27 Eylül 2026 Pazar

Fonlar ve Adil Şahitlik

Fonlar ve Adil Şahitlik

Veysi ERKEN Dr.

Türkiye’de rüşvet, irtikâp, metres edinme, soygun, kısaca her türlü ahlaksızlık yaygınlaşıyor.

Buna en son Siyonistlerin İstanbul merkezli soygunları ve fonlar yoluyla gerçekleştirilen hırsızlık düzeni eklenmiş görünüyor.

Tabii ki bunlar İslam’ın zayıflatılmasından, Kur’an ve Sünnetten uzaklaşmaktan kaynaklandığını insaf ve vicdan sahibi olan herkes bilir.

“Kork Allah’tan korkmayandan” diye veciz bir deyim vardır.

Allah’tan korkmayan, Kur’an ahkâmı ile yaşamayandan her türlü kötülük, münafık davranış, fitne ve fücur beklenir.

Örtülü olması, namaz kılıyormuş görünmesi kötülük için engel değildir. Aksine bunları örtü kullanarak daha fazla kötülük yapılabilir.

Fonlar yoluyla yapılan hırsızlıklara bu şekilde bakıyorum.

Bu soygun Türkiye’yi zayıflatmak isteyenlerin Erdoğan’ın etrafına yerleştirilen kişilerin marifetiyle gerçekleştirildiğine inanıyorum.

Maalesef insanlar hırsızlık, rüşvet, ahlaksızlık, soygunlar karşısında “adil şahitlik”te bulunmuyor.

Hele hele kendini “laik, sosyal demokrat, solcu, liberal vs” yaftalayanların ekseriyeti “adil şahitlik” kavramından fersah fersah uzak yaşıyorlar. ADİ şahitlik yapmaya çalışıyorlar.

Belediyelerdeki hırsızlık, rüşvet, irtikâp, soygun, metres edinme, para kuleleri bunun bariz örnekleridir.

Bahsi geçen taifeler bu tür ahlaksız eylemleri görmezlikten geliyor. Çünkü bu tür ahlaksızlıkları yapanlar kendi cenahtan olanlardır.

Aynı ahlaksız taife “FONLAR” konusunda farklı tavır sergiliyor. Fon konusunu her saniye diri tutmaya ve Erdoğan’ı karalama vasıtasına dönüştürmeye çalışıyor.

Tabii ki bunlar Siyonistlere uşaklık ediyor ve Türkiye’yi çökertme çalışmalarına devam ediyor.

Peki, Müslüman’ın tavrı ne olmalıdır.

Müslüman’ın tavrı açıktır.

Olay ve olgulara bakışı “adil şahitlik” zaviyesindendir.

Hz. Muhammed Mustafa (sav) "Sizden önceki milletlerin helak olmalarının sebebi şudur: İçlerinden soylu, mevki ve makam sahibi biri hırsızlık yapınca onu serbest bırakırlardı; zayıf, kimsesiz ve fakir biri hırsızlık yapınca ise ona cezayı uygularlardı. Allah'a yemin ederim ki, Muhammed'in kızı Fâtıma hırsızlık yapsaydı, elbette onun da elini keserdim" buyurmuştur.

Müslüman’ın tavrı, tutumu, bakışı ve davranışı budur. Adil şahitlik yapar.

Hırsızlı, arsızı hangi ad ile yapılmışsa yapılsın hırsızlığını, arsızlığını, rüşvetini, irtikâbını savunmaz, cezalandırılmasını bekler.

Gücü yetiyorsa kendisi cezalandırır. Bedelini ödetir.

Çünkü Allah kullarından “ADİL ŞAHİTLİK” etmelerini ister.

