5 Haziran 2018 Salı

24 Haziran Seçimi ve Dailer (propagandistler)


24 Haziran Seçimi ve Dailer (propagandistler)

Veysi ERKEN

            Siyonist haçlı zihniyetinin tapınakçı haşhaşi sürümü olan fetöcü daileri kullanan şer güçler gerçeklerin dile getirilmesinden rahatsız.
            Bir önceki yazımda 15 Temmuzda devreye sokulan “fedailer”in cenabı Allah’ın nusretiyle millet eliyle defedildiğini ama dailerin ahlaksızlıkta sınır tanımayacak ölçüde varlığını devam ettirdiğini belirtmiş idim.
            Siyonist haçlı zihniyetliler bundan epey rahatsız oldular.
            Olsunlar.
            Bilinmelidir ki, milletimizin ve topyekûn Müslümanların kurtuluşu bu şerlilerin deşifresinden geçiyor. Yine diyorum ki, şerlilerin yöntemi daimi olarak iki yönlü işletiliyor. Yöntemin bir yönü masum kılıklı propagandistler, diğeri silahlı eşkıyalar yoluyla işletilir.
            Dailer, uzun bir süreç içinde faaliyetini sürdürür. 40-50 yıl belki daha uzun süreçte kitleler kandırılır, ruhları (adeta) çalınır, başkalaştırılır, mankurtlaştırılır. Dailer bukalemun gibi her renge ve kılığa girer.
            Tekrar edelim. Şer ittifakı “kabil” anlayışına dayanır ve yöntem olarak her pisliği kullanır.
            24 Haziran seçimleri için de şerlilerin temel ilkeleri budur ve dailerini bunun için devreye sokuyorlar.
            Mesela, Türkiye’deki her olumlu gelişmeyi ortadan kaldıracağını, yatırımları durduracağını, ülkeyi karanlık ve yokluk günlere döndüreceğini açıklayan güruhun açıklamaları “dai”ler tarafından çok mükemmel vaatler diye pazarlanıyor. Bu yetmezmiş gibi her türlü yalan, iftira, şantaj, ahlaksızlık ve şerefsizlik yöntemi kullanılarak mağduriyet edebiyatı yapılıyor.
            Şerlilere soru yönelttiğimizde “dai”ler hemen yahu onları karıştırma, gündeme getirme deniliyor.
            Mesela, 28 Şubat davası ile ilgili müştekilikten neden vazgeçilmiş diye sorduğumuzda zamanı mı deniliyor?
            Sizi hangi mahfiller falanın evinde bir araya getirtmiştir dediğimizde  “dai”ler hemen o bahisten söz açma diyorlar.
            Yüzün güneşe çevrilmesinin putperestlik âdeti, tülbendin örtü karinesi olduğunu ve gereğinin yapılmadığını dillendirdiğimizde dailerdeki rahatsızlık had safhaya çıkıyor.
            Dailer emir eri olduklarından milleti kör ve sağır görmek istiyorlar.
            İlave olarak, yahu emekli etme ile apolet sökme arasındaki farkı bilmiyor musun denildiğinde, “dai”ler hemen onun demek istememiştir diye çarpıtmaya devam ediyorlar.
            Hele hele güneş motel pazarlamasını dailer bir kahramanlık destanı diye yutturmaya kalkışmazlar mı?
            İslami hayatı yok etmeye çalışanlara ödül vermelerden tutun, her türlü bölücü, yıkıcı ve katliamcı zihniyetle kol kola girişin izahı tam bir haşhaşi anlayışı ve algı operasyonu.
            Tabii ki, bunları millete anlatmalıyız.
            Tabii ki, gayrı İslami inanca ve imana sahip fetöcü ve haşhaşi daileri ve hizmet ettiklerini deşifre etmeliyiz.
            Hasılı kelam seçim propagandası dailer tarafından yatırımlar, özgürlük alanlarının genişletilmesi, hak ve hukukun gerçekleştirilmesi ve adaletin tesisi üzerinde yürütülmüyor, aksine Siyonist haçlı zihniyetinin hedef haline getirdiği kişiler ve değerlere saldırı üzerinde yürütülüyor.
            Kısaca bu ahlaksız dailer deşifre edilmeli ve hayatımızdan çıkarılmalıdır ki, sağlıklı bir hayatımız olsun ve Türkiye âleme ilayı kelimetullah doğrultusunda nizam verebilme zirvesine olaşsın.
            Selam ve Sabırla…



