22 Temmuz 2016 Cuma

Sathı Müdafaa- Vatanın Her Karış Yeri



Sathı Müdafaa- Vatanın Her Karış Yeri

Veysi ERKEN

1.Cihan ve İstiklal Harbi gazisi olan dedemi hatırlamıyorum. Doğmadan önce hakkın rahmetine kavuştu. Aynı sıfatlara sahip olan kardeşi (Annemin amcası) çocukken bizlere hatıralarını anlatır ve tavsiyelerde bulunurdu.
Düşünün ilk okula başlamamış olan bizlere anlatılırdı hatıralar ve nasihatler.
Unutamadığım nasihatlerinden birisi “vatan, din ve namus” ile ilgilidir.
Bizlere şunu tembih ederdi. “Vatanınızı, dininizi ve ailenizi savununuz. Bunlara tasallut etmek isteyene karşı koyunuz. Gücünüz yettiğince onları yok ediniz”. Özellikle “vatan” kavramı üzerinde çok fazla dururdu.
Bizlere “vatan”sız dinin yaşanamayacağını, aile namusunun korunamayacağını izah ederdi. Bu duygularla büyüdüm. Bu duygularla yaşadım.
Ve kendimi bildim bileli bunlar için mücadele ettim “fi sebilillah”
Merhum Hacı Ömer’i hayır ve rahmetle yad ettim 15 Temmuz 2016 gecesinde. O gece bu duygularla sokağa çıktım çoluk çocukla, o gecenin sabahında bu duygularla geçtim klevyenin başına.
Evet,
O gece vatanın savunulma gecesi idi. Hem de bütün satıhta.
Malum bir ifade vardır.
“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. Bu satıh bütün vatandır”.
15 Temmuz 2016 gecesi tapınakçı haşhaşilere karşı vatan savunması yapılmıştır.
Darbeci haşhaşilerin tankına, topuna, tüfeğine, bombasına, uçağına, füzesine karşı topyekun savunma yapılmıştır.
Bu savunmaya “zerre” kadar katkısı olan her birey kahramandır, şehittir, gazidir.
Savunma “satıh” savunmasıdır. Bizle “i’tisam” ettik emrin gereği. Topluca Allah'ın ipine sımsıkı sarılınız, ayrılığa düşmeyiniz, Allah'ın size olan nimetini hatırlayınız; hani birbirinize düşmandınız da, O kalplerinizi kaynaştırdı ve O'nun lütfu ile kardeş oldunuz. Ateşli bir çukurun kenarındayken, ondan sizi O kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.Ali İmran 103” emrine ittiba ettik
Bunun delili “Kabe İmam”ının “Ya Rab Unsurna fi Türkiya” nidalarıdır. “Somali’de semaya açılan çocukların elleri”dir.
Türkiye’nin muhtelif şehirlerinde tankların altında kalanlardır, kurşunlara siper olan göğüslerdir.
Ya Rab.
Rızan için sokağa çıkan, dua eden, maddi ve manevi katkı sağlayan herkese rahmetinle muamele et.
Tapınakçı haşhaşiler efendilerinin talimatıyla İslam’ın kalesi ülkemizi yıkmaya çalışmışlardır. Kahhar sıfatıyla onları kahret. Onlara zerrece destek olmaya devam eden herkesi kahret.
Hattı değil, sathı savunan her bireyi yolundan ayırma.
Yolunda cehdi ve cihadı düstur edinen milleti muzaffer et.
Gün vatanı, dini ve namusu savunma günüdür. “Hat”ta değil, “satıh”ta.
Ya Rab.
Bizler her gün “ihdina sırat’al-müstakim” diye dua ediyoruz.
Bizi “sıratı müstakim”de haşhaşi çetelerine karşı muzaffer et.
Bilinmelidir ki, satıh her yerdir.
Hak için mücadele edecekler 7’den 77’yedir.
Çoluk çocuk, genç ihtiyar herkes müdafaa ile sorumludur.
Zafer inananlarındır.
Zira cenabı Allah “la teknatu min rahmatillahi-Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyiniz! Zümer 53”  demektedir.
Biz ümitliyiz.
Gayret ve cehd bizden zafer Allah’tandır.
Selam ve Sabırla…

