ve hayata tutunuşlarının ibretlik belgesidir “Pervari’den Paris’e”

“Pervari’den Paris’e” Entelektüel biyografidir diyorum.

Çünkü içinde her şey var.

Vatan sevdası var.

İmkân sunulduğu halde Fransa’da veya başka ülkede kalmama anlayışı var, Türkiye’ye özlem ve hizmet aşkı var.

İslami hayat çerçevesinde kalmak şartıyla hizmet anlayışı, cehdi ve mücadelesi var.

Kısaca korkular, ibretlik hatıralar, haksızlıklar, hırsızlıklar, yamukluklar, seyahatler, parasız kalmalar, yokluklar, ümitler, umutlar, tavırlar, tutumlar, davranışlar ve hayata dair her şey var.

Bir misal.

İhsan Süreyya hoca bir öğrencisinden çok korkuyormuş.

Bu korku anlatılıyor kitapta.

Korku bizim bildiğimiz korku değil.

Öğrencisi çok kitap okuyan birisiymiş.

Hoca derse girer girmez öğrencisi hocam, şu kitap hakkında ne düşünüyorsun diye soruyormuş, tabii ki hoca kitapla ilgili görüşlerini ve fikrini söyleyebilmek için o kitabı okumamışsa alıp, okuyup ve fikrini söylemek mecburiyetinde kalıyormuş.

İşte İhsan hocanın korkusu.

Kanaatime göre her eğiticinin, muallim, müeddip ve müderrisin böyle talebelere ve korkuya ihtiyacı vardır.

Hâsılı kelam

Hayatı anlamak isteyenlerin okuması gereken, nehir gibi akan, kolay okunan, anlaşılan bir kitaptır “İhsan Süreyya Kitabı PERVARİ’DEN PARİS’E”

Okuyun, okutun, ibret alın ve haksızlıklara, zulme karşı direnin.

Haksızlıklar karşısında susmayın.

Hani Hz. Ali’ye (r.a.) atfedilen bir söz vardır. “Haksızlık karşısında susanlar hem hakkını hem de şerefini kaybeder”

İhsan Süreyya Sırma hocanın zulme karşı susmayışını okuyun.

Sözü kitabın girişinde Muhammed İkbal’den alına bir kıta ile bitireyim.

“Es-Sin Lena, Ve’l-Arab Lena

Ve’l-Hind Lena, Vel’l-Kül Lena

Adha’l-İslâm Lena Dina

Ve Cemii’l-Kevn Lena Vatana”

Selam ve Sabırla…22.06.2025

 

*İhsan Süreyya Kitabı PERVARİ’DEN PARİS’E, (1956-2016) Söyleşi: Adnan Demircan, Beyan Yayınları, 2. Baskı, İstanbul

1 Haziran 2025 Pazar

LÂĞIM ÇUKURUNA NEDEN CİĞER ASILIR ?

 “LÂĞIM ÇUKURUNA NEDEN CİĞER ASILIR ?”

Veysi ERKEN Dr.

Mustafa Bodur Beyefendiye ait olduğu belirtilen bir yazıyı watsApp grubunun birinde paylaşıldı.

Dostları haberdar edeyim diye paylaşıyorum.

Umarım ki, piyasadaki ceğerlere dadananları bu toplum fark eder ve lağımda debelenen parazitleri tasfiye eder.

“LÂĞIM ÇUKURUNA NEDEN CİĞER ASILIR ?”

Özellikle gurbette yaşayan memur aileler, okulların tatile girmesiyle birlikte köydeki evlerine gider, tatili orada geçirirler.

Köy yerlerinde altyapı olmadığı için foseptik çukuru olur.

Yaz tatili bittiğinde, evden çıkmadan önce, aile tüm hazırlıklarını tamamlar ve en son bir kuzu ciğerini de ipe bağlayıp, tuvaletin çukurunun üzerine asarlarmış..

Temmuz başında tekrar köye döndüklerinde foseptik çukurunun tertemiz ve bomboş olduğunu görürlermiş..

Peki neden böyle yaparlarmış.?

Bunu yapmalarının sebebi şöyleymiş;

Burada asılı olan ciğere, bir müddet sonra kurtçuklar üşüşür. O kurtçuklar, ciğeri yer ve çoğalırlar. Onlar çoğaldıkça ciğer azalır...

