11 Nisan 2019 Perşembe

Siz de kaybettiniz


Siz de kaybettiniz

Veysi ERKEN

            Değerli dostlar
            Seçimler bitti.
            Seçim ile ilgili değerlendirmemi daha önce yapmıştım.
            Cumhur ittifakı her ne kadar sayısal olarak çoğunluğu elde etmiş, belediye başkanlıklarında yüzde yetmişinden fazlasını kazanmış olsa da manevi ve değerler boyutunda kendini muhasebeye çekmesi gerektiğini ifade etmiştim.
            O yazımdan bir parça:        Buradan hareketle diyorum ki, cumhur ittifakını oluşturan partiler ve partililer nefis muhasebesi yapmalı ve hata, kusur ve günahlarını terk etmelidir.
            Özellikle AK parti kendi içindeki pensilvanya şeytanlarından kurtulmalıdır. Zira bu seçimde “esasında ben ak partiliyim ama…” deyip CHP için çalışan yüzlerce ahlaksızla karşılaştım.
            Bu tip ahlaksızlar cumhur ittifakına zarar vermişlerdir.
            Acilen tedbir alınması gerekir. Tabii ki, bu tipler sadece seçmen değil, partinin, bürokrasinin ve cumhurbaşkanlığına kadar uzanan kaymaklı kitledir.
Cumhur ittifakı aslına döndükçe kazandığını görüyoruz. Özellikle “çağrımız İslam’da dirilişedir” ilkesini yaşayış umdesi haline getirdikçe kazanma oranı artmaktadır.
Seçimin bir başka açıdan okunuşu CHP zihniyetinin etrafında kümelendirilenlerle ilgili olmalıdır.
HDP kaybetmiştir ve kaybetmeye mahkûmdur. Dikkat edilirse korkunun egemen olmadığı yerlerde HDP dağılma sürecine girmiştir. Bundan sonra da korku egemen kılınmadıkça toparlanması mümkün değildir diye düşünüyorum.
Meral Akşener’in partisine gelince kuruluşundan beri bir görevinin olduğunu ifade ediyorum. Bu parti de kaybetmiştir.
Zira bunun misyonu ülkücü ve milliyetçi bilinenlerin zihniyetini değiştirerek CHP zihniyetiyle özdeşleştirmek olarak ortaya çıkmıştır. Meral Akşener bu misyonunu ifa etmiş ve hiçbir şehirde seçimi kazanamamıştır.
Kendini milliyetçi veya ülkücü olarak ifade edenlerin düştükleri durumdan kendilerini kurtaracaklarını zannediyorum.
Bunun örneklerini pek çok şehirde gördüm. Meral Akşener’in partisi de dağılma sürecine girmiştir. O partide olan ve hüsn-ü niyet sahibi olanlara tavsiyem bir an önce orayı terk etmeleridir.
CHP’ye gelince bütün dış ve odakların desteklemelerine rağmen hep kaybetmektedir. Sebebi gayet açıktır. CHP zihniyetinin kodları milletin değerleriyle uyuşmuyor. CHP’lilere tavsiyem ya kendi ilkelerinizi değiştiriniz veya partinizi fes ediniz.
Bu seçimde en örgütlü çalışan Siyonist haçlı zihniyetinin parçası, piyonu ve taşeronu olan haşhaşi fetö örgütüdür diye düşünüyorum.
Bu seçimde yalan, iftira, inkâr gibi yöntemlerle milletin zihnini bulandırmaya çalışmışlardır.
Bu yöntemleri seçim öncesinde kullandıkları gibi, seçim sonrasında da kullanmaya çalışacaklardır. Gayrı Müslim topluluk olduğu için makyavelist anlayışla her yolu ve pisliği rahatlıkla kullanıyorlardır.”
Seçimle ilgili değerlendirmemi okudukları halde yüzlerce kişi Adnan İslamoğulları beyinin yazısını nazire olsun diye tarafıma gönderiyorlar.
Adnan Bey bizden genç bir kardeşimizdir. Yazısını bana gönderenlere cevaben kısa bir değerlendirmemle birlikte kendini cumhur ittifakının karşısında konumlandıranlara diyorum ki, SİZ DE KAYBETTİNİZ
            Evet;
            Adnan beyin “Kabul edin, siz kendinize yenildiniz” başlıklı yazısını okudum. Bütün tespitlerine katılıyorum.
Ve Siz de  Kaybettiniz.
Siz bir bayanın peşine takılarak   milliyetçi ve ülkücü bilinenlerin ilke ve ülkülerinden tamamen kopmalarına vesile oldunuz.
Kaybettiniz 
Siz de kaybettiniz.
 Domuz sever, ezanın yurdumun üstünde ebedi susmasını isteyenlerle bir ve beraber oldunuz.
Siz de kaybettiniz.
Kürdistan’da biz kazanacağız, batıda cumhur ittifakına kaybettireceğiz diyenlerle kol kola girdiniz, aynileştiniz.
Siz de kaybettiniz. Beş büyük şehre kayyum atadık diyenlere ses çıkarmadınız. Bu ifadeleri kabullendiniz. Benzeştiniz.
Siz de kaybettiniz.
Topraklarımızı arzı mev’ud olarak kabul ederek “Türkler burayı işgal ettiler, bereketi yok ettiler” diyen Siyonist haçlı zihniyetlilerle hemhâl oldunuz.
            Siz de kaybettiniz.
            Ümmet bilincini yok edenlerle olsunuz. İlk uygulamalarıyla mülteci ve muhacirlerin rızkını kesmeye çalışan CHP’lilere yamandınız.
            Siz de kaybettiniz.
            Sizler Osmanlı coğrafyasını 6 yılda darmadağın eden ittihat ve terakkinin devamı olan CHP zihniyetine dönüşerek ilke ve ülkülerinizi terk ettiniz.
            Siz de kaybettiniz.
            Sizleri dönüştürdüler. Her şeyimizi kaybetmeye vesile olmaya çalıştınız.
            Kısaca;
Evet, iktidardakiler kaybettiler, değerleri tarumar ettiler. Ama kaybeden sadece onlar değil, kirli ittifakın parçası olan sizler de kaybettiniz. Siz de itiraf ediniz. Belki titreyip kendinize dönersiniz.
            Yüzlerce kişi tarafından nazire olsun diye gönderilen yazı:

