30 Ağustos 2026 Pazar

Tarihimiz Tutuklu mu?

Tarihimiz Tutuklu mu?

Veysi ERKEN Dr.

Evet tutukludur.

Merhum Mehmet Genç “Normalde geçmişte olanlar değişmez; değişmesi gereken gelecektir. Toplumlar değişmeyen geçmişi öğrenip geleceklerini değiştirmeye çalışır. Hâlbuki Cumhuriyet döneminde öyle bir hata yapılmıştır ki; değişmemesi gereken mazideki olaylarla oynanmış ama değişmesi gereken gelecek tutuklanmış değişmez hale getirilmiş. Tarihçiliğimizin temel sorunu budur.” Derin Tarih’in Tarihi 100 Ay Boyunca, Derin Tarih Kültür Yayınları, No.69, İstanbul-2020, s.92. tespitinde bulunmuştur ki, gerçeğin kısa ve öz ifadesidir.

Bu ifadeyi okuyunca aklıma 1984 isimli romanda geçen Hakikat bakanlığı geldi.

Romanı okuyanlar bilir. 

Hakikat Bakanlığının asıl ve asli görevi Medya, eğlence, sanat ve tarihi belgelerin tahrif etmesidir.

Hakikat bakanlığı gerçek belgeleri tahrif etmekten, değiştirilmesinden sorumludur.

Maalesef ülkemize hâkim olan sabetayist, Siyonist zihniyet yıllardır tarihi belgeleri tahrif etmek, yok etmek ve hakikatin ortaya çıkmasını engellemekle meşguldür.

Bunun için işlenmedik mel’anet yoktur.

Tarihi olay ve olguların üstü bunun için örtülmektedir.

Belgelerin yayınlanmasını bunun için yasaklanmaktadır.

Maalesef tarihimiz esaretten, tutsaklıktan kurtulmuş değildir.

Uğur Mumcu "Bu ülkede banka soyarken kar maskesi, ülke soyarken Atatürk maskesi takılır" diyordu.

Evet.

Atatürk maskesini takanlar tarihimizi tutsak ve esir etmeye çalıştılar ve epey mesafe kat ettiler.

Hakikati ve hakiki belgeleri yağmaladılar, sattılar, tahrip ve yok ettiler.

Kurtarılan belgelerin yayınlanmasını engellediler ve engellemeye çalışıyorlar.

Muallim Naci hiçbir hakikatin gizli kalmaması için meramını şu şekilde dillendiriyordu.

“İhtirâz-ı ta’neden kalmakdadır âhım nihân

Bir hakîkat kalmasın âlemde Allahım nihân”  Kötülenmekten/kınanmaktan çekindiğim için âhım gizli kalmaktadır. Hiçbir hakikat gizli kalmasın şu âlemde Allah’ım”

Evet.

Türkiye’de hiçbir hakikatin gizli kalmaması için Tarihimizin ve belgelerimizin tutsaklıktan, esaretten kurtarılması şarttır, farzdır, elzemdir.

Bunun için yapılması gereken şey zihin ve ayak bağı olan mevzuatın tasfiyesi ve Atatürk maskesini takmış olan sahtekârların maskelerinin düşürülmesidir.

Merhum Sezai Karakoç “Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Hâlbuki biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak…” diyordu.

Unutulmamalıdır ki,

Hakikat güneş gibidir. “Güneş balçıkla sıvanmaz” ve “yalancının mumu ancak yatsıya kadar yanar.”

Tutuksuz ve hür tarih günlerinde buluşalım inşallah.

Selam ve Sabırla… 30.08.2026

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?