28 Ekim 2024 Pazartesi

Boykot Direniş Ruhudur, Ruhun Dirilişidir

 Boykot Direniş Ruhudur, Ruhun Dirilişidir

Veysi ERKEN Dr.

Cihad cehdtir, gayrettir, boykottur. İman edenlere, Müslüman olanlara açık ve her zaman geçerli bir çağrıdır CİHAD.

İman edenleri elem verici azaptan kurtaracak olan CİHADTIR, İslam dışı olan her şeyi boykottur.

Her şeyle, yol ve yöntemle, boykotla CİHAD.

Allah, “Ey iman edenler! Sizi, elem verici azaptan kurtaracak bir ticareti size göstereyim mi? Allah’a ve resulüne iman edersiniz, Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edersiniz. Bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Saff, 10-11

Evet.

Boykot CİHADTIR.

Boykot direniş ruhudur, ruhun dirilişidir.

Boykot Siyonistlerin, kâfirlerin, münafıkların, müfsitlerin ateşlerini söndürmedir, zulümlerini ortadan kaldırma, soykırımlarını durdurma, işgallerini bitirmedir.

Boykot fitne ve fesada son vermedir.

Boykot hayattır.

Boykot birliktir.

Boykot izzettir.

Boykot şereftir.

Boykot namustur.

Boykot kurtuluş yoludur.

Boykot direniştir.

Boykot sabırdır.

Boykot ruhun dirilişidir.

Boykot topyekûn Allah’ın ipine sarılmadır.

Boykot zalimlerin ateşini söndürmedir, ondan korunmadır.

Boykot gevşememedir.

Gevşemeyin, üzülmeyin, inanmışsanız, mutlaka siz en üstünsünüzdür. Âl-i İmrân-139

Boykot, “Bir işi, bir davranışı yapmama kararı alma - Bir kimse, bir topluluk veya bir ülkeyle amaca ulaşmak için her türlü ilişkiyi kesme, direnme, Mukataa”dır.

“Hz. Peygamber Tebük seferinden dönüşte ashabına şöyle buyurmuştur: “Küçük cihaddan büyük cihada dönüyoruz.” Yani kalabalık bir ordu ile katıldığı Tebük seferini "küçük cihad" olarak vasıflandırırken; nefse karşı verilecek mücadeleyi "büyük cihad" olarak vasıflandırmıştır.”

Nefs, Siyonistlerin mallarına, hizmetlerine, ahlaksızlıklarına yöneltmeye çalışabilir, boykot Siyonistlerin her şeyini terk etmedir, onları ademiyete mahkûm etmedir.

Boykot büyük cihattır. Diriliş ruhudur, RUHUN dirilişidir.

Kısaca Boykot, Siyonist haçlı zihniyetini ademiyete/ yokluğa terk etmedir.

Herkes, her insan gücü yettiğince Siyonist haçlı zihniyetini, evanjelikleri boykotla ademiyete terk etme ve ateşini söndürme ile mükelleftir. Mümin Müslüman olan ve Müslüman kalabilmek için farzdır.

Allah insanlara “Zalimlerin yanında olmayın; sonra ateş sizi de yakar. Allah’tan başka dostlarınız olmadığına göre bir yerden yardım da göremezsiniz! Hud-113” diye buyurur. Allah yolunda cihad ve boykot ediniz buyurur.

Siyonist haçlı zihniyetince piyasaya sürülen, boykotu kırmaya, zayıflatmaya ve cihadı akamete uğratmaya çalışan lider görünümlü hainler, tüccarlar, sanayiciler, akademisyenler had safhadadır.

Cihad olan boykotu kösteklemek, engellemek için sahaya sürülmüştür münafık, müfsid hainler. Müslüman görünümlü iki ayaklı şeytanlar.

Zalim her davranışı ile haddi aşar, yakıp yıkar. Siyonist haçlı zihniyetinin temel amacı zalimlik ve dünyayı fesatla, sömürüyle yıkmaktır, yakmaktır.

Gazze'de, Filistin’de, Türkistan’da, Afrika’da, Arakan’da ve dünyanın bütün mazlum coğrafyalarında zalimler yakıp yıkmakta

Mümin Müslüman “kamet” ve “istikamet”ini her daim “vahiy”nin ve sünnetin ışığında belirlemesi bir zorunluluktur.

Toplum içindeki, davranışları, eylemleri, ticareti, alışverişi kısaca hayatının her dilimini buna göre düzenlemesi gerekir. Zira cihadla mükelleftir.

Kısaca cihadla şuurlu olmak gerekir. Şuurlu olmak insanın içinde bulunduğu zamanı, mekânı, hadiselerin mekân ve zamanla olan münasebetlerini kavraması, bilinci olmak ve eylemlerini ona göre tanzim etmek demektir.