21 Temmuz 2016 Perşembe

Darbecilere Karşı Ahlaki Duruş



Darbecilere Karşı Ahlaki Duruş ve Devlet Bahçelinin Tutumu

Veysi Erken

            Yaşım gereği 1960 yılında gerçekleştirilen darbeyi hatırlamıyorum. 1971 yılındaki darbe döneminde ortaokul öğrencisi olarak her türlü zorbalığa lanet ettim. Sınıf arkadaşlarım hayattadır.
            Kendimi bildim bileli “Hududullah” çerçevesinde “her türlü özgürlüğü” savundum.
            “Cesur Yürek”lerle hareket ettim. Eylül darbesinde hepimiz mağdur edildik. Fidanlar biçildi. 28 Şubat ve 27 Nisan kalkışmalarında “namlusunu millete çeviren tank”a selam durmadık.
            Yiğit bir duruş sergiledik  “Muhsin”lerle.
            Merhum Mehmet Akif’in ifadesiyle
“Tükürün milleti alçakça vuran darbelere!
Tükürün onlara alkış dağıtan kahbelere!

Tükürün Ehl-i Salîb'in o hayâsız yüzüne!
Tükürün onların asla güvenilmez sözüne!

Medeniyet denilen maskara mahlûku görün:
Tükürün maskeli vicdanına asrın, tükürün!

Hele İ'lanı zamanında şu mel'ul harbin,
"Bize Efkar-ı umumumiyesi lazım Garb'ın";

Oda ALLAHI bırakmakla olur herzesini,
Halka iman gibi telkin ile, dinin sesini

Susturan aptalın idrakine bol bol tükürün
Yine hicran ile çılgınlıgın üstünde bu gün”
diye haykırdık.
            15 Temmuz 2016 darbe girişimi öncekilerden daha büyük vahşet, kan ve bombalarla dolu. Bu kadar vahşeti millet beklemiyordu.
            Yıllardır yazıyorum. Bu mahlûklar atalarının izindedir diye yazdım. Bunlar haşhaşidir, tapınakçıdır. Bunlarda insaf, iz’an yoktur diye haykırdım. Son yirmi yıllık yazılarım ortadadır.
            Şükürler olsun merhamet galip geldi. Haşhaşilere karşı onurlu direniş sergilendi. Millet ağababalarının emriyle namlusunu kendisine çevirenleri püskürtü. Sabahlara kadar meydanlardaydık. Direnişteydik.
            Özgürlüğü haykıran herkesle beraberdik.        
Bu direnişi sergileyen her fert bir yiğittir. Ecrini cenabı Allah’ın vereceğine inanıyorum.
            Bizler şuna iman ettik. “Cenabı Allah’ın birliği ve Hazreti Peygamberin risaleti” dışında tartışılmaz yoktur. Farklılıklar zenginliktir.
            Herkes kendini serbestçe ifade edebilmelidir. İfadeler serbest ve açık olmalıdır. “Açıklık en doğru yoldur” dedik. Kapalılığı, saman altındaki suları ihanet bildik.
            Haşhaşilerin hiçbir açık yönleri yoktur. Yalan, dolan, iftira, karalama, sinsilik ve kölelik meşrepleridir.
            İşte bunlara karşı duruş sergileyenlerden birisi “Devlet Bahçeli”dir. Yetmişli yıllardan beri tanırım. Bugün sergilediği tutum ile tarihe damga vurmuştur. Açıklamasıyla “Ya Allah, Bismillah, Allahu Ekber” nidalarının kısa zamanda darbeci haşhaşilere karşı meydanlarda yankılanmasına katkı sağlamıştır.
            Bu katkısını grup konuşmasında perçinleştirmiştir. Okumanızı tavsiye ederim. Konuşmasını aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz.

            Darbecilere karşı ahlaki duruş ve direniş sergileyen bütün “cesur yürek”lere selam olsun. Atsızca selam:
“İçim yine sevinçlerle dolup yanıyor,
Ruhum sanki deniz olmuş dalgalanıyor,
Uzak uzak ülkelerden döndüm seferden,
Yaralarım ağır, fakat mestim zaferden.
Zafer ümit kaynağının bir çeşmesidir.
Zafer birçok gönüllerin birleşmesidir.
Gönülleri birleşenler ölse de bir gün
Gök kubbede kalacaktır seslerinden ün.
Gönülleri birleşenler! Selam sizlere!
Uzaklarda dertleşenler! Selam sizlere!”
            Selam ve Sabırla…