14 Mart 2019 Perşembe

Millet Bahçeleri ve Milli Parklar “Karavan” Turizmine Açılsın


Millet Bahçeleri ve Milli Parklar “Karavan” Turizmine Açılsın

Veysi ERKEN

            “Kon” nedir bilir misiniz?
            Her halde bilmeyenimiz yok.
            Kon bir nevi “çadır konut”tur.
            Millet olarak gezmeyi, farklı mekanlarda ikamet etmeği severiz.
            Konarak göçerek Türkistan coğrafyasında Anadolu ve Balkanlar’a kadar uzanmışız.
            Dün çadırımızı değişik yerlere taşıyorduk, konuyorduk göçüyorduk. Bugün bunun, başka bir deyişle konmanın ve göçmenin farklı aracı var.
            “Karavan”
            “Karavan” kültürümüze “kon” yerine ikame edilebilecek ve turizm gelirimizi arttıracak bir araç.
            Yeter ki, “karavan”ların ikame edeceği mekanları hazırlansın. Güvenlikli ve alt yapılı sahaları olsun.
Ülkemizin buna ihtiyacı var.
            Hani Turizm bakanımız nitelikli turiste ihtiyacımız var diyor ya.
            İşte karavancılar tam buna uygun.
            Karavanıyla gelen turist ihtiyacını karşılamak için daha çok harcama yapacak.
            Elektrikten tutun, içeceğe, yiyeceğe kadar her alanda harcama yapacak.
            Yeter ki, güvenilir ve kullanıma uygun mekanları bulsun.
            Kanaatime göre en uygun olabilecek mekanlar “millet bahçeleri” ve ormanlarımızdaki “milli parklar”dır.
            Bu mekanlarda “karavan” için uygun alt yapı oluşturulursa turizmde patlama yapacağımıza inanıyorum.
            Özellikle Turizm Bakanlığı ve Tursab’ın yetkililerine sesleniyorum.
            Bu konuyu acilen gündeminize alınız ve cumhurbaşkanlığına iletiniz.
            Böyle bir yaklaşım ülkemizin bütçesine olumlu katkı sağlayacağından zerrece şüphem yoktur.
            Hele hele bu fikir Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a iletilirse hemen hayata geçireceğini düşünüyorum.
            Böyle projeler Türkiye’nin tanıtılmasına katkı sağlayacağı gibi beşeri ilişkilerimizi de geliştirecektir.
            Şimdi tam zamanı hadi sayın Belediye başkanları.
            “Karavan” turizmini ihya edecek projeleri vaatlarınız içine alın.
            Taahhüt edin.
            Ve seçilirseniz bunu gerçekleştirin.
            Açılmış “millet bahçeleri”ne ve mevcut “milli parklar”ın içine hemen “karavan” turizmin alt yapısını oluşturmaya başlayın.
            Eminim ki, bir ay içinde pek çok millet bahçesi ve milli park sahasında “karavan” alt yapısı oluşturulabilir.
            Milletimizin farklı mekanlarda kısa süreli ikame etme hususiyetini yaşatınız.
            Bu önemli bir taleptir.
            Unutmayınız ki, hayaliniz kadar projeniz olur.
            Bu konuyu da hayal edin ve projelendirerek hayata geçiriniz.
            Özellikle Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Devlet Bahçeli’ye sesleniyorum.
            Karavan turizmini canlandıracak ve gelirimizi arttıracak talebimizi “cumhur ittifakı” projesine dönüştürünüz ve bu günlerde temellerini atmaya başlayınız.
            Dünyaya yön veren bir Türkiye için adımlarımızı sıkılaştırma ve hayallerimizi gerçeğe dönüştürme fırsatını kaçırmayalım.
            Selam ve Sabırla.

12 Mart 2019 Salı

Sabıklar ve Sadıklar


Sabıklar ve Sadıklar

Veysi ERKEN

            Malum söz “arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim”.
            Bu söz, çok şey anlatır arif olanlar için.
            Anlamayanlara zaten bir şey anlatamazsınız.
            Çünkü onlar “mermer kafa”ya dönüşmüşlerdir. Beli görevleri ve görevlendirilmeleri icabı mermer kafaya dönüşmüşlerdir.
            Cenabı Allah bu tipleri “Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen birçoklarını cehennem için var ettik. İşte bunlar hayvanlar gibi, hatta daha da aşağıdadırlar. İşte bunlar gafillerin ta kendileridir. Araf-179” biçiminde tavsif etmektedir.
            Bunu bir gerçeği ifade etmek için naklediyorum.
            Yıllarca beraber yol ve ülkü arkadaşlığı yaptığımız bazı insanların savrukluğunu görünce  gerçekleri ifşa etmenin gerektiğine inanıyorum.
            Bunları yapınca da ünlü Türk büyükleri(!) rahatsız oluyorlar. Çünkü gerçeği göremeyecek kadar savrulmuşlardır. İlke ve ülkülerinin tam zıttını savunur hale dönüşmüşlerdir.
            Geçmiş ile ilgili konuşurken ben de şöyle idim diye başlıyorlar söze. Doğru bizde sizi öyle zannediyorduk ve sizinle yol ve ülkü arkadaşıydık.
            Bugün ise siz sadece “sabık”lardansınız. Siz öyle bir savruldunuz ki, bölücülerle, lgbt’lilerle, ezandan ve kur’an'dan rahatsız olanlarla kol kola girdiniz, Siyonist haçlı zihniyetinin uşaklarıyla ortak paydada buluştunuz.
            Evet, sizler “sabık”sınız, “sadık “değilsiniz.
            Hâlbuki cenabı Allah bizleri “sadık”larla olmaya davet ediyor. İşte o davet: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının (takva: doğru eylemde bulunun) ve doğrularla (sadıklar) beraber olun. Tevbe 119”
            Bütün bu ikazlara rağmen, domuz severlerin, lgbt’lilerin, soru çalanların, halkın malını gasp edenlerin, yalancıların, inkârcıların, milletin tepesine bomba yağdıranların safına savruldunuz.
            Geçmişte beraber olmuşuzdur. Ama artık değiliz. Çünkü sizler “sabık”sınız, “sadık” değil.
            Bizler hala aynı yol ve ülkünün yolcusuyuzdur.
            “Çağrımız İslam’da Dirilişedir” nidaları eksik olmayacak dilimizden inşallah. Bizler “sabık”larla değil, “sadıklar”larla devam edeceğiz kısmetse.
            Gün ola hayır ola.
            Belki bir gün tevbe edersiniz.
            Hata ve yanlışlarınızın farkına varırsınız.
            “Sadıklar” içinde yer alırsınız.
            “İstiğfar” ve “tevbe” kapısı her zaman açıktır.
            Biz buna inanıyoruz.
            Geliniz dönüşü olmayan yolun yolcusu olmaktan vazgeçiniz.
            Mağduriyet edebiyatı ile sizi kandırmaya çalışan pensilvanya şeytanlarını yoldaş edinmeyiniz.
            Hem kendinize hem de ülkenize zarar vermeyiniz.
            Venezüella’yı işgal etmeye çalışan “küresel haydutlar”a alkış tutup, o haydutlardan Türkiye’nin de  işgalini bekleyen pensilvanya şeytanlarına kanmayınız.
            Bu bir tebliğdir.
            Aksi takdirde sizler sadece birer “sabık” ve Salman bey dostumun ifadesiyle “zübük”  ve “güdük” olarak anılırsınız.
            Selam ve Sabırla…