10 Mart 2015 Salı

Kastamonu Üniversitesindeki Gelişmeler




         Kastamonu Üniversitesindeki Gelişmeler

            Veysi ERKEN

            Geçenlerde 1982 yılında kurulmuş olan Van olan Yüzüncü Yıl isimli üniversitemizin rektörü kendi kurumundan bahsederken ideolojik tavırların bittiğini, öğrenci sayılarının 17 binden 28 bine yükseldiğini ifade etti.
            YY üniversitesindeki geçmiş durumu az çok tahmin ettiğimden gelişmeleri takdirle andım. Zira şuna inanıyorum ki, hepimizin vazifesi rıza-i bari için faydalı olmaya çalışmaktır.
            Bunu dillendirmemin sebebi Kastamonu Üniversitesindeki gelişmelerin bazılarınca küçümsenmesindendir.
            Kastamonuluların zenginleri ve STK’ları üniversitelerine katkı sağlayacaklarına boş konuşmakla vakit geçirdiklerini müşahede ediyorum.
            Biraz inceleseler iyi olur diye düşünüyorum.
            Kastamonu Üniversitesi 2011 sonrası büyük bir gelişim gösterdi. 3 olan Fakülte sayısı 8’e 65 olan öğretim üyesi sayısı 230’a, öğrenci sayısı 6000’den 21 bin’e, akademik personel sayısı 600’e ulaşmış, hatta geçmiştir.
            Bunun yanında fizikî yapıda da iyileşmeler olmuş ve iki yeni binası faaliyete geçmiştir.
            Kampusu gezenler bu değişimi fark eder.
            Gelişim yeterli görülmeyebilir. Daha mükemmel olabilir. Bunun çabası zaten var. Yeni Fakülteler, öğrenciler ve akademik personel yolda.
            Kastamonulu olmayan birisi olarak beklediğim insaf ve destektir.
            Artık lafazanlıkla vakit geçirilmemeli ve üniversite desteklenmelidir ki, gelişim hızlansın.
            Daha önce de ifade etmiştim.
            Bilindiği üzere “marifet iltifata tabidir.” Kastamonulular ne kadar iltifat ederlerse üniversite o kadar gelişir ve şehri geliştirir.
            Belediye TOKİ marifetiyle üniversiteye katkı sağlayabilir. Konut ve yurt için öncülük edebilir.  Şimdi lafazanlık zamanı değil, katkı sağlama zamanıdır.
            Selam ve Sabırla.

Şubatla Gelen



Şubatla Gelen
Veysi ERKEN
Türkiye’yi çökertmek isteyen küresel haydutların darbe dönemlerini, 28 Şubat düzenini ve soygunlarını devam ettirmek için daimi hareket içinde olduklarını, gezi parkındaki ağaçları bahane ederek her tarafı yakıp yıkmalarından, hırsızlık kılıfı ile insanımızı fişleyip tapınakçı efendilerine pazarlamalarından biliyoruz.
            Bu tahribata yol açanların bir kısmının parti ve cemaatlerdeki piyonlar olduğu aşikârdır.  Özellikle içteki piyonlar ve “kanaat çobanları” insanımızı fena yanıltmaktadır.
            Elime 28 Şubat döneminde yaşanan ibretlik, ibretlik olduğu kadar zalimane vaziyeti anlatan bir kitap geçti.
            Şubatla Gelen”
            Okunması ve ibret alınması gereken bir kitaptır. Zulmü yaşatanların bilinmesi için okunması gerekir.
            Esasında zalimler sadece darbeciler değildir.
            Darbecilerden müşteki olmayan Meraller, Şevketler ve furuatçılardır.
            Etkili makamlarda oldukları halde zulmedenlere karşı vicdanlarının (!) sesini dinleyip davacı olmayanlar ile onlara yanlış yapsalar da sevap kazanırlar diyen fürüatçılardır.
            Cenabı Allah adildir.
            Mazlumları terk edip darbecilerden yana tavır takınanların ilahi adalette adil yargılanacaklarına ve darbeciler birlikte haşr olunacaklarına inanıyorum.
            “Şubatla Gelen” anıları okudukça eğilip bükülmeyen yiğit insan Muhsin Yazıcıoğlu ve yol arkadaşları aklıma geliyor.
            Onlar Muhsin başkanın ifadesiyle hep dik durdular. Dik yürüdüler. Saniyesine hükmedemedikleri hayat için fırıldak olmadılar.
            Ülkemizin Baasçılaştırılmasına müsaade etmediklerini gösterdiler. Merve Kavakçı’nın şahsında mazlumun hakkını savundular.
            Dik duranlar milletin gönlünde taht kurdular. Bu âlemde taht sahibi olamamış olabilirler. İnanıyorum ki Cenabı Allah’ın yanında baht sahibidirler
            “Şubatla Gelen” Başörtüsü mazlumlarının çalınmış hayatlarından bir kesit. Ali Yılmaz tarafından yayına hazırlanmış, Tablet yayınevince Konya’da yayınlanmıştır.
            Okuması ve o günlerin unutulmaması temennisiyle.
            Zira unutmak pusudur.
            Unutmak darbecilerin işini kolaylaştırmaktır.
            Unutmak kaybetmektir.
            Unutmadan yaşayalım.
            Selam ve Sabırla.