Dolayısıyla Mümin Müslüman olumsuzluğa karşı daim olarak cihad/ “Boykot şuuru”na sahip olması gerekir. Farzdır.

Unutulmamalıdır ki boykot direniş ruhudur, ruhun dirilişidir.

Selam ve Sabırla… 28.10.2024

27 Ekim 2024 Pazar

Sohbet Ülfeti Sağlar

 Sohbet Ülfeti Sağlar

Veysi ERKEN Dr.

İslâmî yaşayış tarzında “sohbet” halkaları önemli/ehemmiyetlidir. “Sohbet” “ülfet”i sağlar, arttırır, birlik ve birliğin tesisinde etkili ve tesirli olur.

“Sözlükte “kısa bir süre de olsa birlikte olmak” anlamındaki sohbet kelimesi “arkadaşlık edip ünsiyet kurmak, bedenle ya da gönülle uzun süre beraberlik hali, dinî veya dünyevî konuların konuşulduğu toplantı” gibi mânalarda kullanılır.

Kur’an’da Hz. Ebû Bekir’in Resûl-i Ekrem’in sahibi (arkadaş) olduğundan bahsedilmiştir (et-Tevbe 9/40). Sohbet kelimesinin sözlük anlamı dikkate alınarak Resûlullah’ın sohbetinde bulunan Müslümanlar için “ashap” ve “sahâbe” terimleri kullanılmıştır. Hz. Peygamber ashabını sohbet aracılığıyla bilgilendirip eğittiğinden bu sünneti takip eden âlim ve sûfîler de sohbet halkaları düzenleyerek ilimlerini halka aktarmışlardır.

Sohbet, yaygın olarak “şeyhin ya da âlimin sözlerini dinlemek üzere tertip edilen dinî-tasavvufî toplantı” anlamında kullanılır. Gıybet, yalan, iftira, söz taşıma gibi günahlar içermeyen, hoş vakit geçirmek için yapılan ve muhabbet etme, yarenlik etme gibi deyimlerle ifade edilen sohbetlere katılmakta dinen bir sakınca görülmemiştir.” https://islamansiklopedisi.org.tr/sohbet

Sohbetin izahından anladığımız ve çıkardığımız şudur.

Sohbetsiz   “ülfet” olmaz.

Günümüzde “sosyal medya” denilen ortamda her gün binlerce kişi ile görüşür, konuşur, tartışabiliriz. Ama bu görüşmelerin sonucunda “ülfet” oluşmuyor, bazen düşmanlıklar artıyor.

Evet.

“Sözlükte “alışmak, birleşip kaynaşmak, sevmek” anlamındaki ilf (elf) kökünden türeyen ülfet insanların birbirine ilgi ve sevgi duymasını, destek olmasını sağlayan, toplumsal uyum, birlik ve beraberliği güçlendiren kaynaşma ve birlikte yaşama eğilimini ifade eder (Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât, “elf” md.; Lisânü’l-ʿArab, “elf” md.; Gazzâlî, II, 157, 158).

Aynı yahut yakın mânalarda i’tilâf/teâlüf (uzlaşma), üns/müânese (kaynaşma), ihtilât (birlikte yaşama), muâşere, sıla/tevâsul, mücâlese (bir arada bulunma); bunların karşıtı olarak da teferruk (ayrışma), teferrüd (tek başına yaşama), ihtilâf, tekātu‘ (birbirinden kopma), tedâbür (birbirine sırt çevirme), tebâyün (zıtlaşma) ve hicret gibi kavramlar kullanılır (meselâ bk. Mâverdî, s. 148-150; Râgıb el-İsfahânî, eẕ-Ẕerîʿa, s. 369).  https://islamansiklopedisi.org.tr/ulfet

Bu iki kavramdan çıkardığımız sonuç şudur.

Günümüzün sosyal gruplarında, derneklerinde, vakıflarında “sohbet”ler azalmış, “ülfet” yok derecesine düşmüştür.

Gençler “sohbet” ortamlarından uzaklaşmış veya uzaklaştırılmış sonucunda “ülfet” yerine toplumsal gerilimler, çatışmalar, bunalımlar, vahşetler ve cinayetler artmıştır, artmaktadır.

Yapılması gereken şudur.

Yeni bir dil ile iletişimi kurmak, sohbet ortamlarına gidişi kolaylaştırma, yol ve yöntemlerini uygulamak ve toplum katmanlarında “ülfet”i gerçekleştirmektir.

Aksi takdirde toplumsal felaket ve yıkım katlanarak artacaktır.

Selam ve Sabırla… 27.10.2024