20 Aralık 2025 Cumartesi

Medeniyet Tasavvuru

Medeniyet Tasavvuru

Veysi ERKEN Dr.

Medeniyet “Bir millet ve toplumun maddî, mânevî varlığına âit üstün niteliklerden, değerlerden, fikir ve sanat hayâtındaki çalışmalardan, ilim, teknik, sanâyi, ticâret vb. sâhalardaki nîmetlerden yararlanarak ulaştığı bolluk, rahatlık ve güvenlik içindeki hayat tarzı, yaşama biçimi” https://www.lugatim.com/s/medeniyet

Tasavvur zihinde göz önüne getirme, zihinde canlandırma, hayal etmeyi ifade eder. Bu iki kelime bir araya getirildiğinde, Medeniyet Tasavvuru denildiğinde “Nasıl bir dünya arzu ediliyor, hayal ediliyor? sorusu sorulmuş oluyor.

Bu sorunun cevabı da inanç değerlerini benimseme, anlama, kavrama ve hayata geçirilmesini oluşturur.

Unutulmamalıdır ki medeniyet tasavvuru inanç ilkelerinden, kurallarından bağımsız oluşturulamaz.

Mesela Siyonistlerin ve evangelistlerin tasavvuru ve hayali kendilerinden olmayanların tamamını sömürme, yok etme, köleleştirme üzerinde kuruludur.

Şiddet, soykırım, işgal vazgeçilmezleridir.

İslam’ın medeniyet tasavvuru da temel ilke ve kurallarla inşa edilirse kendine has olur.

Bizim medeniyet tasavvurumuzun vazgeçilmez kaynağı Kur’an-ı Kerim ve uygulaması olan sünnet olduğu müddetçe asliyesini muhafaza eder.

Aliya İzzetbegoviç “asıl yenilgi düşmana benzemekle olur” derken bunu dile getiriyordu.

Evet.

Geçmişte ülkücülerin bir medeniyet tasavvuru ve iddiası vardı. Biz bunun için ülkücüydük. Ülkücülerin medeniyet tasavvuru ve iddiası Kur’an ve sünnet temelli İslam medeniyeti idi.

Medeniyet tasavvurumuz “Ben sizi pazarda ıspanak fiyatına satılan demokrasiye değil, Allah yoluna davet ediyorum” denilen anlayışa istinad ediyordu.

Allah yoluna davet zihnimizi şekillendiriyor, dünyaya nasıl bir nizam verileceğinin işaret taşlarını ortaya koyuyordu.

Bu hareket “çağrımız İslâm’da dirilişedir”, “kanımız aksa da, zafer İslâm’ın” diyerek medeniyet tasavvurunu ve iddiasını haykırmaktaydı. Bu tasavvur ve iddiayı dağlara, taşlara ve gönüllere nakşetmekteydi.

Eylül fırtınası öncesi gençler, çocuklar, ihtiyarlar kısacası halk bunun için ülkücü hareketle kucaklaşıyor, bunun için her şeyi göze alıyordu.

Halk, ülkücülerin İslâm medeniyetinin muştusu olduğuna inanmıştı.

Nizam-ı âlemi vahye dayalı gerçekleştireceklerdi.

Ya sonra.

Tapınakçı egemenler ülkücülerin gidişatını bozmayı hedeflemişti.

Eylül fırtınası ülkücülerin istikametini bozmayı becerdi. İslâm medeniyetine gidişatı durdurdu.

Günümüzde Kendini Müslüman olarak ifade eden bütün grupların medeniyet tasavvuru Kur’an ve sünnet eksenli olmaktan uzaktır.

 

Allah ve Resulü ne diyor yerine ben ne diyorum anlayışı tasavvurun temeli olmuş vaziyettedir.

 Artık “Allah yoluna davet” Müslümanların ortak paydası olmaktan çıkmıştır.

Müslümanlar ortak paydalarını kaybedince bölük pörçük oldular Medeniyet tasavvurlarını kaybettiler.

Sabatayist çete ve boğazdaki aşiretten müteşekkil derin aile Müslümanları medeniyet iddialarından uzaklaştırmayı becerdi.

Her şeye rağmen medeniyet tasavvuruna sahip olanlar İslam medeniyetinin ancak Kur’an ve sünnet zeminli oluşturulabileceğini unutmamalıdırlar.

Selam ve Sabırla… 20.12.2025

 

 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?