19 Nisan 2024 Cuma

Ayvaz Gökdemir -Öğretmen Olmaya Aday

 Ayvaz Gökdemir -Öğretmen Olmaya Aday

 Veysi ERKEN Dr.

“Öğretmen olmaya aday olan her şeyin en iyisine layıktır” diye söze başladı merhum Ayvaz Ağabey bize hitap ederken.

O benim için bir ağabey idi.

Hep ağabey olarak kaldı.

Tıpkı Galip ağabey gibi.

Gaziantep Lisesinden okul arkadaşım olan Ender Gökdemir’in ağabeyi olan Ayvaz Gökdemir’i gıyabi olarak Lise II. Sınıfında okurken tanıdım.  

Simaen tanıma ve tanışma Ankara’da kısmet oldu. Yıl 1974.

Ne kadar yıl geçmiş meğer.

Ben Ayvaz ağabeyi “Öğretmen olmaya aday olan her şeyin en iyisine layıktır” cümlesiyle bir kere daha tanımış oldum Yüksek Öğretmen Okulunda.

O, Genel Müdürümüzdü.

Öğretmen Okulları Genel Müdürü sıfatıyla bizlere hitab ederken sarf etmişti bu sözü. O sözünün eriydi. İnanmış ve inandığı ilkeleri hayata geçirmeye çalışan bir mümindi.

Öğretmen adaylarına her şeyin en iyisini sunma çabasındaydı.

Dürüst, karakterli, inançlı ve kararlı bir insandı Ayvaz ağabey.

Bahsi geçen niteliklerle mücessem olan zat, bu nitelikleri öğretmen adaylarına kazandırmak istiyordu.

Çabası ve gayreti bu yöndeydi.

Milli ve İslami değerlere düşman olanlar Ayvaz Gökdemir’den hiç hazzetmediler.

Genel Müdürlük  koltuğunu ona çok gördüler.

Hatta “Ayvaz kasap hep bir hesap” diyecek kadar ileri gittiler.

 Basın onların elinde idi.

Her türlü iftira, karalama, yalan ve şirretlik onlar için mubahtı.

“Bütün yollar Roma’ya çıkar”dı onlar için. Her pislik ve iftira onlar için bir yöntemdi.

Her türlü karalamayı yaptılar.

Zira Ayvaz ağabey yerli idi.

Yerli olmayanların gözünde ise O, kötü bir varlık.

Genel Müdürlük makamından ayrıldıktan sonra dönemiyle ilgili “Buhranın Kaynağında” isimli eserini neşretti.

 Kitap dönemle ilgili müşahedeleri, tespitleri ve cevapları ihtiva ediyor. Genel Müdürlüğüne bağlı okullarda yaşanılan gerçeklerle ilgili müşahedeler, oralarda yaptığı tespitler ve yerli olmayanlara vermiş olduğu cevapları toplamıştı kitabında.

1979 yılının karanlığında gerçekler bilinsin diye yayınlanmıştı.

Neredeyse her paragrafını çizerek okumuşum kitabı.

Zira bizler "Buhranın Yuvaları”na dönüştürülen dönemin okullarında idik.

Bizler “yerli düşünenler için gül, “elin uşakları” için diken idik.

Bugün raftan indirdiğim kitabı elime alırken hüzünlendim. Bize o günleri yaşatan karanlık ellere lanet ederek Ayvaz ağabeyin ruhuna Fatihalar yolladım.

Dönemin buhranlarını tekrar hatırladım.

Ayvaz ağabey gerçekten eğitimin gerekliliğine ve gücüne inanıyordu.

Eğitim toplumu mutluluğa ve Allah’a ulaştırabileceği gibi “buhranın kaynağı” olabileceğini biliyordu.  Kitabına bu ismi bunun için vermişti.

O, bu düşüncesini “…bütün faaliyetler neticesinde temin edilecek refah ve saadet insan içindir ve bunların temini insanla mümkündür. İnsansız bir dünya ve insan unsuru dışında bir kalkınma, refah veya saadet düşünülemez. İnsan yetiştiren mekanizma da eğitimdir. Bu bakımdan eğitim, diğer müessese ve faaliyetlere kaynaklık eder, onlar üzerinde çok büyük müessiriyeti vardır. İşte bu sebeple biz eğitimi kalkınmaya, ilerlemeye, millet ve devlet hayatı için düşünülen her türlü faaliyete başlangıç noktası, temel mesned sayarız.

……………..

Eğitimin ehemmiyetine dair daha çok şey söylenebilir. …Vatan sathında ve millet arasında göreceğimiz her güzelliğin arkasında bir öğretmen emeği bulunduğuna inanıyorum. Maalesef bunun tersi de doğrudur: Kinlerin, kanların, düşmanlıkların, yabancılaşmaların, hepimize ızdırap veren içtimaî zaafların, facia çapına ulaşan çirkinliklerin arkasında da yabancı ve zararlı ellere geçmiş eğitim çarkının birinci derecede tesirleri vardır. Belli başlı dert ve davalarımızın altında dikkatli bakan herkes, daima ve sabit bir unsur halinde gayrı milli eğitim tatbikatının bu tahripkâr tesirlerini görecektir.

Bu itibarla, var olmak ve yükselmek isteyen bir milletin eğitimi mutlaka milli olmak mecburiyetindedir. Bu bir bedahet hükmüdür ve dünyada örnek alabileceğimiz bütün milletlerin eğitimi de mutlaka millî ülküleriyle âhenkdardır ve milli kültürlerine istinad eder. Buhranın Kaynağında, s.419-420” biçiminde ortaya koyar.

“Her nefis ölümü tadacaktır” ilahi hükmü mukadder oldu ve Ayvaz Ağabey tebdil-i mekân eyledi. Bir gün biz de tebdil-i mekân edeceğiz.

Umulur ki, Ayvaz ağabey gibi rahmetle anılalım.

Mekânın cennet, Rabbimiz ve mürebbimiz olan cenabı Allahın rahmeti üzerine olsun Ayvaz ağabey.

Selam ve Sabırla… 26.04.2008

Not: Bu yazı 19 Nisan 2008 yılında vefat eden Ayvaz ağabeyinin hatırasına tekrar yayınlanmaktadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?