16 Mart 2018 Cuma

16 Mart Dünya Vicdan Günü*



16 Mart Dünya Vicdan Günü*

Veysi ERKEN

            Değerli dostlar,
            Özgürlük bedel ister.
            Özgürlük mücadelesini yürütenler buldozerlerin altında kalabilir.
            Tepelerine bomba yağabilir.
            15 Temmuz ihanetine ve benzerlerinde direnmede hayat kararabilir. 
             Her şeye rağmen özgür başlar ancak Cenabı Allah’ın önünde eğilir.
            Küresel haydutlara karşı özgürlük mücadelesi yürütülüyor dünyanın her  yerinde.
            Destek olanlar ve hayatlarıyla bedel ödeyenler var.
 Rachel Corrie bedel ödedi. Hem de nefsiyle.
Ölümü tattı.
Bugün ölüm yıl dönümü.
Rachel’in mücadelesi unutulmamalı, unutturulmamalı.
            Cesur yürekler yıllardır özgürlük şarkılarını terennüm etmeye çalışıyorlar dünyanın tüm mazlumları için.  Hayallerimiz bir gün gerçek olur inşallah. Özgürlük şarkıları sarar tüm vicdanları.
            Bugün 2014’te alıntıladığım bir yazıyı paylaşıyorum. Yazıda sadece 11 rakamı değiştirildi. Artık 11 değil 15 yıl oldu.
2014’te Sakarya’dan yükselen özgürlük talebinin bir kısmını sizlerle paylaşmak istedim.
 Belki dünyada yaşayanlar bir günlükte olsa vicdanlı olur.
İşte o çığlık:
 “16 Mart, Gazzeli bir ailenin evinin yıkılmasını engellemeye çalışırken, Siyonist işgal güçlerince buldozerle ezilerek katledilen Rachel Corrie’nin ölüm yıl dönümü.
 Aradan 15 yıl geçti. Kendisi için istediğini başkası için de isteyen, adaleti sadece kendisi gibi olanlar için değil herkes için ayrımsız bir şekilde isteyen ve bu uğurda canıyla bedel ödeyen Rachel Corrie’nin insani ve vicdani örnekliğini unutmuyoruz, unutturmayacağız.
            15 yıl önce olduğu gibi bugün de Gazze Siyonist saldırganlığa maruz kalıyor. Çok iyi biliyoruz ki, Filistin’de Siyonist işgal bitmedikçe, bölgenin barış ve huzura kavuşması mümkün olmayacak, fitne kazanı her daim kaynayacaktır.
 16 Mart aynı zamanda 1986-1988'de Kürt halkına karşı gerçekleştirilen Halepçe Katliamı’nın da yıldönümüdür.  Bir halkın, kimyasal saldırılarla topyekûn imha edilmek istenmesinin acılarının tazelendiği günlerdendir.  
 Gerek bugün, gerekse diğer zamanlarda yaşanan acıları ayrıştırmadan, birbiriyle yarıştırmadan hissetmediğimiz sürece insanlaşamayacağımıza inanıyoruz.
 İnsanlığımıza sınır çizmiyor, vicdanımızı siyasal konjonktüre ayarlamıyoruz.
 Bizim için insanlığın yaşadığı tüm acılar kardeştir. Bunun için ne Sakarya Roboski’den ayrı düşer, ne Suriye’nin, Filistin’in, Mısır’ın, Afrika’nın çocukları kendi çocuklarımızdan gayrıdır!
 Zulüm gören, katliamlara maruz kalan, yerinden yurdun kaçıp ülkemize sığınan tüm insanlar aynı acının evlatlarıdır, kardeşimizdir. Bu aynı zamanda Rachel Corrie’de hayat bulan vicdanın bizdeki anlamıdır, karşılığıdır.
            Gelin bugünde, tüm mazlumları ve mağdurları bir kez daha saygıyla analım.
 Yaşadıklarını hissetmeye, yeni acıların yaşanmaması için neler yapabileceğimize bakalım.
Günübirlik kavgalar uğruna vicdanlarımızı sömürmek isteyenlere karşı, gelin birlikte en güzel karşılığı verelim.
 Birlik, dayanışma ve kardeşliğimizi güçlendirelim!”
Gün vicdanları güçlendirme ve adaletle davranma günüdür.
Gün Rachel Corrie’leri unutmama ve unutturmama günüdür.
            Selam ve Sabırla.

