Kötülüğü İsteyenler
Veysi Erken Dr.
İnsanoğlu fıtratı gereği hayrı, iyiliği isteyebildiği gibi şerri, kötülüğü de isteyebilir. Allah iki yolu da ihsan etmiştir. Ayetlerde “Ona iki göz, bir dil, iki dudak vermedik mi? Ve ona iki yolu göstermedik mi? Fakat o, sarp yolu göze alamadı. O sarp yol nedir, bilir misin? Köle âzat etmektir. Veya bir kıtlık gününde yakını olan bir yetimi yahut aç açık bir yoksulu doyurmaktır. Sonra iman edip birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve acımayı öğütleyenlerden olmaktır. İşte bunlar hakkın ve erdemin yanında olanlardır. Âyetlerimizi inkâr edenler ise bâtılın ve erdemsizliğin yanında olanlardır. Onların hakkı, üzerlerine kapatılmış bir ateştir. Beled, 8-20
Evet.
İnsana duyu organları ve duygular ihsan edilmiş ve iyi ile kötülüğün yolları göstermiş olduğu halde kötülüğü, kötülük yolunu isteyenler, şeytanın yolunu tercih edenler olmaktadır.
Şeytanın yolunu seçenler kötülüğü istemekte, toplumu fesada uğratmaktadırlar.
Ayetlerde “Umulur ki rabbiniz size acır. Ama eğer yine fesatçılığa dönerseniz biz de cezayı tekrarlarız. Biz cehennemi kâfirler için ebedî bir ceza yeri yaptık. Kuşkusuz bu Kur’an en doğru olana iletir; dünya ve âhiret için yararlı işler yapan müminlere, kendileri için büyük bir mükâfat olduğunu müjdeler. Âhirete inanmayanlara gelince, onlar için de ağır bir azap hazırladık. İnsan, şerri de hayrı istediği gibi ister. İnsan pek acelecidir! İsrâ, 8-11 buyrulur.
Demek ki, Kur’an insanı doğru yola iletir, müminlere müjdeler verir, hayrı işlemelerine yol açar.
Kur’anı hayatından çıkaranlar, Onu mahcur edenler, şeytana uyanlar, münafıklaşanlar kötülüğü ister hale dönüşür, kötülük üretim merkezi haline gelir.
Ayette “Peygamber, “Ey Rabbim! Kavmim şu Kur’an’ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi” dedi. Furkan-30” buyrulur.
Bilindiği üzere iyilik veya kötülük nefse ilham edilir.
Nefse ilham edilenler "Takva" ve "fucur" diye isimlendirilir.
Kur’an-ı Kerimi mahcur bırakanlar kendilerine “fücur”un ilham edilmesini sağlar.
İlham edilen “takva” veya “fücur” zihniyete dönüşür.
Hz. Âdem’in çocukları olan Habil ve Kabil'in davranışında tecessüm eder.
Habil aktif iyiliği, kabil aktif kötülüğü temsil eder.
Bu zihniyetler tarihî süreç içinde hep var olmuştur.
Bizim coğrafyamızda genel olarak yerli olmayanlar kötülük isteyenler olmuş ve aktif kötülük merkezlerini oluşturmuş ve eleman devşirmiştir.
Jöntürk ve İttihatçı zihniyet kötülük isteyenler tarafından devşirilmiş, oluşturulmuş ve hep kötülük üretmiştir.
Günümüzde de İttihatçı zihniyetin muakkipleri ve dostları aktif kötülük üretmeye devam ediyor. Aktif kötülük merkezlerini şu ifadelerinden anlamak mümkündür.
"Halka rağmen halk için"
Çocukluğumdan beri bahsi geçen zihniyet hep "hayra engel, şerre destek" olmuştur.
Manevi anlamda batı/batıl anlayışın temsilcisi ve taşıyıcısı, maddi kalkınmanın engeli olmuştur.
Aktif kötülüğün peşinde olanların tek bir vazifesi olmuştur daim olarak.
İyiliğe takoz olmak.
Hayatı millete zehir etmek.
Kur’an öğretimine, camiye, namaza, Elektrik üretimine, köprü yapımına, rafineri kurmaya, İHA, siha, tank, top, teknoloji üretimine ve her türlü yeni yapıya karşı duruş sergileyen bu zihniyet olmuştur. Dikili ağacı olmadığı gibi olması da mümkün değildir. Çünkü hep hayra engel olmayı vazife edinmiştir, kötülüğü istemiştir.
Kötülüğü temsil eden bu zihniyet İçtimai hayatımızı bozan her düzenlemeyi alkışlarken, zararlı olanı destekleyen mecralara öncülük etmektedir.
Kabil kafalı ve nemrut soylu olduklarından bunlara anlatılacak ve izah edilecek bir durum yoktur.
Hâsılı kelam daima kötülük isteyen, Aktif kötülük merkezlerini oluşturan zihniyeti durdurmanın bir tek yolu vardır.
Onu deşifre etmek ve milleti inandırmaktır.
Dostlara tavsiyem Allah'ın ipine sımsıkı sarılarak, Kur’an-ı Kerimi mahcur etmeden ve sıratı müstakimden ayrılmayarak aktif kötülük yayıcıları olan parti, dernek, vakıf ve kişileri deşifre etme ile ilgili olacaktır.
Bilindiği üzere açıklık en doğru yoldur.
Sıratı müstakim açık yoldur.
Selâm ve sabırla... 23.12.2025
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?