Namazı Terk edenler
Veysi ERKEN Dr.
Allah insana vahyedileni (Kur’an) okumasını, namazı kâmilen kılmasını kötülüklerden uzak durmasını ister.
Yüce Rabbimiz; “Ailene namazı emret, kendin de ona sabret” Ta-Ha-132
“Namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’a samimiyetle bağlanın. O, sizin Mevla’nızdır. O, ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcıdır. Hac-78”
Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Bakara-45”
“Öyle müminler vardır ki, onları ne ticaret, ne alışveriş Allah’ı anmaktan, namazı hakkıyla kılmaktan ve zekâtı vermekten alıkoymaz. Nûr-37” buyurmaktadır.
Bilhassa “Kitaptan sana vahyedilenleri oku, Namazı dosdoğru kıl. Çünkü namaz insanı hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah’ı anmak (olan namaz) elbette en büyük ibadettir. Ankebût-45” ayeti ile insanı kötülüklerden, hayâsızlıktan men edenin namaz olduğunu beyan eder.
Yine Hz. Muhammed Mustafa sav. Namazın ehemmiyetini ve vazgeçilmezliğini şu hadisi ile bizlere izah etmektedir."Namaz dinin direğidir. Onu koruyan dinini korumuş olur, onu yıkan dinini yıkmış olur!” Tırmizi, İman-8
Ayet ve hadislerden hareketle benzetme yapılacak olursa “Namaz” çadırın direği gibidir. Direk yıkıldığında nasıl çadır yıkılıyorsa, Namazın derki de dinin yıkılmasını beraberinde getirir.
Bütün uyarılara rağmen Hz. Âdem’in neslinden gelen âdemoğullarından pek çoğu seçkin kullarının ardından namazı terk eden, nefsanî arzularına uyan nesiller olmuştur.
“İşte bunlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu, Âdem’in soyundan gelen peygamberler; Nûh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımız, İbrâhim ve İsrâil’in (Ya‘kūb) soyundan gelenler ve doğruya ulaştırdığımız ve seçkin kıldığımız kimselerden olup, kendilerine Rahmân’ın âyetleri okunduğunda ağlayarak ve secde ederek yere kapanırlar. Sonra bunların ardından artık namazı kılmayan ve nefsânî arzulara uyan bir nesil geldi. Bunlar elbette azgınlıklarının cezasını bulacaklardır. Meryem, 58-59”
Günümüzde de namazı kılmayan ve nefsânî arzulara uyan bir nesil türedi.
Ve bunlar elbette azgınlıklarının cezasını bulacaklardır.
Bundan şüphemiz yoktur.
İnşallah Allah’ın ve resulünün çağrısına ittiba eder ve bunların oluşturduğu fitne ateşinden uzak durur ve kurtuluruz.
Ayetlerde: “Ey iman edenler! Allah ve Rasûlü sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman onlara uyun. Şunu bilin ki Allah kişiyle kalbinin arasına girer. Sonra hiç şüphesiz, hepiniz O’nun huzurunda toplanacaksınız. Bir de öyle bir fitneden sakının ki o, içinizden sadece zulmedenlere erişmekle kalmaz (umuma sirayet ve hepsini perişan eder). Biliniz ki, Allah'ın azabı şiddetlidir. Enfâl, 24-25”
Selam ve Sabırla… 13.12.2025
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?