25 Ağustos 2026 Salı

Dokunulmazlıklar ve İmtiyazlar Efruzlaştırır

Dokunulmazlıklar ve İmtiyazlar Efruzlaştırır

Veysi ERKEN Dr.

Temcit pilavı gibi her gün sahnelenen oyunlara ve işlenen suçlara baktığımızda değişenin sadece “figüran”ların olduğunu görürüz. El hep aynı. “el”ler hep sahnenin gerisinde. “El” anlayacağınız hep yabancılar. İçlerinde Müslüman görünümlü münafıklar da mevcut.

Sanmayın ki, sadece ülke dışındakileri kastediyorum. Daha çok İçteki “el”leri kastediyorum.

Her şeyleriyle “el”

Giyimlerinden kuşamlarına, yediklerinden içtiklerine, düşündüklerinden dinlerine, paralarından zenginliklerine kadar her şeyleriyle “el” olanları kastediyorum.

Varlıklarını “figüranlar, amigolar ve sloganlarla devam ettiren “el”ler.

Misal mi istiyorsunuz.

İşte “ çete, suç örgütü, imtiyaz, dokunulmazlık haberleri”

Ve

“Hürriyete, dokunulmazlığa, imtiyazlara layık Kahramanlara”

1909 yılında yazılmış olayların tekrarıdır bugün yaşanılan.

Ne zaman yazılmış.

“Hürriyete layık bir kahraman”

Geçen yüzyılın başında yazılmış.

Evet, yüz yıl önce.

1 Nisan 1325 (1909) tarihinde çıkan Köprü dergisinde Ömer Seyfettin “İrtica Haberi”ni yazmış. Aynı yazar ilk kısmını Vakit Gazetesinin 8-9 Ocak 1919 tarihinde “Efruz Bey” romanını tefrika etmeye başlamış.

“Hürriyete Layık Bir Kahraman” namı diğer Efruz Bey.

Değişen bir şey var mı?

Elbette ki, hayır.

Yüz yıl önce irtica, dokunulmazlık, imtiyaz, yüzyıl sonra da aynı haberler.

Yüz yıl önce Adını bile inkâr ederek Efruzlaşanlar, günümüzde “harb”i “yoz kan”laşanlar.

Bir pespaye bağırıcının günümüzün taklitçilerini ve yeni “figüran”ları ile sivil olmayan merkezlerin sivil görünümlü uzantıları olan dernek, vakıf, sendika ve oda mensuplarını anlamak için, “Efruz bey”i okumanızı tavsiye ederim.

Sadece şu paragraf bile meydanları dolduran şuursuz kalabalıkların halini anlatmaya kifayet eder.

İşte “Hürriyete Layık Bir Kahramanımız”ın galeyana gelen bilinçsiz kalabalığa telkini.

“- İnsanların hepsi hürdür. Kardeştir. Müsavidir( eşittir). Artık ayrılmaya mâna var mı? Birbirlerinizin lisanını (dilini)  bilmiyorsanız ‘Esperanto’ dilini öğreniniz. Haydi, hepiniz birleşiniz. Sevişiniz, <bil^tefriki  cinsû mezhep (cins ve mezhep farkı gözetmeksizin)>bayrağının altına gelmeyenler müstebitlerdir. Onlar bizim düşmanımızdır. Bırakınız onlar mabetlerine gitsinler. Bizim cinsimiz, bizim mezhebimiz birdir: İnsanlık… Haydi öpüşünüz. Vahî fikirleri, batıl itikatları vahşilere, yamyamlara bırakınız. Medeni olmaya çalışınız. Ömer Seyfettin, Bütün Eserleri, c.3,s.996, Ötüken yay., İstanbul-1974”

Soruyorum size yüz yıldır değişen ne?

Dünün hürriyet kahramanı Efruz bey ve Firuzeleri bugünün  “ser-nur”larıyla “harb”i “yozkan”ları değil mi?

Hala uyanamayacak mıyız?

Hâlâ kendini beyaz Türk yaftası ile yaftalayan “el”lere kanacak mıyız?

Dokunulmazlıklarını ve imtiyazlarını kutsallaştıracak mıyız?

Uyanma, dokunulmazlıkların, imtiyazların kaldırılması zamanı gelmedi mi?

Adaletin tecellisi, çetelerin bitirilmesi için Efruzî kahraman(!)lardan, giyimlerinden kuşamlarına, yediklerinden içtiklerine, düşündüklerinden dinlerine, paralarından zenginliklerine kadar her şeyleriyle “el” olanlardan kurtulma zamanıdır.

Selam ve Sabırla… 25.08.2026

Not: bu yazı 2007 yılında yayınlanmış ve ufak tefek değişiklikler yapılmıştır.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?