KABUL EDİN ARTIK, SİZ KENDİNİZE YENİLDİNİZ...

Bir seçim yaşandı ve kaybettiniz, aldığınız yüzde bilmem kaç oya rağmen, aldığınız bilmem kaç tane belediyeye rağmen siz kaybettiniz…

Yaptığınız bütün itirazlar, bürokrasi üzerinde kurduğunuz tüm baskılar yenilginizin ağırlığından…

Siz kaybettiniz ve sizinle birlikte sürdürmeye çalıştığınız düzen kaybetti…

Yapmadığınız ne kaldı bilmiyorum, lâkin artık mızrakların ucuna Kur’an sahifelerini takarak bir Cuma çıkışında sokaklarda da yürüseniz kaybettiniz, söylediğiniz her söz artık, “Bâtılın kast edildiği hak sözler” olacaktır…

Siz, aslında yüzde bilmem kaç oy ve belediyeleri kaybettiğinizi sanıyorsunuz, en büyük yanılgınız da bu!..
Şimdi biraz geriye dönün ve yine bir Mart ayında, 1994 yılında yapılan mahallî seçimlere bir bakın, kazandığınız oylara, belediyelere bir bakın. Daha da önemlisi o döneme ait fotoğraflarınıza bakın ve kurduğunuz cümleleri tekrar okuyun. Nereden nereye geldiğinizi anlamak isterseniz eski albümlerinizi karıştırın, onlara bakın. O yıllarda oturduğunuz evleri hatırlayın. Başörtüsü yasaklarına karşı kilometrelerce uzunlukta el ele tutuşarak oluşturduğunuz demokrasi zincirlerindeki fotoğraflarınıza bakın, emin olun kendinizi tanımakta zorlanacaksınız…

Siz kaybettiniz, sizi kendi hikâyeniz yendi, siz kendi hikâyenizin altında kaldınız…

Çünkü sizin hikâyeniz ‘Mekkeli bir yetimin’ hikâyesinden ilham alıyordu, siz Mekkeli o yetimi unuttunuz. Siz, O ‘Mekkeli yetim’in altına bir şilte serildiğinde, “Benim dünya ile ne işim olabilir!’ diyerek reddettiği şiltenin altında kaldınız...

