18 Ağustos 2016 Perşembe

Dini Allah’a Has Kılmak



Dini Allah’a Has Kılmak

Veysi ERKEN

            Ülkemizde yaşanan çarpıklıkların en önemli nedeninin Kur’an-k Kerimin okunmadığı, öğrenilmediği, anlaşılmadığı ve yaşanmaması olduğunu birkaç yazımda ifade ettim.
            Bu gerçekten hareketle muhtelif sorular yöneltildi.
            İddiam aynıdır. Şayet bizler Kur’an-ı yaşasaydık, bizi saptırmak isteyenlerin söz ve eylemlerine itibar etmezdik, dini cenabı Allah’a has kılardık.
            Dini Allah’a has kılmak gayet açıktır. Vahye bir şey katmadan yaşamaktır. Bazılarının Rab mesabesine taşıdığı sapıklıklara düşmemektir.
            FETÖ gibi hadiseler göstermiştir ki, vahye direnip, büyük, âlim kabul edilen kişilerin söz ve eylemlerini öne geçirenler sapıklık derekesine daha kolay düşerler.
            Bu konu ile ilgili sadece birkaç ayetin mealini tahlil etmek bile yeterlidir.
            Umarım ki, bu yazıyı okuyanlar, Kur’an-ı kerimi okur, öğrenir, anlar ve yaşar. Böylece dini Allah’a has kılar.
            Söz mutlak olan, vahyedilen Kur-an- Kerimde:
“O, sizi karada ve denizde gezdirip dolaştırandır. Öyle ki gemilerle denize açıldığınız ve gemilerinizin içindekilerle birlikte uygun bir rüzgârla seyrettiği, yolcuların da bununla sevindikleri bir sırada ona şiddetli bir fırtına gelip çatar ve her taraftan dalgalar onlara hücum eder de çepeçevre kuşatıldıklarını (batıp boğulacaklarını) anlayınca dini Allah'a has kılarak "Andolsun, eğer bizi bundan kurtarırsan, mutlaka şükredenlerden olacağız" diye Allah'a yalvarırlar. Yunus:22”
“Gemiye bindikleri zaman dini Allah'a has kılarak O'na dua ederler. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman ise bir de bakarsın ki, Allah'a ortak koşuyorlar. Ankebut:65”
“Onları (denizde,) bir dalga gölgelikler gibi kapladığında, dini Allah'a has kılarak ona yalvarırlar. Allah onları kurtarıp karaya çıkarınca, onlardan bir kısmı orta yolu tutar. Bizim ayetlerimizi ise ancak son derece kaypak, son derece nankör olanlar inkâr eder. Lokman:32”
“(Ey Muhammed!) Şüphesiz biz o Kitabı sana hak olarak indirdik. Öyle ise sen de dini Allah'a has kılarak O'na kulluk et. Zümer:2”
“De ki: "Şüphesiz bana, dini Allah'a has kılarak O'na ibadet etmem emredildi." Zümer:11”
O halde, kâfirlerin hoşuna gitmese de, siz dini Allah'a has kılarak O'na ibadet edin. Mümin:14
“O diridir. O'ndan başka hiçbir ilâh yoktur. O halde sadece Allah'a itaat ederek (samimi olarak) O'na ibadet edin. Hamd, âlemlerin Rabbine mahsustur. Mümin:65”
“Hâlbuki onlara, ancak dini Allah'a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O'na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir. Beyyine:5”

Doğru din

“Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah'ın ve Resulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din İslam'ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle cizyeyi verinceye kadar savaşın. Tevbe:29”
“O, Allah'a ortak koşanlar hoşlanmasalar bile dinini, bütün dinlere üstün kılmak için, peygamberini hidayetle ve hak dinle gönderendir. Tevbe:33”
“Şüphesiz Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu Allah'ın dosdoğru kanunudur. Öyleyse o aylarda kendinize zulmetmeyin. Fakat Allah'a ortak koşanlar sizinle nasıl topyekûn savaşıyorlarsa, siz de onlarla topyekûn savaşın. Bilin ki Allah, kendine karşı gelmekten sakınanlarla beraberdir. Tevbe:36”
“O gün Allah onlara kesinleşmiş cezalarını tastamam verecek ve onlar Allah'ın apaçık bir gerçek olduğunu bileceklerdir. Nur:25”
“O, Peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. (Allah) o hak dini bütün dinlere üstün kılmak için (böyle yaptı). Şahit olarak Allah yeter. Fetih:28”
“O, kendisine ortak koşanlar hoşlanmasa da, dinini bütün dinlere üstün kılmak için peygamberini hidayet ve hak din ile gönderendir. Saf:9”
“Hâlbuki onlara, ancak dini Allah'a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O'na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir. Beyyine:5”
Selam ve Sabırla…

