23 Eylül 2022 Cuma

“Kanun” Ne İçin Çıkarılır

 “Kanun” Ne İçin Çıkarılır

Veysi ERKEN

“Kanun”lar niçin çıkarılır veya kanun hangi zeminde hazırlanmalıdır sorusu mutlak olarak cevaplandırılmaz ise hak ve hukuk kavramları anlam ve önemini kaybeder.

Tabii ki, öncelikle “KANUN” ne demek sorusunu cevaplandırmak gerekir. Sözlük anlamı olarak kanun “1. hukuk Yasa. 2. Geçerli olan kural: https://sozluk.gov.tr/

Türkiye’deki cari uygulamalar anlamında ıstılah olarak kanun “Anayasanın yetkili kıldığı organ tarafından bir şekilde ve bu ad altında tespit edilmiş bulunan genel, sürekli ve soyut hukuk kurallarıdır. https://sozluk.adalet.gov.tr/kanun” diye tarif edilir.

İster sözlük ister terim olarak ele alınsın kanun denildiğinde kurallar akla gelir.

Peki, bu kuralları kim vazedecek, kural vazetmenin zemini ne olacak?

Bu soruya cevap ararken iki zemin akla gelir. 1.Vahiy (tabii hukuk deniliyor) 2. Beşerin(insan) aklı.

Dolayısıyla beşeri kanun, insanlar tarafından ortaya konmuş olan kanundur. İlahi (Vahiy) kanun ise, zemini Allah Teâlâ tarafından belirlenmiştir.

Bu iki zemin doğru anlaşılmadıkça “kanun”ları tartışmanın anlamı olmuyor.

Bilindiği üzere beşerin(insan) aklı her zaman şaşabilir. Beşerin yetkilendirdiği kişi veya kurumlar her zaman toplumun veya bireyin hayatını zorlaştıran, iflas ettiren, mağdur ettiren “kanun”lar ortaya koyabilir.

Bunun binlerce misali vardır.

Özellikle vazedilen kanunlar inanç (bizim için İslam) ilkeleri ile çelişiyorsa kanun zulüm aracına dönüşebilir. Ticarette, toplumsal ilişkilerde, ailenin kuruluşu ve işleyişinde her zaman sıkıntılar, iflaslar karşımıza çıkabilir.

Bunun için diyoruz ki, kanun yapıcıların her zaman göz önünde bulundurmaları gereken zemin “vahiy” ve uygulamaları (sünnet) olmalıdır ki, insanımız huzur bulsun. Kısaca zemin vahyin sınırları olan “Hududullah” olmalıdır.

Aksi takdirde toplumsal bozulmalar, çürümeler, ailevi dağılmalar, cinayetler, ahlaksızlıklar, şiddet vs olumsuzluklar katlanarak artar.

Bu olumsuzlukların sadece bir misalini vermekle yetinelim.

Bilindiği üzere “aile hukuku” ile ilgili zaman zaman düzenlemeler yapıla gelmektedir. Tabii ki, kanunlar normal şartlarda ailenin birliğini ve huzurunu arttırsın diye yapılması düşünülür.

Ama maalesef bazen çıkarılan kanunlar ile mevcut şartları daha fazla bozacak bir nitelik taşıyabilir. Bunun tipi bir misali 6284 sayılı kanun ve türevleridir.

Bu kanun yürürlüğe girdiği zamandan beri şiddet, cinayet, boşanma, babasız veya anasız çocuk sayısı, gayrı meşru yaşama vs. azalmamış bilakis katlanarak artmış ve artmaya devam etmektedir.

Bu acı gerçeği maalesef mevcut kanunun çıkarılmasında olumlu oyu olan Şeref Malkoç da itiraf etmek mecburiyetinde kalmıştır. Ki kendisi Kamu Deneticisi sıfatını taşımaktadır.

Malkoç "Eşler tartıştığında kadın, karakola telefon açıp şikâyette bulunduğunda koca evden uzaklaştırma alıyor. Bu da öfkeyi ve kadına şiddeti körüklüyor. Biz eşleri barıştırmak yerine ayrılsın diye kanun çıkarmışız. https://sputniknews.com.tr/20190116/kamu-basdenetcisi-malkoc-esler-ayrilsin-diye-kanun-cikarmisiz-1037117860.html” bu büyük bir itiraftır.

Maalesef bu kanun “aile” hayatımızı tamamen perişan etmiştir.

Neredeyse “aile” kavramı ortadan kalkmıştır. “Aile” dediğimiz “yuva”yı kurmaktan bireyler kaçınır hale gelmiştir, beş milyona yakın insan “ev”den uzaklaştırılmıştır. Evlilik azalmakta, boşanma, şiddet, cinayet ve evlilik dışı birliktelik artmaktadır. Cinnet toplumuna dönüşmekteyiz.

Özetle ister ithal deyin, ister beşer aklı ile deyin fark etmez.

