18 Nisan 2019 Perşembe

Abdullah Gül İSCD Başkanı Olmalı, Türkiye Normalleşmeli



Abdullah Gül İSCD Başkanı Olmalı, Türkiye Normalleşmeli

Veysi ERKEN

            Abdullah Gül Ekrem İmamoğlu’nu tebrik ederek “artık normalleşmenin vaktidir” demiş. https://www.finansgundem.com/haber/abdullah-gul-hayirli-olsun-artik-normallesmenin-vaktidir/1401997
            Tabi ki, Türkiye normalleşmelidir.
Hemen şimdi.
            Buna itiraz eden birisinin çıkacağını zannetmiyorum.
            Peki, normalleşme olabilir mi?
            Bal gibi olur.
            Açık siyaset izlenirse olur.
            Hani sıkça tekrarlarım.
            “Açıklık en doğru yoldur” diye.
            Açık tavır sergilense normalleşme olur.
            Mesela, cumhur ittifakını oluşturan partiler açık seçik bir şekilde bir araya gelerek seçime girmişlerdir.
            Türkiye’yi geren ve anormal zemine sürükleyen diğer ittifakı oluşturan partilerin “açıklık en doğru yoldur” ilkesini benimsememiş olmalarıdır.
            Abdullah Gül’e soruyorum.
            Demirtaş’ın çizgisini beğenen Ekrem İmamoğlu ile Türkiye nasıl normalleşecek.
            Sahi siz Demirtaş’ın çizgisini biliyor musunuz?
            Türkiye o çizgiyle normalleşir mi?
Kanaatim şudur.
Türkiye bu şekilde normalleşmez.
            Türkiye’nin normalleşmesi için İP, Saadet, CHP ve HDP açık bir şekilde bir araya gelmelidir. Dirsek teması, yandan kuşatmalı veya sadece şunlarla ittifak yapıyoruz gibi aldatmalara sapmamalıdırlar.
Hatta mümkünse, partilerini kapatıp, partilerin isimlerini bir araya getirerek ve  İSCD partisini kurarak daha önce teklif götürdükleri Abdullah Gül’ün riyasetinde birleşmelidirler. Böylece toplum ortak paydalarını öğrenir, normalleşme başlar.
            Böyle bir yol Türkiye’nin normalleşmesine katkı sağlar.
            Zaten seçimler bitmiştir.
            Artık partiler milleti daha fazla kandırmamalıdır.
            Kim kiminle kol kola girecekse gitsin.
            Yolun sonu görünmüş değildir.
            Açık tavır sergilenmez ise İP sadece CHP’nin dümen suyuna milliyetçi- ülkücüleri taşımakla yetinir. Saadet’in İP’ten farkı yok zaten.
            Açıklık benimsenmez ise, CHP’lileştirilenler sadece HDP’in iskelesine yanaştırılmış olur.
            Bu yöntem Türkiye’nin normalleşmesine katkı sağlamadığı gibi anormalleşmenin artmasına yol açar.
            Hâsılı kelam.
            Ekrem İmamoğlu’nu tebrik bahanesiyle Türkiye’nin normalleşmesini arzulayan Abdullah Gül’e tavsiyemiz şudur.
            Size daha önce adaylık teklifinde bulunmuş olan partileri bir araya getiriniz. Partilerini feshetsinler ve sizin riyasetinizde İSCD Partisini oluşturarak Türkiye’nin normalleşmesine katkı sağlayınız.
            Umarım ki, siz teklifimi beğenir, partiler uygular ve Türkiye normalleşir.
            Selam ve Sabırla…


15 Nisan 2019 Pazartesi

Gemiyi Terk Edenler veya Terk Etmek İsteyenler


Gemiyi Terk Edenler veya Terk Etmek İsteyenler

Veysi ERKEN

Che guevara’ya atfedilen bir söz vardır. Hoşuma gidiyor. “Düşmanın sevi övüyorsa sende bir puştluk vardır.”
            Bu söze istinaden Ekrem İmamoğlu’na soruyorum. Yunanlılar seni övüyor mu, yoksa bir hakikati mi ifşa ediyor?
Umarım ki, yunan medyasında yer alan ifadelerle ilgili bir açıklaman olur.
            Sizinle ilgili ifadelere ulaşabileceğiniz linkler fazladır. Örnek olsun diye iki link veriyorum. Temennim, linkleri tıklayıp kamuoyuna açıklamada bulunmanız yönündedir. Bilirsiniz ki, bazı konuların “şüyuu vukuundan beterdir.” Denilir.



            Gelelim asıl konuya.
            Ankara’yı bilenler Hamamönü bölgesinin politik kazanın kaynadığı bölgelerden biri olduğunu bilir. Genelde Cuma günleri Ankara’da isem Cuma namazını o bölgede kılmaya çalışırım. Tabii ki, namazdan sonra o bölgedeki çay ocaklarında oturur tanıdıklarla sohbet ederiz.
            Bu hafta o bölgeye uğradım.
            Özellikle çay sohbetlerine katılan pek çok arkadaş diyemeyeceğim kişiyle muhatap oldum.
            Hani derler ya. Gemiyi ilk terk eden farelerdir. Maalesef fare ve hamam böceği tıynetli pek çok kişiyle muhatap oldum.
            Bunların genel ifadesi “aslında biz akp’liyiz ama…”ile başladığını müşahede ettik.
            Karaktersizliği karakter edinen bu tipler maalesef mebzul miktarda varlar. Özellikle cumhur ittifakını oluşturan cenahlardan biri olan AK partide çok olduğunu düşünüyorum.
            Bu tipler pensilvanya şeytanları olan fetö yapılanmasını aklama çabası içindeler.
            AK Partililerin bunlarla yeterince mücadele etmediğini düşünüyorum. Özellikle Recep Tayyip Erdoğan’ın yalnız bırakıldığını ve yanıltıldığını düşünüyorum.
            Özellikle sivil bürokraside ve partinin içinde çok olduğunu düşünüyorum.
            Tedbir alınmaz ve bunlar bürokrasiden uzaklaştırılmaz ise ülkemize zarar vereceklerinden şüphem yoktur.
            Cumhur ittifakının yüzde elli üçlük oy oranı küçümsenmekte ve ittifakın büyük bir yenilgi aldığı algısını bolca işlenmektedir.
            Özellikle Sayın Cumhurbaşkanına sesleniyorum.
            Öncelikle bu fare karakterli kişileri hem partinizden hem de kamu kurumlarından uzaklaştırınız ve fetö ile mücadelede doğru bir strateji takip ediniz.
            Yapılması gereken ilk iş toplumun gönlüne, aklına ve kalbine fetö denilen örgütün gayri İslami olduğu gerçeğinin nakşedilmesidir.
            Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı ve eğitim camiası mensuplarına büyük görev düşmektedir.  Bu yapılabilirse bu yapının bir cemaat değil, ihanet şebekesi olduğu gerçeği gönüllere nakşedilmiş ve çözülmesini kolaylaştırmış olur.
            Çay sohbetinde böcek ve fare karekterlilerden edindiğim intiba budur.
Umarım ki, özellikle cumhur ittifakı bu gayrı Müslim çeteye karşı tedbir alır ve hem partilerini hem de kamu kuruluşlarını bu mahlûklardan temizler.
            Üzülerek belirtmeliyim ki, hala, bu gayrı Müslim çetenin yalan, iftira, inkâr ve şantaj yöntemlerine kanan çoktur.
            Teklif bizden, Tedbir sizlerden, Takdir her şeyin mutlak sahibi olan cenabı Allah’tandır.
            Selam, Dua ve Sabırla…