Üstün Ahlak üzere olmak
Veysi Erken Dr.
Allah Hz. Muhammed Mustafa için “Sen elbette üstün bir ahlâka sahipsin. Kalem-4” buyurarak O’nu bizlere “Usve/ örnek” olarak gösterir.
Ayette “İçinizden Allah’ın lutfuna ve âhiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resûlullah’ta güzel bir örneklik vardır. Ahzâb-21”
Allah’ın lutfuna umut bağlayanlar “kâl” ve “Hâl”lerini aynileştirirler ve bu şekilde ahlaklaşırlar.
“Ey iman edenler! Niçin yapmayacağınız şeyleri söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında çok çirkin bir davranıştır. Saff, 2-3.” Ayetinde belirtildiği gibi yapılmayacak şeyleri söylemek çirkin ve reziletler olarak nitelendirir.
Üstün ahlak sahibi olan Hz. Muhammed’in yolunun yolcuları ahlakın fazilet özelliklerine sahiptirler.
Ahlâki özellikler nefiste subut bulmuş ve fiile dönüşen hususlardır.
Bilindiği üzere İslami zeminde ahlâk haline dönüşen ve melekeleşen fiiller;
1) Faziletler,
2) Reziletler olarak iki başlık altında toplanabilir.
Faziletler
1– Hikmet
2– Adalet
3– İffet
4– Şecâat olarak terimlendirilir.
Yine “Başta hadisler olmak üzere İslâmî kaynaklarda hulk ve ahlâk terimleri genellikle iyi ve kötü huyları, fazilet ve rezîletleri ifade etmek üzere kullanılmış; özellikle iyi huylar ve faziletli davranışlar hüsnü’l-huluk, mehâsinü’l-ahlâk, mekârimü’l-ahlâk, el-ahlâku’l-hasene, el-ahlâku’l-hamîde, kötü huylar ve fena hareketler ise sûü’l-huluk, el-ahlâku’z-zemîme, el-ahlâku’s-seyyie gibi terimlerle karşılanmıştır. …
Hz. Peygamber, bir olan Allah’a itaat temeline dayalı bir ahlâkî ve dinî birlik sağlama görevini üstlenmiş, böylece kabile ve soy sop (hasep nesep) anlayışı yerine Allah’a saygı (takvâ), ferdî ve sosyal planda yücelmenin ve değer kazanmanın ölçüsü haline gelmiş; bu ölçüye uygun olarak İslâm’ın öğretileri, Allah’ın bütün yaratıklarına karşı merhametli olmayı, beşerî ilişkilerde dürüstlük ve güvenilirliği, karşılıksız sevgi ve fedakârlığı, samimiyet ve iyi niyeti, kötü eğilimlerin bastırılmasını ve daha birçok faziletleri ihtiva etmiş bulunmaktadır.
İslâm ahlâkının asıl kaynağı Kur’an ve onun ışığında oluşan sünnettir. Nitekim Hz. Âişe bir soru münasebetiyle Hz. Peygamber’in ahlâkının Kur’an ahlâkı olduğunu belirtmiştir).
Bu sebeple İslâm ahlâk düşüncesi Kur’an ve Sünnet’le başlar. Bu iki kaynak dinî ve dünyevî hayatın genel çerçevesini çizmiş, amelî kurallarını belirlemiş, böylece daha sonra fıkıhçı ve hadisçiler, kelâmcılar, mutasavvıflar, hatta filozoflar tarafından geliştirilecek olan ahlâk anlayışlarının temelini oluşturmuştur.” https://islamansiklopedisi.org.tr/ahlak
Hâsılı kelam.
Hz. Muhammed Mustafa’nın sav yolunda olanlar “üstün ahlak” sahibi olarak “ahlak” kavramını parçalamaz, faziletleri bir bütün olarak yaşamaya ve yaşatmaya çalışır.
“Senin yanında hak yola dönenlerle birlikte, sana buyurulduğu gibi dosdoğru ol! Siz de azıp sapmayın. Allah, yaptıklarınızı çok iyi görmektedir. Hûd-112” ayetinde belirtildiği gibi hayatını sürdürmeye çalışır.
Selam ve Sabırla… 26.08.2026
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?