Mevcut kanuni denilen düzenlemeler bütün alanlarda mutsuzluğumuzu ve cinnet halimizi arttırmaktan, aile, ticaret, komşuluk münasebetleri, toplumsal ilişkilerimizi bozmaktan başka bir işlev görmüyor.

Umarım ki, kanun yapıcıları bu gerçeği görür, toplum bu tehlikeyi fark eder ve kanun koyucuları asli vazifesine zorlar.

Aksi takdirde bizler bu konuyu boşuna tartışır “havanda su dövmüş” oluruz.

Vahiy zemininde sorunlara çözüm üretebilmek için “tutsak zihin” ve “akademik bağımlılık”tan kurtulmak gerekir.

Kanun yapıcılar esaretten kurtulmazsa toplumu tahrip edecek daha çok kanun çıkarırlar.

Selam ve Sabırla…

 

21 Eylül 2022 Çarşamba

CHP’ye Sosyal Konut Projesi Çağrısı

 CHP’ye Sosyal Konut Projesi Çağrısı

 Veysi ERKEN

“Dünya’da mekân, ahrette iman” diye bir söz vardır. Bize göre doğrusu “dünya’da mekân, dünya ve ahrette iman” olmalıdır.

Dünya kısmına gelecek olursak herkesin bir konuta ihtiyacı olduğunu kabul edenlerdenim.

Elbette ki, kişileri konut sahibi yapmanın yol ve imkânlarını sağlama, yol gösterme yönetimlerin görevlerindendir.

Türkiye’de bu alandaki en ciddi teşebbüs merhum Turgut Özal dönemiyle başladı. Eksiği fazlasıyla bu sıkıntı gecekonduları ıslah babında “tahsis belgesi” ve “kooperatif” yoluyla çözülmeye çalışıldı.

İkinci çözüm ve konutlaşma dönemi Tayyip ERDOĞAN dönemidir. Bu inkâr edilemez. Tabii ki, Türkiye’nin müzmin muhalifleri hariç.

Buradan hareketle CHP ve iltisaklılarına sesleniyorum.

Son kampanyayı görmezlikten geleceğinize veya kötüleyeceğinize daha iyisini ve ucuzunu yapınız. Hazır seçim atmosferine girilmişken.

Hatırlayabildiğim kadarıyla 11 Büyükşehir Belediyesini kazandınız ve bu şehirleri yönetiyorsunuz. Ağırlıklı konut sorunu büyükşehir belediyelerinin hudutları içinde yer almaktadır.

Bütün CHP’lilere ve iltisaklılarına sesleniyorum. Belediyeleriniz marifetiyle sosyal konut projeleri için hemen harekete geçiniz.

Velev ki seçim yatırımı olsun.

Zaten bir ayaklı masa etrafında toplandınız.

Haydi, Kılıçdaroğlu bir sosyal konut projesi başlat kemal bulsun. Temel bey destek olduğun CHP’in başlatacağı sosyal konut projesi ile insanımız saadete ersin. Akşenerin desteğiyle halkımız iyi olsun. Babacan tavrıyla insanımız deva bulsun, Davutoğlunun katkısıyla toplum için gelecek sağlam olsun.

Tabii ki, başlatacağınız kampanya THK uçaklarının tamiratı vaadi gibi fos olmasın.

Hani 11 belediye başkanınız bir araya gelip THK yangın söndürme uçaklarını tamir sözü vermişlerdi.

Aradan bir yıldan fazla zaman geçti.

Ses yok seda yok.

Tamirat sözü hasıraltına süpürüldü.

CHP ve iltisaklılarına sesleniyorum.

Biraz toplumun yaralarına merhem olmaya çalışınız ve iktidarın başlatmaya çalıştığı “sosyal konut” projesinden daha güzel ve yaygınını hemen başlatın.  Bu proje kallavi olsun.

Peşinatı %5 ödeme süresi 480 ay olsun.

Çok mu şey istiyoruz.

Ucuzluk vaat edip suya, ekmeye, ulaşıma yaptığınız zamlar gibi konut kampanyası istemiyoruz.

Gerçek kampanya istiyor ve bekliyoruz.

Yoksa köylüye vaat ettiğiniz ve gerçekleştirmediğiniz bedava elektrik foyası gibi bir foya ortaya çıkar.

Tabii ki, kampanya yurt ilaveli olursa şahane olur.

Yoksa merhum Özal haklı çıkar.

Şöyle diyordu merhum Özal. O “Ben bir icraat yapacağım zaman sol kafaların yazdıklarına bakarım. Eğer hiç sesleri çıkmıyorsa o projeyi yapmam, rafa kaldırırım. Yarısının sesi çıkmıyor, yarısının sesi çıkıyorsa o projeyi yeniler, öyle yaparım. Eğer bütün solcular projeyi engellemek için yaygara yapıyorsa hiç kimseyi dinlemem, o projeyi aynen yapar ve bitiririm. Çünkü o proje memleket için hayırlara vesiledir.

Selam ve Sabırla…