Medeniyet Tasavvuru İnşa Edilecekse
Veysi ERKEN Dr.
Müslüman, İslam medeniyetini ihya etmek veya yeniden “ibda” ve inşa” etmek istiyorsa “CAMİ”yi merkeze almak mecburiyetindedir.
Medeniyet “Bir millet ve toplumun maddî, mânevî varlığına âit üstün niteliklerden, değerlerden, fikir ve sanat hayâtındaki çalışmalardan, ilim, teknik, sanâyi, ticâret vb. sâhalardaki nîmetlerden yararlanarak ulaştığı bolluk, rahatlık ve güvenlik içindeki hayat tarzı, yaşama biçimi” https://www.lugatim.com/s/medeniyet
Tasavvur zihinde göz önüne getirme, zihinde canlandırma, hayal etmeyi ifade eder. Bu iki kelime bir araya getirildiğinde, Medeniyet Tasavvuru denildiğinde “Nasıl bir dünya arzu ediliyor, hayal ediliyor? sorusu sorulmuş oluyor.
Bu sorunun cevabı da inanç değerlerini benimseme, anlama, kavrama ve hayata geçirilmesini oluşturur.
Unutulmamalıdır ki medeniyet tasavvuru inanç ilkelerinden, kurallarından bağımsız oluşturulamaz. CAMİ’Yİ merkeze almayan anlayış İslamî anlamda medeniyet tasavvuru oluşturamaz.
Bilindiği üzere içimizdeki eblehler, hainler ve gayrı Müslimler marifetiyle medeniyetimizin temel umdeleri tahrip edildi, Kur’an ve Sünnet merkezli hayatımız sonlandırıldı. Medeniyetimiz “efradını CAMİ ağyarını mani” olmaktan çıkarıldı, tasavvurumuz, ufkumuz yok edildi.
Bizden ve Müslüman olduklarını sandıklarımız bizi” küll”den, efradını “cami” olandan kopardı.
Cami zihniyet olarak bizi topluyordu, külliyen oluyorduk.
Cami, hayatı Kur’an ve Sünnet merkezli inşa ediyordu.
Evet.
“Arapça cem‘ kökünden türeyen, “toplayan, bir araya getiren” anlamındaki "câmi", “mescid”leri esas alan ““külliye* olarak adlandırılan önemli yapı toplulukları” haline getiriliyordu. Zira “Allah’ın mescidlerini ancak Allah’a ve âhiret gününe inanan, namazını kılan, zekâtını veren ve yalnız Allah’tan korkup çekinen kimseler imar edebilirler. İşte bunların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur. Tevbe-18” imar edip genişletiyor ve hayatın merkezi haline getiriyordu.
Cami hayatın merkezi istişare ve karar mekânı olduğundan zihniyet ona göre şekilleniyor ve inhiraf azalıyordu.
Çünkü CAMİ fonksiyonu olan mekânlardı. Fonksiyonları şu şekilde sıralanabilirdi.
Caminin Fonksiyonları.
1. Mâbed Olarak Cami ve Caminin Kutsiyeti. Mescid başlangıçta idare, eğitim ve öğretim merkezi gibi değişik amaçlar için kullanılmışsa da onun asıl fonksiyonu bir mâbed oluşudur.
2. Eğitim-Öğretim ve Kültür Merkezi Olarak Mescid. Hz. Peygamber’in, bir gün mescide girdiğinde cemaatin bir kısmını dua ve zikirle, diğer bir kısmını ilimle meşgul halde görüp, “Ben muallim olarak gönderildim” diyerek ilimle meşgul olanların yanına oturması (İbn Mâce, “Muḳaddime”, 17), Asr-ı saâdet’te mescidin eğitim ve öğretim alanındaki fonksiyonunu göstermeye yeterlidir.