7 Mart 2018 Çarşamba

ADALET ÖLDÜ



                                                   

                                                    ADALET  ÖLDÜ
         Veysi ERKEN

          Siyonist haçlı zihniyetinin ülkemize yönelik kahpece planları uygulanmaya çalışılırken iç uzantıları faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyorlar.
Özellikle fetöcü haşhaşi anlayış toplumda huzursuzluk kaynağı olabilecek veya huzursuzluğu derinleştirecek düzenlemeleri yapmakla meşgul.
İyi niyetle gündeme getirilen yardımcı doçentliğin kaldırılması sorunu maalesef kırgınlığı derinleştirecek hale büründürülmüştür.
Üzülerek belirtmeliyim ki, bu konuda cumhurbaşkanı bürokrasi ve vekiller tarafından yanıltılmıştır. Bu yanıltma hiç şüphesiz ki, haşhaşi anlayışının tezahürüdür.
Bu konuda akademik camia başta olmak üzere tüm yetkililer kuzu sessizliğine bürünmüş ve adalet katledilmiştir.
Ne diyelim.
            İşin en vahim tarafı bilgili ve bilinçli zannedilenlerin, bazı kurumlara “kutsiyet” atfederek sessizliğe dolayısıyla zulme ortak olmalarıdır.  Bu durumu en iyi anlatan mail yoluyla bana gelen bir hikâye ile sizi baş başa bırakayım. Belki işin vehameti anlaşılır.

                      ÇAN DÖRTTEN FAZLA ÇALINIRSA KİM ÖLMÜŞTÜR

      ÇOK ESKİ YILLARDA KRALLIKLA İDARE EDİLEN BİR ÜLKE VARMIŞ.
       AMA  BU ÜLKEDE HUKUK VE HÂKİMLER  DE VARMIŞ.
TÖRELERE GÖRE, BİR VATANDAŞ ÖLDÜĞÜNDE, ŞEHİR MERKEZİNDEKİ  DEV ÇAN  BİR DEFA  ÇALINIRMIŞ. 
 
         UZUN UZUN  DA YANKILANIRMIŞ.
        EŞRAFTAN BİRİSİ ÖLÜRSE ÇAN  İKİ DEFA, BÜYÜK BİR DEVLET ADAMI ÖLÜRSE  ÇAN   ÜÇ DEFA   ÇALINIRMIŞ.
YA  KRAL ?..    O  ÖLDÜĞÜNDE  ÇAN  DÖRT DEFA  ÇALINIRMIŞ. 
           GEL ZAMAN, GİT ZAMAN … ŞEHİRDE BİR OLAY OLUR. İŞ MAHKEMEYE İNTİKAL EDER. “ DAVANIN SANIĞI OLARAK MAHKEME HUZURUNA ÇIKARILAN KİŞİNİN MASUMİYETİNİ    İSE   BÜTÜN   VATANDAŞLAR   BİLMEKTEDİR”
       BİR FORMALİTE OLARAK GÖRÜLMESİ VE SANIĞIN BERAATİ BEKLENEN DAVADAN SÜRPRİZ BİR KARAR ÇIKAR.                    
    SANIK PARA CEZASINA MAHKÛM OLMUŞTUR.
        HÂKİM SORAR :
        BİR DİYECEĞİN VAR MI?..
        SANIĞIN CEVABI  :
        HAYIR !..
        MAHKEME BİTER. DİNLEYİCİLER DAĞILIRLAR. KAFALARDA BİR İSTİFAM.
        KISA BİR SÜRE SONRA  DEV ÇANIN SESİ DUYULUR. 
        ACABA KİM ÖLDÜ?..
        ÇAN BİR DEFA DAHA ÇALAR.
        EŞRAFTAN BİRİ ÖLDÜ.
         ŞEHİR ÇAN SESİ İLE BİR DEFA DAHA İNLER.
         HIMMMMM… BÜYÜK BİR DEVLET ADAMI, ACABA KİM?..
         SORUYA CEVAP ALINMADAN ÇAN BİR DEFA DAHA YERİ, GÖĞÜ İNLETİR.
        HERKESTE BİR  FERYAT :
         EYVAH!  KRALIMIZ  ÖLDÜ!..
        ANCAK , 
        TÖREDE GÖRÜLÜP İŞİTİLMEMİŞ BİR ŞEKİLDE ÇAN,  BEŞ VE ALTINCI DEFA DA ÇALINIR,  YER GÖK İNLER VE  SESLER KESİLİR.
         HERKES ÇAN GÖREVLİSİNE KOŞAR, BUNUN NE ANLAMA GELDİĞİNİ  ÖĞRENMEK İÇİN.
        BİR DE BAKARLAR  Kİ,  ÇANI,  HAKSIZ YERE MAHKÛM EDİLEN ADAM ÇALMAKTADIR.
         SORARLAR :
         NE DEMEK BEŞ VE ALTI DEFA ÇAN ÇALMAK?.. 
         KRALDAN DAHA BÜYÜK BİRİSİ Mİ  ÖLDÜ?..
         CEVAP ŞAŞIRTICI OLDUĞU KADAR ANLAMLIDIR  DA : 
 
          EVET …   
         ADALET  ÖLDÜ. . .”