Bir gün kurtçuklar, ciğeri tamamen yer bitirirler ve aşağıya düşerler. Bu sefer o düştükleri çukurdaki pislikleri yemeye başlarlar...

Kurtçuklar, yine çoğalmaya başlarlar; bu defa da oradaki pislikler azalır, gün gelir, o çukurdaki pislikleri de yer bitirirler...

Aç kalan kurtçuklar, en sonunda o çukurda yiyecek başka bir şey kalmayınca birbirlerini yemeye başlarlar...

Nihayet, onlar da biter ve kuyu tertemiz olur..

Menfaat grupları arasında son yaşanan çıkar çatışmalarını gördükçe, aklıma, o evlerde lağım çukurunun tepesine asılan ciğer geldi...

6 yıl evvel bir ciğere saldırdılar...

Saldırdıkça da çoğaldılar..

Şimdi o ciğer bitti ve lağım çukuruna düştüler..

O kadar açtılar ki, oradaki pislikleri de yediler...

Doymadılar...

Şimdi birbirlerini yiyorlar..

Birbirlerini ihbar ediyorlar..

Yakında her yer tertemiz olacak.”

Temennimiz her yerin ve her şeyin temizlenmesi, ülkemizin güllük gülistanlığa dönüşmesidir.

Selam ve Sabırla… 01.06.2025

 

30 Mayıs 2025 Cuma

Hayat Bu…

 Hayat Bu…

Veysi ERKEN Dr.

Hayat, HAYY’ lığı, diriliği ifade eder.

HAYY olmak hem maddi hem manevi boyutludur. Bedeni ve ruhidir. Bizler “Sizler cansız iken size O hayat verdiği halde Allah’ı nasıl inkâr edebiliyorsunuz? Sonra sizi öldürecek, sonra diriltecek, sonra O’na götürüleceksiniz. Bakara-28” ayetine iman ediyoruz.  Bizi dirilten de öldüren de Allah’tır.

Onun içindir ki "Namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, âlemlerin Rabbi Allah içindir. En’am-162” ayetine göre amellerimizi güzelleştirmeye, Allah’ın rızasını kazanmaya çalışıyoruz.

Hayat bu…

Bazen güneş gibi parlar, bazen buz gibi soğur.

Bazen yağmur gibi rahmete bürünür, bazen kar gibi üşütür.

Bazen fırtınaya, borana dönüşür bazen sükûnetin merkezi olur.

Darb-ı meselin insan hayatında yeri vardır. Bazı sözler kalıcı etki yapar. Tıpkı suyun mermerde iz bıraktığı gibidir.

Bir dostum bana Giordano Bruno’un hayatımızı ve gidişatımızı izah etmeye çalışan sözlerinden derlenmiş bir demek gönderdi. Sizlerle paylaşayım.

Hayatımızdaki "İki şey" hakkındaki sözleri, bugün de değerlerinden hiçbir şey kaybetmemiş...

İki şey 'Kalitesiz İnsan'ın özelliğidir:

1- Şikâyetçilik

2- Dedikodu 

İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer:

1- Bakış açısını değiştirmek

2- Karşındakinin yerine kendini koyabilmek...

İki şey yanlış yapmanı engeller:

1- Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek

2- Hak yememek 

İki şey kişiyi gözden düşürür:

1- Demagoji (laf kalabalığı)

2- Kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)

İki şey insanı 'Nitelikli İnsan' yapar:

1- İradeye hâkim olmak

2- Uyumlu Olmak 

İki şey 'Ekstra Değer' katar:

1- Hitabet ve diksiyon eğitimi almak

2- Anlayarak hızlı okumayı öğrenmek. 

İki şey geri bırakır:

1- Kararsızlık

2- Cesaretsizlik 

İki şey başarının sırrıdır:

1- Ustalardan ustalığı öğrenmek

2- Kendini güncellemek 

İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır:

1- Niyetin saf olması

2- Ruhsal farkındalık 

İki şey milyonlarca insandan ayırır:

1- Sorunun değil, çözümün parçası olmak

2- Hayata ve her şeye yeni (özgün, orijinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek

İki şey gelişmeyi engeller:

1- Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat)

2- Felakete odaklanmış olmak

İki şey çözüm getirir:

1- Tebessüm (gülümseme)

2-Sükût (susmak) 

İki şeyin değeri kaybedilince anlaşılır:

1- Anne

2- Baba

İki şey geri alınmaz:

1- Geçen zaman

2- Söylenen söz

İki şey ulaşmaya değerdir:

1- Sevgi

2- Bilgi

İki şey "hayatta önemli olan her şey" içindir:

1- Nefes alabilmek

2- Nefes verebilmek”

Sonuç "Namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, âlemlerin Rabbi Allah içindir. En’am-162” diye bildiğimiz ölçüde anlamlı ve değerlidir.

