Aile, Hem Kemiyet Hem de Keyfiyetçe Yok Oluyor
Veysi ERKEN Dr.
Aile çöküyor.
Kemiyet (nicelik) ve Keyfiyet (nitelik) olarak çöküyor.
Kemiyet olarak çöküyor. Nüfus azalıyor, boşanmalar çoğalıyor, evlilik azalıyor, nüfus ihtiyarlıyor ve aile felaketi yaşıyor.
Felaket sadece nicelik olarak değil keyfiyette de hâkimdir.
Ailede sevgi, şefkat, sadakat, iffet, namus ebeveyn olma duyguları yok oluyor.
İslamsızlaştırmanın sonucunda aileler dağılıyor yok oluyor.
Türkiye uçuruma hızla yuvarlanıyor.
Bilindiği üzere “kapitalizm dini” kadını sokağa sürüklemiştir, metalaştırmıştır, köleleştirmiştir, iffetini, namusunu, erkek ve kadının sadakatini yok etmiştir.
Bu gerçek kabul edilmedikçe sonuç alınmaz, alınamaz.
Uygun tedbir alınmazsa felaket azalmaz, aksine artar.
Sadece nüfus artış hızı azalmaz, aile yıkılır, aile denilen devlet mezarlığa gider.
Ülke sodom gomara döner.
Doğrudur.
“Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete” sözü topluma mal olmuş ve ailenin yaşadığı felaketi ve yıkımı izah ediyor.
Özetle kapitalizm dini kadını sokağa mahkûm etmekle, ev hanlığını bitirmekle aileyi dağıtmaya devam ediyor.
Aile hem kemiyet hem keyfiyet anlamında felakete, yokluğa, esfele sürükleniyor.
Yakınma var tedbir yok.
Tedbir alma çabası da yok.
Uygulamalar kadını evinden uzaklaştırmak içindir.
Kadını “evinin işinde” değil, “el’in işinde” çalışmaya sürükleyen anlayış ve uygulamalar ailenin dağılmasını, yok olmasını beraberinde getiriyor.
Aileyi yıkımdan kurtarmak mümkün mÜ?
Aileyi kemiyet ve keyfiyet olarak ihya etmek mümkün mÜ?
Elbette mümkündür.
Aileyi İslam’la Müslümanlaştırmak, gençlere, nesillere İslamî şuur kazandırmak, ailenin değerini yaşatmak ve Kadını “ev hanı” ve “ana/anne” yapmaktır.
Annelere, çocuğunu hane içinde yetiştirene destek olmak, maaş bağlamaktır.
Unutulmamalıdır ki, tedbir kadını aileye “ev hanı” yapmaktır. Evin düzenini kurmasını sağlamaktır. Maddi anlamda dışarıya mahkûm etmemektir. Evinde oturan, evinin işini gören, evine sadakatini ve bağlılığını sağlayan, nitelikli çocuk yetiştirmeye çalışan, yüksek gelirle, maaşla desteklemektir.
“Ev hanı” olanlara maaş bağlamaktır.
Kadınları “hane”ye Han” yapmaktır.
Tedbir budur.
Yıllar önce şöyle yazmıştım. “Aileyi Yıkarsanız Devlet de yıkılır Vatan da biter” diye.
Misal vermiştim. “Mevcut iktidar döneminde maddi yatırımlar ciddi anlamda arttı ve gerçekleşti. İmar faaliyetleri arttı. Yol, köprü, hastahane, okul ve savunma sanayinde artışlar yılların ihmalini giderdi diye
Evet.
Ahmak, aptal, art niyetli veya hain olanlar hariç bu durumu görmeyen yok
Maddi boyuttaki büyüme ve gelişme kapitalist ekonomik anlayış yüzünden toplumun bütün kesimlerine adil bir şekilde yansımasa da bir gerçektir.
Hani "bizim aile" diye bir filim vardı ya.
Maddi zenginliği temsil eden, paradan, maddi imkân dışında bir gerçek tanımayan Saim bey vardı.
Zengindi.
Ama aileden kopuk ve hayattan kopuk bir kişilik.
Maddi olarak o karaktere büründük devletçe.
Ve yedi çocuklu bir aile. "Bizim aile"
En iyisi yedi çocuklu fakir ailenin reisi Yaşar Ustanın Saim beye hitabını hatırlatarak devam edeyim
"4 çocuklu Yaşar Usta ile 3 çocuklu Melek Hanım, mahallelinin ısrarıyla evlenirler. Ama çocukları bu durumdan hoşlanmaz... Münir Özkul’un, gelininin (üvey oğlu ) babası zengin işadamına “Sen milyarder, fabrikalar sahibi Saim Bey! Sen mi büyüksün? Hayır, ben büyüğüm. Sen bir hiçsin. Çünkü biz birbirimize parayla pulla değil sevgiyle bağlıyız” dediği o film..."
Bir tarafta bizim aile, diğer tarafta maddenin dışında bir şey tanımayan güç.
Hitaptan anlaşılacağı üzere aile sevgiyle oluşur ve devam eder, maddi refahla değil.
Evet.
Maddi olarak belki Saim Bey gibi bir devletimiz oldu, oluyor. Yani bizim aileyi bilmeyen, bilmek istemeyen, dağıtmaya çalışan bir yapı.
Bir başka deyişle,
Yaşar usta gibi bir babayı yok ettik, ediyoruz. Ana olacakları köleleştirdik, köleliği teşvik ettik. Kadını “ev hanı” olmaktan uzaklaştırdık.
Birbirine parayla değil, sevgiyle, şefkatle, merhametle ve sadakatle bağlı aileyi dağıtıyoruz.
Ne ile?
Dışarıdan ithal ettiğimiz kanun ve ilkelerle.
Topluma dayatılan yaşayışla.
Yerli ve millî olmayan medya ile.
Şiddet, cinayet, boşanma, evlenmeme, evden uzaklaştırılma arttı, artıyor.
Hem de katlanarak.
Kısaca aile yıkılıyor, dağılıyor, parçalanıyor. Fırtına kar ve Boran'a dönüştü.
Dağılma sureci hızlandı.
Yıkıma engel olmaya çalışanlar var. Direnç var.
Biz aileyiz, aile kalmak istiyoruz değerlerimizle diyenler.
Kadın ev hanı olsun, evinde maaşını alsın, devleti kurtarsın diyenler var.
Ama devlet tersini yapıyor.
Sokağa mahkûm edilenleri teşvik ediyor, onları destekliyor.
Hâsılı kelam.
Bilinmelidir ve unutulmamalıdır ki, Aile yıkılırsa devlet de yıkılır, vatan da biter.
Bu gerçek asla unutulmamalıdır.
Sevgi üzerine inşa edilmiş ailemizi, bizim aileyi yaşatmak için geç kalınmış, tamirat zor. Yollar uzun, yollar ince.
Her şeye ve tahribata rağmen bir an önce karar verilmelidir.
Yıkım mı, varlığı devam ettirme mi?
Varlığımızı, devletimizi, vatanımızı, kısaca dünyamızı imar etmek istiyorsak "aile"yi mamur hale getirmek zorundayız.
Evde oturanı, çocuk doğuranı, nitelikli evlat yetiştireni destekleyelim, kendilerine maaş bağlayalım.
Geliniz ailemizi kendi değerlerimize göre inşa edelim, “ev hanı” olanları destekleyelim, maaş bağlayalım, devletimizi ve vatanımızı koruyalım.
Ya istiklal ya izmihlal.
Selâm ve sabırla... 19.12.2025
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?