“Sözlükte adalet, “Doğru hareket etmek, hakka ve hakikate göre hüküm vermek, eşit olmak, eşit kılmak” gibi mânalara gelen bir isim olup ahlâk ve hukuk terimi olarak, “bireysel ve sosyal yapıda dirlik ve düzenliği, hakkaniyet ve eşitlik esaslarına uygun şekilde davranmayı sağlayan bir erdem veya hukuk ilkesi” anlamında kullanılır. Aynı kökten bir masdar-isim olan adl kelimesi, “adaletli” anlamında Allah’ın isimlerinden (esmâ-i hüsnâ) biri olarak da kullanılmaktadır. Adalet Kur’an-ı Kerîm ve hadislerde genellikle “düzen, denge, denklik, eşitlik, gerçeğe uygun hüküm verme, doğru yolu izleme, takvâya yönelme, dürüstlük, tarafsızlık” gibi mânalarda kullanılmıştır. Kur’an-ı Kerîm’de kıst kelimesi de yer yer adaletin eş anlamlısı olarak geçmektedir. Bununla birlikte adalet daha soyut bir kavram olarak kullanılırken kıst genellikle uygulamada hakkaniyeti ifade eder.

İslâm düşünürleri, kâinatın her alanında var olduğunu kabul ettikleri ve zaman zaman adl (adalet) kavramıyla da ifade ettikleri mükemmel nizamı, gerek her bir bireyin ahlâkî kişiliğinde, gerekse tabiatı gereği medenî varlıklar sayılan insanların birbirleri arasındaki münasebetlerinde yani toplumsal ve siyasal hayatta da bulunması zorunlu bir ilke olarak görmüşlerdir.

….. Sosyal hayat, zorunlu olarak fertler arasında ortak münasebetler kurulmasıyla gerçekleşir. Ancak bu ilişkilerin, hem Allah’ın iradesine ve rızâsına hem de insanların iyiliğine uygun olarak sürdürülebilmesi için öngörülen şartların başında adalet gelir. Bu sebeple adalet, yalnız ahlâkî bir erdem değil, aynı zamanda hukukun da en temel ilkesi ve bütün yasalarda gözetilmesi gereken amaçtır. Adalet kavramı, aynı zamanda “eşitlik ve denklik” anlamını da içermektedir.” https://kuran.diyanet.gov.tr/tefsir/Nahl-suresi/1991/90-ayet-tefsiri

ADİL ŞAHİTLİK aleyhimize de olabilir.

“Ey iman edenler! Kendinizin, ana-babanızın ve yakın akrabanızın aleyhinde bile olsa, Allah için doğru dürüst şâhidlik yaparak, adâleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun!

Hakkında şâhidlik yaptığınız kimse zengin de olsa fakir de olsa böyle davranın. Çünkü Allah, ikisine de sizden daha yakındır, hâllerini daha iyi bilir. Şu hâlde, sakın âdil davranmaktan yüz çevirip nefsin arzularına uymayın. Eğer dilinizi eğip büker, gerçeği olduğu gibi söylemekten çekinir veya büsbütün ondan yüz çevirirseniz, başınıza geleceği siz düşünün! Zira Allah, yaptığınız her şeyden hakkıyla haberdârdır. Nisâ-135”

Peki, ADİL ŞAHİTLİK ediyor muyuz?

Maalesef kendini Müslüman olarak addeden gerçekte münafık ve müfsid derekesine yuvarlanmışlar ADİL ŞAHİTLİK yerine ADİ İŞLERE batmışlar için şahitlik yapmakta, eylemlerini görmezlikten gelerek ADİLİKLERİNİ savunur hale dönüşmüşlerdir.

Fonlar marifetiyle hırsızlık, soygun varsa Müslüman “adil şahitlik” inancına sahip ise bunları, hırsızlığı, soygunu yapanları asla savunamaz, cezalandırılmaları için elinden geleni yapar.

Metres hayatı yaşayanlar, rüşvet, hırsızlık, irtikâp, namussuzluk yapanlar, boğazından HARAM lokmadan başka bir şey geçmeyenler, vatanını, milletini Siyonist haçlılara peşkeş çekmeye çalışanlar, tecavüzcüler, sokaklarda çıplak gezenler, açık alanlarda çiftleşmeye çalışanlar, ülkemizi sodom’a, gomor’a çevirmeye çalışanlar için ADİ ŞAHİTLİK yapanlar gibi davranamaz.

Unutulmamalıdır ki “Bir toplum, kendilerinde bulunanı değiştirmedikçe, Allah da onlara verdiği nimeti değiştirmez. Şüphesiz Allah işitendir; bilendir. Enfal-53”

Müslüman kendini olumsuz yönde değiştiremez, adil şahitlik yerine “adi şahitlik”te bulunamaz.

Selam ve Sabırla… 27.09.2026

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?