22 Mart 2014 Cumartesi

Kastamonu Üniversitesinde Değişen Küresel Dengeler ve 17 Aralık Konuşuldu



Kastamonu Üniversitesinde Değişen Küresel Dengeler ve 17 Aralık Konuşuldu

Veysi ERKEN

Hep söylüyorum ve yazıyorum.
Kastamonu üniversitesi Rektör Sayın Seyit Aydın Bey dönemi ile birlikte yeryüzü üniversitesi olma yolunda adım atmıştır.
Bu adımlar hızlanacaktır inşallah.
Dostların bir kısmı “yeryüzü üniversitesi” ifadesini mübalağalı bir vizyon ilkesi olarak görmekteler.
Haklılar.
Ama bilinmelidir ki, vizyonu olmayan büyüyemez ve söz sahibi olamaz. Bunun bariz misalleri doksanlı yıllarda kurulan, halen yerinde sayan ve üniversiteleşemeyen üniversitelerdir.
İşte bu minval üzere Kastamonu’da “Değişen Küresel Dengeler ve 17 Aralık” başlıklı bir konferans verildi.
Konu gerçekten önemli idi.
Kastamonu üniversitesinin vizyonuna yakışır bir konu. Keşke konferans daha geniş bir mekânda icra edilmiş olsaydı.
Konferansı veren içten biri olan Alper Tan idi.
Konferansı veren konuya hâkim olduğunu gösterdi.
Sayın Alper Tan’a teşekkür ediyorum.
Bu konuda kafa yormayanlara bir nebze de olsa küresel oyunları ve piyonlarını anlattı.
Anlayanlara yeter, anlamak istemeyenlere ne anlatırsanız nafile.
Benim kanaatime göre Türkiye’nin küreselleşmesini istemeyenler “One Minute” olayından beri takozlarını bir bir devreye sokmakta ve tuzaklarını arttırmaktadırlar.
Mavi Marmara, 7 Şubat ve 17 Aralık Halkbank hadiseleri “one minute”nin birer tezahürüdür.
Bahsi geçen olaylar “One minute”ten rahatsız olanların emriyle hareket edenlerin Türkiye’yi çökertme faaliyetleridir.
Bu gerçeği ortaya koydu Sayın Alper Tan.
Türkiye’nin gelişmesinden rahatsızlık duyanlar yakın geçmişte ilk oyunlarını ağaçları bahane ederek sermayedarları vasıtasıyla Taksim’de sergilediler.
Oyun deşifre olunca bu sefer sermayedarlarıyla iş tutan dini görünümlü grubu devreye soktular.
İşte bu önemli konuyu Sayın Alper Tan tarihi geçmişiyle ortaya koymaya çalıştı.
Sayın Alper Tan o grubun içinde yıllarını geçirmiş biri. Onları bu yönüyle iyi bilen bir gazeteci.
Önemli ve küresel bir konuyu anlattı Kastamonu’da yaşayanlara.
Keşke daha büyük bir mekânda ve daha geniş katılımlı olabilseydi.
Zira ülkemizi çökertmek isteyenlerin deşifresinde üniversitelere de büyük görev düşmektedir.
Bilinen bir gerçektir ki, üniversitelerin görevi sadece öğrenci yetiştirmek değildir. Eğitim ve öğretimin yanında inceleme ve araştırma da başlıca görevlerdendir.
İlim adamları araştırıp, inceleyip ve gözlemleyip bilgilerini halkla paylaşmak durumundadır. Bu da asli görevlerindendir.
Umulur ki, bu tür faaliyetler üniversite marifetiyle Kastamonu’da daha geniş katılımla sıkça gerçekleştirilir.
Böylece üniversite gerçek anlamda halkın tenvirine katkı sağlamış olur.
Kastamonu Üniversitesi’nin destek bulamasa da gelişmesini hızlı bir şekilde tamamlayabileceğini düşünüyorum.
Zira yeryüzü üniversitesi vizyonu bunu göstermektedir.
Sayın Rektörden beklentilerimiz bu tür faaliyetleri arttırarak yabancıların oyununa teşne olanların oyunlarının bozulmasına katkılarını arttırmasıdır.
Bilinmelidir ki, gayret bizden Tevfik Allah’tandır.
Selam ve Sabırla.