15 Ağustos 2016 Pazartesi

İçeriden Eleştiri ve Tavsiyeler



İçeriden Eleştiri ve Tavsiyeler

Veysi ERKEN

            Tapınakçılarla iç içe olan FETÖ denilen haşhaşi örgütü ile ilgili değerlendirmeleri okudukça veya dinledikçe İSLAM’IN ne kadar az anlaşıldığını daha iyi anlıyorum.
            Son yazılarımda özellikle Kur’an-ı Kerimin okunup, öğrenilip, anlaşılıp yaşanmadığını, bu hatadan dönülmediği takdirde sorunun devam edebileceğini vurgulamıştım.
            Bu cehalet sadece ülkemize mahsus bir durum değildir.
            İslam coğrafyasının yaygın hastalığıdır.
            Bu hastalığın tohumlarını maalesef yabancılar atmış “tutsak zihin” ve “akademik bağımlılık” derekesini düşmüş/düşürülmüş olanlar tarafından yaygınlaştırılmış, hala yaygınlaştırılmaya çalışılmaktadır.
            Bu yaygınlaştırma faaliyeti maalesef ilahiyatçı kimlikle de yapılabilmektedir. Hatta bu kimlikle olan yaygınlaştırmanın tehlikesi daha sinsicedir. Bunun iki misalini vereyim.
            Birincisi dün gece bir televizyon kanalında ilahiyatçı kimlikle akademisyenler arz-ı endam etti.
 Biri hariç diğerleri maalesef İslam’ı bilmediklerini ortaya koydular. Değerlendirmeleri İslam’la hiç ilgili değildi. Bu durumu programı sunan kişiye sosyal medya ile ilettim.
            İkincisi ve daha fecaati, 3-4 Ağustos 2016 tarihinde toplanmış olan din şurası sonuç kararlarında görülmektedir. Şura’da kaç kişinin olduğunu bilmiyorum.
            Bilebildiğim şu, beşinci kararın başlığıdır. Başlık “FETÖ/PDY hareketi sahte bir mehdi hareketidir” biçiminde kaleme alınmış.
            Kur’an-ı Kerimi okuyup, öğrenip, anlayıp yaşamakta olan herkese soruyorum. Yahu Kur’an-ı Kerim örgüsü, ilkeleri içinde mehdi anlayışı var mı?
            Sahte mehdilik ne demektir?
            Hz. Peygamberin bütün tebliğleri açık ve şeffaf değil mi?
            Neden bu tür değerlendirmelerde bulunup kafaları karıştırıyorsunuz.
            Hem birinci maddede FETÖ/PDY’yi dini bir hareket olarak nitelendirilemez diyeceksiniz, hem de sahte mehdilikten bahsedip İslam’da mehdiliğin olabileceğini vurgulayacaksınız.
Bu bir cehalet örneğidir.
Bu Kur’an-ı kerimin okunmadığı, öğrenilmediği, anlaşılmadığı ve yaşanmadığının bir göstergesidir.
Bu içten bir eleştiridir.
Başka bir eleştiri yabancılaşmışlaradır.
15 Temmuz İhanetine direniş gösteren milletimiz sağlam bir “maya”ya sahip olduğunu göstermiştir. Laikçi bir anlayışla “kültür” bozulmuş olsa da “maya” sağlam olduğu için cenabı Allah milletimizin gönlünden korku dağlarını kaldırmış, milletimize sekinet vermiş ve tanklara, toplara, uçaklara, bombalara ve namlulara direnmiştir.
Bu “maya” ile kısa şortluların, askılı giyimlilerin de dillerinden tekbirler, tehliller arş-ı âlâ’ya yükselmiştir.
Bu “maya” ile dillerde tekbirler, Allah’u ekberler, ya Allah, bismillah Allah’u ekber vücut bulmuş, kalp ve gönüllere işlenmiştir.
Hâsılı kelam,
Başta Sayın cumhurbaşkanı ve Başbakan olmak üzere tüm yetkililere çağrıda bulunuyorum ve diyorum.
İslam’ı bilmeyen ilahiyatçılara ve dışarıdan olup yerli olmayan laikçilerin telkin ve yönlendirmelerine kapılmadan, onlara itibar edilmeden hayatımızın zeminini doğru oluşturmak mecburiyetindeyiz.
Bunun için doğru kişilere danışınız.
Ancak doğru okuyan, öğrenen,anlayan, düşünen ve yaşayanlarla güzel bir zemin hazırlayabilirsiniz.
Bu zemini oluşturmak için başta FETÖ/PDY olmak üzere bütün terör örgütlerinden kurtulmak, zararlarını asgariye indirmek için sağlam, anlaşılır ve şeffaf bir Kur’an eğitimine ihtiyacımız vardır.
Bu ihtiyaç karşılanırsa İSLAM doğru okunup, öğrenilip, anlaşılıp yaşanacaktır.
Dünyadaki bütün ülkeleri inceleyiniz bu gerçeklikle karşılaşacaksınız.
Aksi takdirde Siyonist haçlı zihniyetinin yönlendirmesi ve finansıyla nice FETÖ/PDY’ler, DAİŞ’ler, BOKO HARAM’lar ve bölücüler ortaya çıkar.
Selam ve Sabırla…