1 Haziran 2018 Cuma

Siyonist Haçlı Zihniyetinin Daileri (propagandist) İş Başında


Siyonist Haçlı Zihniyetinin Daileri (propagandist) İş Başında

Veysi ERKEN

            Özellikle haçlı seferlerinin başlangıcından beri Siyonist haçlı zihniyetinin elemanları olan tapınakçılarla haşhaşiler daimi bir surette işbirliği halinde olmuşlardır.
            Yüzyıllar öncesinden başlayan işbirliği bugün de muhtelif adlar altında devam etmektedir.
            Günümüzün Türkiye’sinde fetö denilen şeytani yapı ile her türlü masonik örgütlenmeler işbirliği içindedir.
            Bu yapılarda dini anlamda ilke ve ahlak olmadığından her kılığa rahatlıkla girebilmekte ve faaliyet alanlarını çeşitlendirebilmektedirler.
            Bu durumu kendi elemanları da ifşa etmişlerdi. Uğur Kömeçoğlu yapılarını şu şekilde tanımlıyordu:
“Uluslararası boyutuyla Hizmet hareketi ise etki ve intikal hatları bakımından birbirlerini tanımaları gerekli olmayan, milliyet, din, statü, kültür gibi temellerde aynılık taşımaları gerekmeyen, çok farklı sektörlerden ve sınıfsal kökenlerden gelebilen; tavır, tutum, sempati, mizaç, meşreb, adanmışlık ve gönül vermişlik düzeyleri çok farklı olabilen; buna bağlı olarak “katılım frekansları” ve “katkı yoğunlukları” sabit olmayan, neticede çok-biçimli (polymorphous) destek ve dayanışma türevleri sağlayabilen; bu katkı ve köken farklılıklarına rağmen çeşitli evrensel ilkelerde, ideallerde, prensiplerde uzlaşabilen, ulus-üstü bir “aktif düşünme ve davranma” biçimidir. Bu yüzden Hizmet hareketi bir örgüt değildir. Kökeni itibarıyla referansını irfanî neo-sufi değerlerden alıyor olsa da mutlak manada dinsel bir hareket olarak da tasnif edilemez. Herhangi bir mezhebin, tarikatın ya da kültün şubesi ve devamı da değildir.
Hizmet hareketi artık dindarlarla dindar olmayanların, Müslümanlarla Müslüman olmayanların eğitimsizlik ve yoksullukla mücadele gibi pek çok konuda (insanlığa hizmet etme ortak idealinde) buluşup birlikte çalışabilecekleri, örneklerini kendinden çıkaran yeni bir imkân sahası ve fırsat haritası sunmaktadır. 17.01.2015”
            Bu ifadelere rağmen şeytani yapıyı dini bir yapı olarak telkin etmeye çalışanların sayısı az değildi.
            15 Temmuz ihaneti bile bazılarını uyandırmış değildir. Üzülerek belirmeliyim ki, toplumda mankurtlaşmış kişi sayısı az değildir.
            15 Temmuz ihaneti başarısız olmuş ve fetönün hain fedaileri cenabı Allah’ın nusretiyle bertaraf edildi. Ama hain fetö dailerinin faaliyeti hız kesmeden devam ediyor.
            Dailer o kadar lanetli bir şekilde hareket ediyorlar ki, sızmadıkları yer, kullanmadıkları yöntem yoktur desek abartmış olmayız.
            Genel karakteristik özellikleri itibarıyla her türlü, yalanı, iftirayı, ahlaksızlığı, şantajı mubah gördüklerinden her pisliği rahatlıkla yapabilmektedirler.
            Seçim gündeme geldiğinden beri hedef haline getirdikleri Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçelinin şahıslarıyla ilgili tezviratları had safhaya ulaşmış durumdadır.
            Özellikle yerli ve milli düşünceye sahip olan herkese sesleniyorum. Bu pislikleri aranızda barındırmayın. Sözlerine kanmayın.
            Che Guvera “düşmanınız sizi övüyorsa sizde bir puştluk vardır” der. Bugün Siyonist haçlı zihniyetine sahip yönetimler (İsrail, A.B.D., Almanya, Fransa, İngiltere, ve diğerleri) Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeliye düşman kesilip diğerlerini övüyorlarsa sorunu rahatlıkla anlamış oluruz.
            Bugün fetö haşhaşileri, diğer ifade ile dailer -tıpkı efendileri ve ortakları gibi- Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli’ye saldırıyorlarsa durum anlaşılıyordur.
            Umarım ki, yazdıklarım anlaşılır ve fetönün daileri de fedaileri gibi her yerden, kurumdan, mekandan bertaraf edilir.
            Türkiye huzur bulur ve yer yüzüne ilayı Kelimetullah doğrultusunda adaleti, nızam-ı alemi sağlar.
            Selam ve Sabırla…