3. Caminin Devlet Müessesesi Olarak Hizmetleri. a) Siyasetin Merkezi Olarak Cami. İslâm dininin tebliğcisi olduğu gibi İslâm devletinin de başkanı olan Hz. Peygamber’in evi mescide bitişik bulunuyordu ve cami ile evini dinî ve idarî münasebetler yönünden âdeta bütünleştirmişti. İslâm açısından din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmazlığının bir ifadesi olan Hz. Peygamber’in bu uygulaması, daha sonraki dönemlerde de uzun bir süre devam etti. “Dârülimâre” denilen hükümet konakları cami yanında inşa ediliyordu.
b) Kamu Yönetimi Açısından Cami. Camiler ilk dönemden itibaren idarecilerin halkla bir araya geldiği yerlerdi. Asr-ı saâdet’te her türlü istek ve meseleler burada dile getiriliyordu. Müslümanlar Hz. Peygamber’e, ilk halifelere ve diğer idarecilere namaz öncesinde ve sonrasında talep ve şikâyetlerini kolayca intikal ettirebiliyorlardı. Bir vali hakkında merkeze şikâyet ulaştığında müfettişler camileri gezerek tahkikat yaparlardı
c) Caminin Adalet Hizmetlerindeki Yeri. İslâmiyet’in kendine has hukuk sistemi mescidlerdeki ders halkalarında tâlim edilmiştir. Ashâb-ı kirâm hukukî konuları mescidlerde müzakere ederdi (Dârimî, “Muḳaddime”, 51). Hatîb el-Bağdâdî’nin el-Faḳīh ve’l-mütefaḳḳih’inde konu başlıklarından biri de “Mescidlerde Fıkıh Tedrisinin Fazileti” adını taşır (II, 129-130).
Hz. Peygamber’in minberi ahkâmın öğretildiği, yanlış hukukî uygulamaların düzeltildiği bir yerdi. Meselâ kendisi “velâ hakkı”yla ilgili yanlış bir uygulamayı minberde dile getirip düzeltmiştir (Buhârî, “Ṣalât”, 70). Asr-ı saâdet’te mescid kazâî faaliyetlerin yürütüldüğü bir mekân olarak da hukuka hizmet etmiştir.
d) Mescidin Askerî Amaçlar İçin Kullanılması. Kur’an’da cihadla ilgili âyetlerin sayısı oldukça fazladır. Bunların devamlı olarak namazlarda okunması, Müslümanları düşmanla mücadeleye hazır tutardı. Kendisinden önceki birçok peygamber gibi Hz. Peygamber’in bir vasfı da ordu kumandanı olmasıdır. Bu bakımdan Asr-ı saâdet’te mescid askerî bir karargâh, bir nevi askerî şûra meclisi ve askerî hastahane olarak da görev yapmıştır.”* https://islamansiklopedisi.org.tr/cami
Evet, biz böyle bir zihniyetten koparıldık ve külliyen niteliklerinizi kaybettik, hayallerimiz imha edildi, hayatımız batıllaştırıldı, dünyevileştirildi.
Evet.
Cami bizi “küll” ediyordu, hedeflerimizi İ’layı Kelimetullah amacına göre belirliyordu.
İslâmiyet’in ilk devrinden başlayarak camiyle bütünleşen birçok fonksiyon bulunmaktaydı. Medine’deki Mescid-i Nebevî bu anlamda bir külliye gibi çok fonksiyona sahip ilk yapı olarak görülebilir.”* https://islamansiklopedisi.org.tr/kulliye
Hani bir söz vardır. “Yiğit ancak düştüğü yerde ayağa kalkar”. Bizler de ancak düştüğümüz yerde ayağa kalkabiliriz. Bu da medeniyet tasavvurumuzu “CAMİ” merkezli olarak kurgulamak ve medeniyetimizi buna göre yeniden inşa ve ihya ile mümkündür.
Umulur ki, böyle bir tasavvur, zihniyet ve anlayışla kısa zamanda medeniyetimiz hayat bulur ve İlayı Kelimetullah için âleme nizam verilir.
Selam ve Sabırla… 24.12.2025
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?