Selam ve Sabırla… 30.05.2025

28 Mayıs 2025 Çarşamba

Sözün en güzelini söylemek

 Sözün en güzelini söylemek

Veysi ERKEN Dr.

İnsanları arasına şeytanların girmemesi için Allah kullarına Resulü vasıtasıyla tavsiyede bulunuyor. “Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler; yoksa şeytan aralarına girer. Kuşkusuz şeytan insanların apaçık düşmanıdır. İsrâ-53

Sözün en güzelini söylemek, insanların arasına fitne ve fesada sebep olacak sözlerden, fiillerden, eylemlerden kaçınmak İslami anlamda müminliğin gereğidir.

Müminler sözün en güzelini söylemekle mükelleftirler.

Buna rağmen toplumda güzel söze uymayanlar, münafıklık edenler, kalplerinde zeyğ olanlar olacaktır.

“Sana kitabı indiren O’dur. Onun (Kur’an) bir kısım âyetleri muhkemdir ki bunlar kitabın esasıdır, diğerleri ise müteşâbihtir. Kalplerinde sapma meyli (zeyğ) bulunanlar, fitne çıkarmak ve onu (kişisel arzularına göre) te’vil etmek için ondaki müteşâbihlerin peşine düşerler. Hâlbuki onun te’vilini ancak Allah bilir; bir de ilimde yüksek pâyeye erişenler. Derler ki: Ona inandık, hepsi rabbimiz katındandır. (Bu inceliği) yalnız aklıselim sahipleri düşünüp anlar. Âl-i İmrân-7” ayetinde belirtildiği gibi bu tipler fitne çıkarmak için çaba harcayacaklar ve harcıyorlar.

Bu tipler Kur’an okunduğu zaman rahatsız olurlar. Bunun için araya perde çekilir.

 “Kur’an okuduğun zaman seninle, âhirete inanmayanlar arasına gizli bir perde çekeriz. Ayrıca onu anlamamaları için kalplerinin üzerine örtüler, kulaklarına da bir tıkaç koyarız. Sen rabbinin Kur’an’daki ismini tek başına andığında canları sıkılmış olarak arkalarını dönüp giderler.

Biz onların seni dinlerken neye kulak verdiklerini, kendi aralarında fısıldaşırken de o zalimlerin, “Siz, sadece büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz!” dediklerini çok iyi biliyoruz. Bak işte, senin hakkında ne türlü benzetmeler yapıyorlar! Böylece yoldan saptılar, bir daha da doğru yolu bulamıyorlar. İsrâ, 45-48” ayetleri bunu izah eder.

Münafıklara, müfsidlere rağmen sözün en güzelini söylemekle mükellefiz.

İnanan ve Allah’ın rızasını kazanmak için amel edenler sözün en güzelini leyin bir şekilde söylemekle mükelleftirler ki insanlar dağılıp gitmesinler.

Bu Hz. Muhammed’in sav. yöntemidir.

Ayette “Sen onlara sırf Allah’ın lütfettiği merhamet sayesinde yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı kalpli olsaydın, hiç şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onların bağışlanmasını dile, iş hakkında onlara danış, karar verince de Allah’a güven, doğrusu Allah kendisine güvenenleri sever. Âl-i İmran-159“ buyrulur.

Temennimiz ve duamız sözün en güzelini leyin bir şekilde söyleyenlerden ve bununla amel edenlerden olmamız yönündedir.

Selam ve Sabırla… 28.05.2025

25 Mayıs 2025 Pazar

Kur’anı Yetersiz Gören Müslüman var mı?

 Kur’anı Yetersiz Gören Müslüman var mı?

Veysi ERKEN Dr.

Bu soruya evet cevabını veren varsa “ya haindir veya hainlere uyan gafillerdir, ahmaklardır.”