         DOĞRU SÖZE NE DENİR. 
         Adalet bir kere daha öldü.
          Selam ve Sabırla…



         Veysi ERKEN

          Siyonist haçlı zihniyetinin ülkemize yönelik kahpece planları uygulanmaya çalışılırken iç uzantıları faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyorlar.
Özellikle fetöcü haşhaşi anlayış toplumda huzursuzluk kaynağı olabilecek veya huzursuzluğu derinleştirecek düzenlemeleri yapmakla meşgul.
İyi niyetle gündeme getirilen yardımcı doçentliğin kaldırılması sorunu maalesef kırgınlığı derinleştirecek hale büründürülmüştür.
Üzülerek belirtmeliyim ki, bu konuda cumhurbaşkanı bürokrasi ve vekiller tarafından yanıltılmıştır. Bu yanıltma hiç şüphesiz ki, haşhaşi anlayışının tezahürüdür.
Bu konuda akademik camia başta olmak üzere tüm yetkililer kuzu sessizliğine bürünmüş ve adalet katledilmiştir.
Ne diyelim.
            İşin en vahim tarafı bilgili ve bilinçli zannedilenlerin, bazı kurumlara “kutsiyet” atfederek sessizliğe dolayısıyla zulme ortak olmalarıdır.  Bu durumu en iyi anlatan mail yoluyla bana gelen bir hikâye ile sizi baş başa bırakayım. Belki işin vehameti anlaşılır.

                      ÇAN DÖRTTEN FAZLA ÇALINIRSA KİM ÖLMÜŞTÜR

      ÇOK ESKİ YILLARDA KRALLIKLA İDARE EDİLEN BİR ÜLKE VARMIŞ.
       AMA  BU ÜLKEDE HUKUK VE HÂKİMLER  DE VARMIŞ.
TÖRELERE GÖRE, BİR VATANDAŞ ÖLDÜĞÜNDE, ŞEHİR MERKEZİNDEKİ  DEV ÇAN  BİR DEFA  ÇALINIRMIŞ. 
 
         UZUN UZUN  DA YANKILANIRMIŞ.
        EŞRAFTAN BİRİSİ ÖLÜRSE ÇAN  İKİ DEFA, BÜYÜK BİR DEVLET ADAMI ÖLÜRSE  ÇAN   ÜÇ DEFA   ÇALINIRMIŞ.
YA  KRAL ?..    O  ÖLDÜĞÜNDE  ÇAN  DÖRT DEFA  ÇALINIRMIŞ. 
           GEL ZAMAN, GİT ZAMAN … ŞEHİRDE BİR OLAY OLUR. İŞ MAHKEMEYE İNTİKAL EDER. “ DAVANIN SANIĞI OLARAK MAHKEME HUZURUNA ÇIKARILAN KİŞİNİN MASUMİYETİNİ    İSE   BÜTÜN   VATANDAŞLAR   BİLMEKTEDİR”
       BİR FORMALİTE OLARAK GÖRÜLMESİ VE SANIĞIN BERAATİ BEKLENEN DAVADAN SÜRPRİZ BİR KARAR ÇIKAR.                    
    SANIK PARA CEZASINA MAHKÛM OLMUŞTUR.
        HÂKİM SORAR :
        BİR DİYECEĞİN VAR MI?..
        SANIĞIN CEVABI  :
        HAYIR !..
        MAHKEME BİTER. DİNLEYİCİLER DAĞILIRLAR. KAFALARDA BİR İSTİFAM.
        KISA BİR SÜRE SONRA  DEV ÇANIN SESİ DUYULUR. 
        ACABA KİM ÖLDÜ?..
        ÇAN BİR DEFA DAHA ÇALAR.
        EŞRAFTAN BİRİ ÖLDÜ.
         ŞEHİR ÇAN SESİ İLE BİR DEFA DAHA İNLER.
         HIMMMMM… BÜYÜK BİR DEVLET ADAMI, ACABA KİM?..
         SORUYA CEVAP ALINMADAN ÇAN BİR DEFA DAHA YERİ, GÖĞÜ İNLETİR.
        HERKESTE BİR  FERYAT :
         EYVAH!  KRALIMIZ  ÖLDÜ!..
        ANCAK , 
        TÖREDE GÖRÜLÜP İŞİTİLMEMİŞ BİR ŞEKİLDE ÇAN,  BEŞ VE ALTINCI DEFA DA ÇALINIR,  YER GÖK İNLER VE  SESLER KESİLİR.
         HERKES ÇAN GÖREVLİSİNE KOŞAR, BUNUN NE ANLAMA GELDİĞİNİ  ÖĞRENMEK İÇİN.
        BİR DE BAKARLAR  Kİ,  ÇANI,  HAKSIZ YERE MAHKÛM EDİLEN ADAM ÇALMAKTADIR.
         SORARLAR :
         NE DEMEK BEŞ VE ALTI DEFA ÇAN ÇALMAK?.. 
         KRALDAN DAHA BÜYÜK BİRİSİ Mİ  ÖLDÜ?..
         CEVAP ŞAŞIRTICI OLDUĞU KADAR ANLAMLIDIR  DA : 
 
          EVET …   
         ADALET  ÖLDÜ. . .”

         DOĞRU SÖZE NE DENİR. 
         Adalet bir kere daha öldü.
          Selam ve Sabırla…