19 Temmuz 2019 Cuma

Bilgi ve Beceri Edinme Hakkını Kısıtlayan Eğitim ve Geçiş Sistemi


Bilgi ve Beceri Edinme Hakkını Kısıtlayan Eğitim ve Geçiş Sistemi

Veysi ERKEN

            Türkiye İslam ve Mazlum coğrafyaların “kalb”i ve “Beyni”dir. Buna inanıyorum.
            Siyonist haçlı zihniyeti bu sebeple asırlardır saldırıyordur. Piyonlarını kullanıyor. Taşeronlarını devreye sokuyor. Köpeklerini besliyor.
            Bu bilinen bir gerçektir.
            Saldırılar, ihanetler ve kancıklıklar dün olduğu gibi bugün devam ediyor ve Türkiye var oldukça devam edecektir.
            Bir başka ifade ile bizler “Habil” olmaya devam ettikçe “kabil” ruhlu Siyonist haçlı zihniyeti doğrudan veya dolaylı bir şekilde soykırımvari saldırılarını devam ettirecektir.
            Ekonomide, siyasette, ticarette, sanatta, sanayide bu saldırılar sürüyor. Devam edecektir.
            Bana göre en büyük saldırı zihniyetin oluşumunu sağlayan eğitim sahasında gerçekleşmiş ve zihniyetimiz rayından çıkarılmıştır. Zihniyetimiz soykırıma tabi tutulmuş ve maalesef büyük oranda gerçekleştirilmiştir.
            Dün zihniyetimizin temelinde fıkıh vardı.
            Tafakkuhumuz, tedebbürümüz, tefekkürümüz, taakkulumuz ve tezekkürümüz bir zemin üzerinde gerçekleşiyordu. Bu zeminin ilkeleri Kur’an ve sünnet idi. Bu kaybettirildi.
            Bu konuyu defalarca dile getirdim ve yazdım.
            Misal teşkil etsin diye eğitim (doğru ifadesiyle maarif) olgusunu tekraren yazayım.
            Bizim düşünme zeminimize göre bilen bilmeyenle müsavi değildir. Bizim tefekkür zeminimize göre bilgiye, bilginin beceriye dönüşüme erişim herkesin hakkıdır. Bunun önüne konulan her bariyer ve takoz zulüm sebebidir.
            Bilgi edinme ve beceri geliştirme alanları devletin tekeline alınmışsa, devletin bir tek görevi vardır.
 Bilgi edinme alanlarının “kapasite” ve “kalite”sini oluşturmaktır.
            Birey kendi, ilgi, zekâ, kapasite ve tercihlerine göre bilgiyi ve beceriyi edinebilmelidir.
            Bireyin önünde geçiş sınavı ve bir alanı tercih sınırlaması getirilmemelidir. Birey istediği zamanda, dilediği bilgi alanlarından istifade edebilmeli ve bu bilgileri mesleğe dönüştürebilmelidir.
            Daha açık bir ifadeyle birey istiyorsa aynı zaman diliminde hukuk, mühendislik, tıp vs. bölümlere gidip kaydını yapabilmelidir. Kaydı hiçbir gerekçe ile silinmemelidir.
 Kapasite, yetenek, zekâ gibi sebeplerle tek bölüm seçmek istiyorsa onu da yapabilmeli veya hiç faydalanmak istemiyorsa zorlanmamalıdır.
            Maalesef düşünme zeminimizi kaybettiğimiz ve zihniyetimiz dönüştüğü için bugün öğrenmek isteyenlerin önünde YKS gibi bariyerler oluşturuyoruz
            Bireylerin önüne YKS dediğimiz sınavı bariyer olarak koyduğumuz yetmezmiş gibi bir de hukuk bölümü için ilk şu kadar bin’e, mühendislik için şu kadarlık dilime ve şu puan türüne sahip olman gerekir diyoruz ve bununla övünüyoruz.
            Kısaca kast sistemini oluşturmakla övünüyoruz.
            Hani merhum Cem Karaca’nın bir ezgisi vardı ya. “İşçisin sen işçi kal”
            Bugün maalesef işçilikten kurtulmak isteyenlerin hakkını gasp ediyoruz.
            Böylelikle ilahi emri çiğnemiş oluyoruz.
            Hududullahın yerine kendi hudut ve tahditlerimizi ikame ederek bilgiye erişimin önüne setler oluşturuyoruz.
            Hasılı kelam bütün güç ve iktidar sahiplerine sesleniyorum. Geliniz bu yanlıştan dönünüz.
            Bu çağrım bütün kurum ve kuruluşların yönetimlerinedir.
            Yasaklarınızla övünmeyiniz. Tek dişi kalmış batı zihniyetinin zemini, ilke ve kurallarıyla düşünmeyiniz.
            Sizin göreviniz bize ait zeminde düşünmek değildir. Vazifeniz ve göreviniz “maarif” sistemini herkesi kapsayacak ve fertlere tercih, vazgeçme ve değiştirme hakkını sınırsız şekilde gerçekleştirecek “kapasite” ve “kalite”de oluşturmaktır. Bizim zeminimizde tefekkür olmadıkça maarif alanında reform mümkün değildir.
            Aksi durum zulmü devam ettirmektir. Ki, devam ediyor.
            Bizim zihniyetimizin amacı çağa damgasını vuracak bilgiye, beceriye ve ahlaka sahip Salih nesilleri yetiştirmedir.
            Selam olusun zihniyetimizin zemininde maarif sistemini oluşturma çabasında olanlara.
            Selam olusun öğrenmek isteyen bütün bireylerin önünü açanlara.
            Selam olsun sınavsız ve sınırsız okul diyebilenlere ve bunun imkânını hazırlayanlara.
            Selam ve Sabırla…