Tersine  “Kur’an Bize Yeter Söylemi* ile Hz. Muhammed Mustafa’yı ve Kur’anı yaşama tarzını devre dışı bırakmaya çalışan hainler ve onlara uyun ahmak ve gafiller vardır.

Bu tipler İngilizlerin Asya kıtasının güney kısmında başlatılan bir akımın esiri/kölesi ve propagandacısı konumundadırlar.

Haşhaşiyun/ingiliziyun/hindiyun olarak rahatlıkla tesmiye edilebilir. Fetöitlerin ataları konumundadırlar.

Anlayışımıza göre, İslam’ı anlamamıza ve yaşamamıza yönelik yapılan her çalışma takdire şayandır.

Çabalarımız niyetlerimize göre şekillenir. Özellikle “hüküm” verirken hataya düşebilir, yanılmış olabiliriz.

“Ameller (başka değil) ancak niyetlere göredir; herkesin niyeti ne ise eline geçecek odur. Kimin hicreti, Allah ve Resulü (rızası ve hoşnutlukları) için ise, onun hicreti Allah ve Resulü’ne müteveccih sayılır. (Buhârî, Bedü’l-Vahy, 1; Müslim, İmare, 155;”

Niyet düzgün olduğu halde “hata”ya düşmüşsek “tevbe ve istiğfar” etmeliyiz ve hatamızı tashih etmeliyiz.

Bir başka deyişle “hata”da ısrar etmemeliyiz.

Bilindiği üzere “hata” ve “yanlış”larında ısrar eden “iblis” kibirlenerek şeytanlaşmış (insan ve cin şeytanları) ve saptığı gibi müminleri de saptırmaya çalışmış ve çalışıyordur.

Şeytanın temel işi münafıklık olarak nitelendirilen sıfatları telkin etmek ve inananları kâfirleştirmektir.

Şeytan muhtelif yol ve yöntemleri dener.

Özellikle “insan şeytanları”, münafıklar müminlerin arasında “fitne”yi arttırmak ve fesadı için başvurmadıkları yol ve yöntem yoktur.

Özellikle Siyonist haçlı zihniyetinin şeytanları günün her saniyesinde fitne oluşturma çabalarını sürdürmekle görevlidir.

Unutulmamalıdır ki, Siyonist haçlı zihniyetinin şeytanlarınca geliştirilen “fitne”lerden birisi de “Kur’an Bize Yeter” söylemidir.

Biliyorum içimizdeki münafıklar ve zihnen köleleşmişler çok alınacak.

Alınsınlar.

Doğruları dile getirmek bizim vazifemizdir.

“Kur’an Bize Yeter Söylemi” ve “Hadislere Gerek Yok Söylemi” bir Siyonist İngiliz oyunudur.

Hainlere diyeceğimiz yoktur. Onlar ihanetleri gereği her şeyi yapmakla memurdur.

Sözümüz iyi niyetli olduğunu ifade eden “aptal” ve “ahmak”laradır.

İhanet şebekesine uymayınız.

Okuyunuz.

Öncelikle Kur’an-ı kerimi okuyunuz, öğreniniz, anlayınız ve yaşayınız.

Yaşarsanız size Hz. Muhammed Mustafa’nın sav. yolunu, yöntemini, dini hayattaki konumunu, sünnetini öğrenmiş olursunuz.

Unutmayın art niyetliler ve görevliler okumazlar. Münafık karakterli olduklarından “Kur’an Bize Yeter” diyerek ömürlerini “ifsad” için tüketirler. Bu tiplerin genel olarak kullandıkları yöntemler bellidir.

Yalan, itham, inkâr, unutturma, şantaj vs.

Allah’a ve Hz. Muhammed’e sav iftiradan kaçınmazlar.

Bilinmelidir ki, “Kur’an Bize Yeter” akımı İngilizler tarafından sistemleştirilmiş ve fitne, fesat olarak yaygınlaştırılmıştır.

Enbiya Yıldırım “Kur’an Bize Yeter” diyenlerin profillerini tahlil ederken  “Çoğunluğu gerçek anlamda doğru dürüst dinî tahsil almamış, yüzeysel okumalar yapmış, Kur’an hadis/sünnet ilişkisi, fıkıh, tefsir gibi alanlarda yeterli kıvama gelmemiş velhasıl İslamî ilimlerde uzmanlaşmamış insanlardır. S.5”  tespitinde bulunur.