Sizi Ömer’in hususî hayatında kullanmadığı devletin mumunun alevleri yaktı, siz o mumun alevleri altında kaldınız…

Çok beğendiği Şam işi bir kilimi Aişe’nin evinde gördüğünde, “Korkarım ki müminleri bu dünya merakı yakacak” diyen Ömer’in hassasiyetini unuttunuz, siz o kilimin altında kaldınız…

Siz, bir gayrimüslimin arazisi için Şam Valisi’ne “Camiyi yık, adaleti yıkma” diyen Ömer’in adaletinin altında kaldınız…

Siz, başörtüsü mücadelesini kazandınız, ama tesettürün hikmetinin, tesettürün haysiyetinin, tesettürün ahlâkının ve tesettürün hicâbının altında kaldınız…

Siz, iktidara geldiğinizde demokrasi mücadelesini kazandınız, ama demokrasinin ruhunu, demokrasinin herkes için olması gerektiği gerçeğini, demokrasinin kültürünü, demokrasinin her şeyden ve sizin gibi düşünmeyenler ve sizin gibi yaşamayanlar için bir garanti olduğu hakikatini kaybettiniz, siz demokrasiye yenildiniz…

Siz, bir meclise teşrif ettiğinde ayağa kalkılmasını yasaklayan o ‘Mekkeli yetim’in tevâzuunu unuttunuz, “Beni Hristiyanların İsa’yı övdüğü gibi övmeyin” diyen o ‘Mekkeli yetim’in tevâzuunu unuttunuz, siz kibrinize yenildiniz…

Siz, sahip olduğu tüm servetini bağışlayan Ebû Bekir’in kızının, “Bize ne bıraktın?” diye sorduğu soruya, “Allah’ı ve Resûlünü bıraktım, yetmez mi?” diye cevaplayan Ebû Bekir’in cömertliğini unuttunuz, siz kaybettiğiniz yetinme duygunuza yenildiniz…

Siz, “Dağlara buğdaylar serpin, Müslüman ülkesinde kuşlar aç kaldı demesinler” diyen, “Fırat’ın kıyısında kurdun kaptığı koyundan mesulüm” diyen Ömer’i unuttunuz, dağıtan değil, biriktiren vakıflar kurdunuz, dağıtan değil, zenginleşen vakıflar kurdunuz, dağıtan değil, komisyon alan vakıflar kurdunuz. Siz mizanı unuttunuz, siz hileli tartan terâzinize yenildiniz…

Ve siz…

Haksızlığa mâruz kaldığınızda haykıran sizler, başkalarına yapılan haksızlıklar karşısında hep sustunuz, “Haksızlık karşısında suskun kalan şeytandır” sözünün hikmetini unuttunuz, siz hikmetsizliğinize yenildiniz…

Şimdi feverân ediyorsunuz…

Ne için?

Yüzde bilme kaç oy için, kaybettiğiniz belediyeler için…

Siz aslında neleri kaybettiğinizin farkında değilsiniz…

Siz ölçünüzü kaybettiniz, siz adalet duygunuzu kaybettiniz…

Siz, hikâyenizi kaybettiniz…

Oturun asıl bu kaybettiklerinize ağlayın…

Siz kaybettiniz… Kaybetmekle kalmadınız, savunduğunuz tüm değerleri de yıprattınız…

ADNAN İSLAMOĞULLARI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Yazı Hakkında Ne Düşünüyorsunuz?