16 Temmuz 2019 Salı

15 Temmuz Cenabı Allahın Nusreti, Milletin Direnişi ve Ümmetin Duasının Zaferidir


15 Temmuz Cenabı Allahın Nusreti, Milletin Direnişi ve Ümmetin Duasının Zaferidir

Veysi ERKEN

            Dün akşam Dua isimli belgeseli seyrederken bir kere daha iman ettim ki 15 Temmuzda Siyonist haçlı zihniyetinin taşeronu olan gayrı Müslim haşhaşi fetö hainlerine karşı büyük bir zafer kazanıldı.
            Bu zafer kesinlikle cenabı Allah’ın nusreti, ümmetin duası ve milletlin topyekûn direnişinin eseridir.
            15 Temmuz gecesini düşünün Lübnanlı, Bosnalı, Makedonyalı, Azerbaycanlı, Mekkeli, Medineli, Özbekistanlı, Kazakistanlı kısaca yeryüzünün bütün iklimlerinde renkleri ve dilleri farklı olanlar sokağa dökülüyor ve Türkiye için dua ediyor.
            Dillerinde “Ya Rab Unsur Türkiye.” Ya rab Türkiye’ye yardım et nidaları ve duaları her yerde yankılanıyor.
            Bu ümmet Türkiye’nin ehemmiyetini biliyor. Türkiye yıkılırsa İslam ve mazlum coğrafyaların kalp ve beyinlerinin dağılacağını biliyor.
            Onun için dua ediyordu milyonlarca insan.
            Türkiye yıkılırsa halimiz ne olacak diye soruyordu Bosnalı, Lübnanlı ve dünyanın mazlum insanları.
            Evet,
            15 Temmuz’da tepemize bombalar yağdırıldı.
            Şehit ve gazilerimiz oldu.
            Bizler Allah yolunda öldürülenlerin diri olduğuna iman etmişiz.
            Bu imana sahip olan herkes dua etti Türkiye’nin muzafferiyeti için.
            Çünkü bu ümmet ve millet biliyor ki, bu kalkışma sıradan bir kalkışma değil.
            Beyni Siyonist haçlı zihniyeti olan bir kalkışmaydı. Yılların hazırlığı vardı.
            Sinsice, kahpece, kalleşçe, münafıkça ve köstebekçe bir hazırlık. Her yere, her eve, her kuruma sızılarak yürütülen bir hazırlık.
            Himmet adı altında milletin parasını, imkânını ve servetini gasp ederek, çalarak, kandırarak gerçekleştirilen bir hazırlık.
            Beyinler çalınarak, insanlar mankurtlaştırılarak, fertler robotlaştırılarak gerçekleştirilen ihanet bombalamaları.
            Yılların hazırlığı elbette sadece ülkemizde yapılmadı. Beyin zaten Siyonist haçlı zihniyetinin merkezleriydi. Kolları bir ahtapotun kolları gibi dünyanın her tarafına yaygınlaştırılarak yapıldı.
             Yuvası gibi her tarafa ve her ülkeye yaygınlaştırıldı.
            Onun için Lübnanlı, Bosnalı, Kosovalı halimiz ne olacak diye soruyor ve Türkiye’nin zaferi için dua ediyordu.
            Bilinmelidir ki, bu ihanet büyük. Şebeke yaygın.
            Tedbirler buna göre alınmalı.
            Çünkü bu ihanet şebekesinin daileri (propagandist) her yerde ve her ülkede iş başında.
            Efendileri ve sahipleri olan Siyonist haçlı zihniyetine hizmete devam ediyorlar.
            Yapılması gereken ilk şey bu örgütün amaç yönünde gayrı İslami olduğu gerçeğini gönüllere nakşetmektir.
            Evet, bu örgütün tepe yöneticileri gayrı Müslim’dir.
            Amaçları İslam ve mazlum coğrafyaların insanlarını köleleştirmek, imkân ve kaynaklarını gasp etmektir.
            Bu yapı için “her yol ve yöntem mubahtır”.
            Yalan, iftira, şantaj, inkâr her gün başvurulan hususlardır.
            Bu yapının ihanet, ticaret ve ibadet katmanlarındaki faaliyetlerini sonlandıracak tedbirler mutlaka alınmalıdır ki, ümmetin duası kabul, milletin direnişi yerini bulsun.
            Ve
            Tevfik cenabı Allah’tandır.
            Selam ve Sabırla…