23 Mart 2014 Pazar

Muhsin Yazıcıoğlu: Açıklık En Doğru Yoldur


Muhsin Yazıcıoğlu: Açıklık En Doğru Yoldur

Veysi ERKEN

            Aradan beş yıl geçti.
            Adını ister suikast, ister cinayet koyun.
            Fark etmez.
            Evet, Muhsin başkanın suikastının üzerinden beş yıl geçti.
            Helikopterin düşüşünün normal olmadığını artık herkes söylüyor. Emrullah İşler de bakan sıfatıyla şüphelerini dile getiriyor, çetelerden bahsediyor (http://www.aksam.com.tr/siyaset/emrullah-islerden-yazicioglu-aciklamasi/haber-290729 ).
            Cumhurbaşkanı soruşturmanın adeta sürüncemede olduğunu beyan ediyor. Soruşturmada mahkemenin yavaş davrandığını ifade ediyor “Maalesef mahkeme çok süratli çalışmadı. DDK raporu bazı soruların yanıtsız kaldığını ve araştırılmadığını gösterdi. Mesela Genelkurmay ve askeri radarlarda inceleme daha yeni yapıldı, gecikme yaşandı. Tabii ki bu DDK’nın yetkisinde değil, savcılığın işi. Oralarda uçuş yapıldı mı, helikopter kazası bu yüzden mi yaşandı”  diyor (http://www.radikal.com.tr/turkiye/gulden_yazicioglu_aciklamasi_maalesef_mahkeme_suratli_davranmadi-1182274 ).
            Herkes şunu demek istiyor herhalde. Takip edilen yol karanlık bir yoldur. Çıkmaz bir sokaktır.
            Hâlbuki Muhsin başkan “açıklık en doğru yoldur” diye haykırıyordu.
 Herkese sesleniyorum.
Evet, “açıklık en doğru yoldur”
Bir sefer de olsa merhum şehit Muhsin başkanın “açıklık en doğru yoldur” sözüne kulak veriniz. Bildiklerinizi, gördüklerinizi ve vakıf olduklarınızı gerçekler ortaya çıksın diye herkesle paylaşınız.
Dile kolay.
Aradan beş yıl geçti.
Her konuda olduğu gibi bu konuda takiyye, gizlilik, yalan, dolan ve bilgi kirliliği gırla gidiyor.
Yetti artık diyorum.
Örtüler kalksın, şüpheler giderilsin.
Bildiklerini, gördüklerini ve yaşadıklarını gizleyenlerin hepsi sorumludur. Hesabını bu dünyada olmazsa bile Cenabı Allah’a vereceklerinden şüphem yoktur.
Ve bilinmelidir ki, Muhsin başkanın dostları, arkadaşları ve gönüldaşları hiçbir şekilde onu ve davasını unutmayacaklar, unutturmayacaklar.
Zira Muhsin başkan Allah yolunun yolcusu idi. Onun davası İlayı kelimetullah için nizamı âlemdi.
Bu gaye ve bu dava yaşayacak.
Gün olur cinayet aydınlanır diye bekliyoruz.
Her şeye rağmen ümitvar olmak durumundayız.
Biz Muhsin Başkana rahmet diliyoruz.
Fatihalarımız onunladır inşallah.
İnanıyorum ki, o çok sevdiği ravzadadır. Çünkü o bir kar tanesi gibi Mekke’ye yağmak isterdi.
Çağrımız suikastın üzerindeki sır perdesinin aralanmasıdır. Mahkemenin hızlanmasıdır. Gerçeklerin ortaya çıkmasıdır.
Hülasa “açıklık en doğru yoldur” ilkesi işletilsin artık diyoruz.
Selam ve Sabırla.

22 Mart 2014 Cumartesi

Hz. Süleyman, Kuş ve Derviş



Hz. Süleyman, Kuş ve Derviş



Veysi ERKEN



            Aziz dostlardan güzel mailler alıyorum. Bu mailleri okuyucularımla paylaşmak hoşuma gidiyor.

            Bazen kısa bir yazı ciltler dolusu kitaplardan daha etkilidir diye düşünüyorum. Özellikle kıssalar bunun güzel misalleridir.

            Bu minval üzere günümüzü anlatan bir mail aldım. Derviş kılığında melanetler işleyenlerin durumunu gösteren ve onların şerrinden konunmanın yollarını gösteren bir kıssa. Faydalı olur ümidindeyim.

            Umulur ki, kendinizi koruduğunuz gibi etrafınızı da bunlardan korunmasına vesile olursunuz.

            İşte hisse alabileceğimiz kıssa:

“Hz. Süleyman’a, hayvanlarla özellikle de kuşlarla konuşabilme yeteneği bahşedilmişti.

Bir gün yaralı bir kuş ona gelerek, kanadını bir dervişin kırdığını söyler.
          Dervişi huzuruna getirten Hz. Süleyman sorar; Bu kuş senden şikâyetçi, niye bu kuşun kanadını kırdın?
          Derviş; Sultanım, ben bu kuşu avlamak istedim. Önce kaçmadı, yanına kadar gittim, yine kaçmadı. Ben de bana teslim olacağını düşünerek üzerine atladım. Tam yakalayacakken kaçmaya çalıştı, o esnada kanadı incindi, der.
          Bunun üzerine Hz. Süleyman kuşa dönerek; Bak, bu adam da haklı. Sen niye kaçmadın? O sana sinsice yaklaşmamış. Sen hakkını savunabilirdin. Şimdi kolum kanadım kırıldı diye şikâyet ediyorsun!
          Kuş cevap vermiş; Efendim ben onu derviş kıyafetinde gördüğüm için kaçmadım. Avcı olsaydı hemen kaçardım. Derviş olmuş birinden bana zarar gelmez, bunlar Allahtan korkarlar diye düşündüm ve kaçmadım!
         Hz. Süleyman bu savunmayı beğenir ve kısasın yerine gelmesi için; Kuş haklı, hemen bu dervişin kolunu kırın, diye emreder.
         Kuş o anda; Efendim, sakın böyle yapmayın, der.
         Niçin diye sorar Hz. Süleyman.
         Kuş; Efendim, bunun kolunu kırarsanız, kolu iyileşince yine aynı şeyi yapar. Siz en iyisi bunun üzerindeki derviş elbisesini çıkartın. Çıkartın ki, benim gibi kuşlar bundan sonra aldanmasın....”

Evet aziz dostlar.

İşte kıssamız.

Hisse alabildiyseniz etrafınızdaki derviş kılıklı avcıların üzerlerindeki dervişlik elbiselerini çıkarın, çıkarılmasına vesile olun yeter.

Bu toplumun buna ihtiyacı var.

Günümüzü okumaya bu kıssa yeter.

Anlayana bir kıssa yeter, anlamayana kitaplar ve ansiklopediler az.

Selam ve Sabırla.