Bunun dışında hadislerin çokluğunu bahane edenlerin reddiyelerde bulunduğu, ülkemizde bu akıma kapılanların Arapçayı bilmediklerini ve bunu bahane ettiklerini ifade eder. S.5-6.

Gafil ve ahmaklara diyorum ki, Kur’anı Kerime yetersiz diyen bir Müslüman yoktur. Olamaz.

Sizler, yaşayan efendilerinizden uydurulmuş ifadeleri naklederek Kur’an ve sünneti inkâr ediyor, Hz. Muhammed Mustafa’yı sav. Müslümanların hayatından çıkarmaya çalışıyorsunuz.

Selam ve Sabırla…25.05.2025

 

*Enbiya Yıldırım, Kur’an Bize Yeter Söylemi, TDV Yayınları, Ankara 2020.

 Enbiya Yıldırım, Hadislere Gerek Yok Söylemi, TDV Yayınları, Ankara 2020.

 

 

24 Mayıs 2025 Cumartesi

Kitabı Sağından veya Solundan Verileceklerin Hali

 Kitabı Sağından veya Solundan Verileceklerin Hali

Veysi ERKEN Dr.

Kur’anı Kerime ittiba eden, uyan herkes denetlendiğine, her davranışının, fiilinin ve sözünün kaydedildiğine inanır.

Bu durum ayetlerde teferruatlı bir şekilde anlatılır. Herkesin, İki ayaklı, insan görünümlü, şeytanların ayak izlerini sürenlerin, münafıklaşanların durumları ve gözetlendikleri şöyle ifade edilir. “Hayır! İnanacak yerde siz hâlâ dini yalan sayıyorsunuz. Oysa sizi gözetleyen muhafızlar, değerli yazıcılar var. Onlar yaptığınız her şeyi biliyorlar. İnfitâr, 9-12”

Sadece bilme değil elbette, söylenen, fiile dönüşen her şey kayıt altına alınır. “İnsanı biz yarattık ve elbette içinden geçenleri biliriz; sağında solunda oturmuş iki alıcı (yaptıklarını) alıp kaydederken biz ona şah damarından daha yakınız. O hiçbir söz söylemez ki yanında çok dikkatli bir gözetleyici olmasın! Kâf, 16-18”

Kayıt altına alınan her söz ve fiil karşımıza çıkacak, sağ veya sol cenahımızdan verilerek konumumuz bizlere bildirilecek.

“Kitabı sağ tarafından verilen kimse der ki “Alın kitabımı okuyun; Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten bekliyordum.” Artık o, hoşnut olacağı bir hayat içindedir; Meyveleri kolayca devşirilebilir yüce bir cennettedir. Onlara “Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık olarak âfiyetle yiyin için” denir. Kitabı sol tarafından verilene gelince o, “Keşke” der, “Bana kitabım verilmeseydi de hesabımın ne olduğunu bilmeseydim! Keşke ölümüm her şeyi bitirseydi! Malım bana hiç fayda sağlamadı; Güç ve saltanatım elimden çıkıp gitti. Hakka, 19-29”

Evet.

Kitabımız verilecek ve bizler başkasının günahını yüklenmeden çabamızın, Allah’ın rızasını kazanmak için sarf ettiğimiz gayretimizin karşılığını alacağız.

Çabamızın karşılığını tas tamam alıp cennete veya cehenneme yerleşeceğiz. Ayetlerde, “Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. İnsan ancak çabasının sonucunu elde eder. Ve çabasının karşılığı ileride mutlaka görülecektir. Sonra kendisine karşılığı tastamam verilecektir. Necm, 38-41” buyrulur.

Çabamız Allah’ın rızasını kazanmak ve kitabı sağ cenahından verileceklerden olma yönündedir diye dua ediyoruz.

İnşallah duamız ve çabamız kabul olur.

Kitabı sol cenahından verilecekle gelince.

Onların vay haline.

Esasında kitabı sol cenahından verileceklerin işledikleri fiiller ve söyledikleri sözlerle bu dünyada da cehennemde yaşadıklarına şahitlik ediyoruz diye düşünüyorum.

Selam ve Sabırla… 24.05.2025