15 Mart 2014 Cumartesi

16 Mart Dünya Vicdan Günü



16 Mart Dünya Vicdan Günü*

Veysi ERKEN

            Değerli dostlar, 444 haftadır Sakarya ilimizde devam eden Özgürlük etkinliklerini takdir etmemek mümkün değil.
Takdir etmemek nankörlüktür.
            Yıllardır özgürlük şarkılarını terennüm etmeye çalışıyorlar dünyanın tüm mazlumları için.  Hayallerimiz bir gün gerçek olur inşallah. Özgürlük şarkıları sarar tüm vicdanları.
            Bugün Sakarya’dan yükselen özgürlük talebinin bir kısmını sizlerle paylaşmak istedim. Belki dünyada yaşayanlar bir günlükte olsa vicdanlı olur.
İşte o çığlık:
 “16 Mart, Gazzeli bir ailenin evinin yıkılmasını engellemeye çalışırken, Siyonist işgal güçlerince buldozerle ezilerek katledilen Rachel Corrie’nin ölüm yıl dönümü.
 Aradan 11 yıl geçti. Kendisi için istediğini başkası için de isteyen, adaleti sadece kendisi gibi olanlar için değil herkes için ayrımsız bir şekilde isteyen ve bu uğurda canıyla bedel ödeyen Rachel Corrie’nin insani ve vicdani örnekliğini unutmuyoruz, unutturmayacağız.
            11 yıl önce olduğu gibi bugün de Gazze Siyonist saldırganlığa maruz kalıyor. Çok iyi biliyoruz ki, Filistin’de Siyonist işgal bitmedikçe, bölgenin barış ve huzura kavuşması mümkün olmayacak, fitne kazanı her daim kaynayacaktır.
 16 Mart aynı zamanda 1986-1988'de Kürt halkına karşı gerçekleştirilen Halepçe Katliamı’nın da yıldönümüdür.  Bir halkın, kimyasal saldırılarla topyekûn imha edilmek istenmesinin acılarının tazelendiği günlerdendir.  
 Gerek bugün, gerekse diğer zamanlarda yaşanan acıları ayrıştırmadan, birbiriyle yarıştırmadan hissetmediğimiz sürece insanlaşamayacağımıza inanıyoruz.
 İnsanlığımıza sınır çizmiyor, vicdanımızı siyasal konjonktüre ayarlamıyoruz.
 Bizim için insanlığın yaşadığı tüm acılar kardeştir. Bunun için ne Sakarya Roboski’den ayrı düşer, ne Suriye’nin, Filistin’in, Mısır’ın, Afrika’nın çocukları kendi çocuklarımızdan gayrıdır!
 Zulüm gören, katliamlara maruz kalan, yerinden yurdun kaçıp ülkemize sığınan tüm insanlar aynı acının evlatlarıdır, kardeşimizdir. Bu aynı zamanda Rachel Corrie’de hayat bulan vicdanın bizdeki anlamıdır, karşılığıdır.
            Gelin bugünde, tüm mazlumları ve mağdurları bir kez daha saygıyla analım.
 Yaşadıklarını hissetmeye, yeni acıların yaşanmaması için neler yapabileceğimize bakalım.
Günübirlik kavgalar uğruna vicdanlarımızı sömürmek isteyenlere karşı, gelin birlikte en güzel karşılığı verelim.
 Birlik, dayanışma ve kardeşliğimizi güçlendirelim!”
Gün vicdanları güçlendirme ve adaletle davranma günüdür.
            Selam ve Sabırla.

*Sakarya’daki 444. hafta adalet ve özgürlükler açıklamasından bir bölüm